ÇAĞDAŞIMIZ GAZÂLÎ
Malazgirt ruhu, Nizamiye’de muadilini buldu. Nizamiye, yaşanan birinci medeniyet krizinin anlaşılması, anlamlandırılması ve aşılması sürecinde kilit rol oynadı.
Gazâlî kurucu adamdı burada. Alparslan, ardından oğlu Melikşah kurucu olarak, Nizamülmülk uygulayıcı olarak, Gazâlî ise temelleri-koyucu bir âlimler, ârif ve hakîm şahsiyetlerinin toplamı bir büyük öncü âlim ve dâhi olarak bizim bin yılımızı kurdular. Çeyrek asırda bin yılımızı kuracak bir devrim yaptılar.
Yaptıkları devrim sadece Müslümanların tarihini ve kaderini değiştirmekle kalmadı, dünya tarihinin akışını da değiştirdi.
Gazâlî en çok yanlış anlaşılan düşünürlerin başında geliyor. Gazâlî’nin akla darbe vurarak İslâm medeniyetinin 12. asırdan itibaren tarihten çekildiğini söyleyen insanlar, bütün hâdiselere Batı-merkezci perspektiflerle şaşı bakan ve yaşananları anlamakta zorlanan entelektüel melekeleri kötürümleşmiş insanlar.
Gazâli bin yılı kuran Ehl-i Sünnet omrurga’yı üç sütun üzerinden inşa ederek hem Batı’dan gelen ve içeride yaşanan felsefî-akîdevî krizi aşmamızı hem Sünnî temelde güçlü bir fikrî atılım gerçekleştirmemizi hem de siyasî olarak İslâm dünyasının bu akîdevî-felsefî-fikrî Ehl-i Sünnet omurga üzerinden tarihin akışını değiştirecek büyük bir atılım yapmasını sağladı.
Sonuçta İslâm medeniyeti, eksen değiştirdi, Babürlüler, Safevîler (Şah İsmail’e kadar Safevîler Sünni’dir) ve Selçuklular-Osmanlılar üzerinden dünya tarihini 13.yüzyıldan 18. yüzyıla kadar Müslümanların yapmasını mümkün kılan bir atılım gerçekleştirdi.
İkinci büyük medeniyet krizinin eşiğinden geçtiğimiz iki asırlık süreçte Gazâlî’nin çağdaşımız olduğunu söyleyeceğim.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.