Önce Gazze’de bütün dünyanın seyrettiği, üstelik de canlı yayında aktarılan ve bütün dünyanın büyük ülkelerinin liderlerinin soykırımcı İsrail’in eli kanlı, gözü dönmüş başbakanı Netanyahu’nın önünde diz çökmekten çekinmedikleri ürpertici bir yok oluş zamanın tam ortasındayız.
DÜNYA AHLÂK SINAVINI KAYBETTİ
Dünya ahlâk sınavını kaybetti.
İnsanlık, hayatı anlamsızlaştıracak, insanı, insanlığından uzaklaştıracak kadar esaslı, köklü, çok büyük bir ahlâk sorunu ile karşı karşıya: İşte bu ispatlandı.
Ahlâk varoluşun temelidir: Hem varolmanın hem de yaşayabilmenin esası; anlamlı, yaşamaya değer bir hayat sürdürmenin olmazsa olmaz şartı.
Bir yerde çocuklar, masum insanlar katlediliyorsa, tecavüze uğruyorsa, dünyanın gözünün içine baka baka soykırım yapılıyorsa, üstelik de bütün bu cinayetler canlı yayınlanıyorsa, daha da vahimi, bu katliamı durdurması gereken ve birlikte hareket etme kararı alarak müdahale ettikleri takdirde durdurabilecek konumda olan dünyanın en güçlü ülkelerinin başbakanları, devlet başkanları bu katliamı yapan soykırımcının önünde bizzat Tel Aviv’e giderek diz çöküyorlarsa orada insanlık tefessüh etmiş, ahlâk yerle bir olmuş demektir.
YÜREĞİ HAKİKAT İÇİN ATAN ADAM NİETZSCHE’NİN ÇIĞLIĞI
Yüreği hakikat için atan, hakikat uğruna varolma çilesi çeken, hakikatin olmadığı, ayaklar altına alındığı bir dünyanın / modernitenin ipini çeken, moderniteyi çarmıha geren, kendi ifadesiyle “üst insan” Nietzsche nasıl da sarsıcı bir şekilde haykırmış ve isyan etmişti: “Ahlâkımız, felsefemiz dekadansın formlarına dönüştü, karşı devrim sanattır” demişti.
Yazının devamı için:https://www.yenisafak.com/yazarlar/yusuf-kaplan/osmanli-ruhu-ve-yeni-dunya-duzeni-4787435































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.