• İstanbul 22 °C
  • Ankara 19 °C

Mesut BİLGİNER: Eş Şeyh Safer Dal (KS) Efendimin Halısı

Mesut BİLGİNER: Eş Şeyh Safer Dal (KS) Efendimin Halısı
Hicrî 5 Zilkade 1419 tarihinde ahirete göçen Safer Efendimiz aziz hatırasına…

15. yüz yıl şairi Hayalî’nin asla eskimeyen ve değerini kaybetmeyen ifadesiyle “geçmiş zaman olur ki, hayalî, cihan değer.” Tevriye sanatının muhteşem bir örneği olan mısradaki “hayalî” kelimesi hem şairin kendisine hem de hayal kurmaya işaret eder. Biz de bu mısraı Diyar-ı Rûm’un Hâfız-ı Şirâzî’si Mehmet Hayalî Efendi’den ödünç alarak hikayemizi anlatalım:

                                Kahramanmaraş Zâviyesi

1995 yılıydı galiba. Ergenekon İşhanı’nın giriş katındaki ofis Maraş’taki Cerrâhî Zâviyesi’nin mekânıydı. Mehmet Efendim, kiraladığı ofisin ön bölümünde mühendislik faaliyetini icrâ ediyor, ahşap bölmenin arkasındaki şark köşesi ise Meydan-ı Şerif olarak kullanılıyordu. Cuma geceleri bir araya gelerek kuudî, kıyamî ve devranî zikir usûllerini öğrenmeye çalışıyorduk. Bahaeddin Ağabeyim, rehberim Mustafa Ağabey, Sakıp Hoca, Cevdet Bey, Sadri Bey, bazen Fatih Bey… Zaten kaç kişiydik ki? İnce bir sergi-kilim mi vardı, yerde? Kış mevsiminde akşam üzeri iş hanının kaloriferi dinlendirildiğinden yatsı vakti içerisi soğuk olurdu.  Mevsim itibariyle oda soğuk olmasa bile nâzenin olan bizler için yerdeki kilimler ince sayılırdı…

                             Âsitâne’de meşk günü

Pazartesi günü İstanbul’a vâsıl olduk. Âsitâne’de pazartesi günü meşk günüdür. Safer Efendim, 1940’lı yıllardan 90’lı yıllara kadar yaklaşık 50 sene tekke mûsikîsini derleme işini yapmıştı. Dolayısıyla tekke mûsikîsi diye bilinen müziğin arşivinin büyük bir kısmı Safer Efendi’nin derlediği eserlerden oluşmaktadır. Safer Efendim, yıllar boyu makaralı teyplerle kaydettiği ilahileri merhum Cüneyd Kosal üstadımız ve Ahmet Efendimiz ile notaya aldırmıştı.

Ahmet Efendim Hazretleri bu süreci şöyle anlatmaktadır: Bugün Türkiye ve başka ülkelerde Tasavvuf Mûsikîsi repertuvarı ve de basılı notaları varsa bunun %75–80’i Safer Efendim sayesindedir. Bir gün, makaralardan kasetlere aktarma imkânı oluştu. Safer Efendi kimsenin nota vermediği, ses kaydı vermediği zamanlarda ömrü boyunca biriktirdiği bir arşivi var. Cüneyt Kosal’a rica etmişti. Cüneyt Hoca her hafta 10-15 tane ses kaydından derlediği notaları yazar, temiz temiz getirirdi. Pazartesi meşkte onları okurduk. Cüneyt Hoca orada kanun çalardı. Safer Efendim, bana da bir gün ‘Bir yerden başlamamız lazım, bunları notaya al’ dedi. Ben de ‘Eyvallah Efendim’ dedim ve notaya almaya başladım. Orada Muharrem İlâhileri, Nühüft Durak, ‘Kurretül Ayn-i Habib-i Kibriyâsın Yâ Hüseyn’ gibi nice İlâhileri notaya aldım ve sonra çeşitli konserlerde okudum.”

Her pazartesi bu eserler defalarca tekrar edilerek öğrenilir ve icra edilirdi. Eş Şeyh Muzaffer Ozak Hazretlerinin nutk-u şerifini Eş Şeyh Ahmed Efendim Hazretleri Hüseyni makamında duymuş ve bestelemiş;  

“Affet isyânım benim, Hâlim yamân Allahım
Ref'et nisyânım benim, Meded amân Allahım.

 

Ümmet et Habîb’ine, Gönüller tabîbine
Rahmeyle garibine, Meded amân Allahım

 

Aşkî'yi âzâd eyle, Cemâlinle şâd eyle,
Kulum diye yâd eyle, Meded amân Allahım”

 

O gün her zamanki gibi taksimler yapılmış, ilahiler, kasideler peş peşe okunmuş, Kur’ân-ı Kerim ziyafeti ve duayla meşk tamamlanmıştı.

Vakit gece yarısını geçerken Muzaffer Babaya niyaz ederek destur istedim. Muzaffer Baba da Safer Efendime “Maraş’tan gelen evlâdınız destur istiyor” dedi. Hemen Safer Efendimin ellerinden öperek ayağa kalktım ve Hazrete sırtımı dönmeden geri geri çıkıyordum. Tam meşk odasının kapısında bir ayağım içeride bir ayağım dışarıdayken Hazretim seslendi “Maraş’lı.” Bir an dondum: “Buyurun Sultan’ım” diyebildim. Tekrar seslendi; “bir halı versem, götürür müsün?” dedi. Zarâfete, kibarlığa bakar mısınız? Emir vermiyor, soru soruyor. Çünkü, Sevgili Peygamberimiz hizmetnişinlere emir vermez; yapıp yapamayacaklarını sorardı. Hani Peygamber Efendimiz saadetle buyurmuştu, ya: “Benim vârislerim, İsrailoğullarının peygamberleri gibidir”. Safer Efendim de tam bir vâris-i peygamberdi.

                                  Safer Efendimin Hediyeleri    

Ertesi sabah Sahaflar Çarşısına uğradım. Sahaflar şeyhi olarak maruf Muzaffer Ozak Efendimin sahaf dükkânını, mahdumu Cüneyd Beyi ve yeğeni Fatih beyi ziyaret etmek için. Fatih beyle kısa bir sohbetten sonra izin isterken dün geceyi anlatınca masanın altından battal boy çok sağlam bir poşet-çanta çıkardı ve “bu da yanında bulunsun” dedi. Verene değil, verdirene bakın; ya Rabbî, senin dostlarının sağı solu belli olmazmış. Karagümrük’teki Vakfa uğradım. Boya badana yapan canlardan biri “Safer Efendi’min emir buyurduğu halılar bunlar, biri sizinmiş” dedi. Malumunuz halıların alt tarafı sert olursa kıvrılmaz, sadece rulo yapılır. Ancak bu halılar Vakfın kıdemli halıları olduğu için iyice yumuşamıştı. Kim bilir, üzerinde senelerce kaç Allah dostu namaz kılmış, ne zikir meclisleri kurulmuştu? Böylece katlanabilir ve paketlenebilir hâle gelmişti. Hemen çantamdan poşet-çantayı çıkardım ve katladığım halıyı içine yerleştirdim; tam olmuştu. Ne birkaç cm fazla ne de birkaç cm eksik. Ayrılırken semâzenlerden biri bir kutu çikolata getirdi ve “bu da sizinmiş, Safer Efendim tembih etti” dedi. Canlara teşekkür ve Hz. Pîr Efendimize niyaz ederek ayrıldım.

                              Kahramanmaraş’a dönüyorum

Hikâyemiz bitmedi. Safer Efendimin halısı ve çikolata paketiyle memleketime vasıl oldum. Dört gözle perşembe gününü bekledim. Akşam olunca, Safer Efendimin halısı omuzumda, keyifler zirvede, dilimde güftesi Muhibbî Safer Efendi’me, bestesi Derviş Kanunî Cüneyt Kosal’a ait hicaz ilahi, yürüyerek Zâviye’ye gidiyorum:

“Hakkın emrin tutalım, Yasaklardan kaçalım,
Rabbin Lütfun bulalım, Gel zikredelim Hakk'ı.

İbadete gayret et, Hak Resûl'e salât et,
Fukaraya himmet et, Gel zikredelim Hakk'ı.

Ölmeden öldün ise, Hakk’ı Hak bildin ise,
Muhibbî duydun ise, Gel zikredelim Hakk’ı.”

Yatsı vakti ihvan toplanınca Hazretime ve canlara niyaz ederek halıyı ortaya açtım. Herkes birbirine bakınca Hazretim “geçen ‘hafta dizlerimiz üşüdü’ dediniz ve halı istediniz. Bakın Safer Efendim İstanbul’dan göndermiş” buyurdu…

Ya hu canlar, hadi beni geçtim, Safer Efendimi niye uğraştırdınız? İsteseydiniz size evden bir halı getirirdim!

Hâmiş: Cerrâhî Âsitânesi’nin 20. Postnişini El Hacc Es Seyyid Eş Şeyh Sıddık Safer-ül Muhibbî El Cerrâhî Hazretleri, miladî 21 Şubat 1999 (5 Zilkade 1419) tarihinde ahirete göçtü ve Türbede Cenâb-ı Pîr Muhammed Nureddin Cerrâhî Efendimize komşu oldu.

 

                                             

Bu haber toplam 554 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim