• İstanbul 18 °C
  • Ankara 14 °C

Mesut Bilginer: Yücel Ayrıçay Hocam İçin,

Mesut Bilginer: Yücel Ayrıçay Hocam İçin,
1996 yılı Ocak ayında, 17 yıllık özel sektör geçmişimi arkada bırakarak yeni bir başlangıç için KSÜ’de işe başladım.

Biraz Göksun MYO’da, biraz İslahiye MYO’da derslere girerken İİBF Dekanımız cennet-mekân Şahin Akkaya Hocamız “Fakülte’de piyasa tecrübesi olan bir muhasebe Hocasına ihtiyacımız var, gelir misin?” diye sorunca “Tabii ki, hemen gelirim” dedim. Geldim amma,  o tarihte 28 Şubat sürecinin ön belirtileri ortaya çıkmaya başlayınca, KSÜ’ye sonradan gelen herkes şüpheyle karşılanıyordu. Fakülte personelinin hepsi Bahçelievler Kampüsü’nde bir koridordaki sağlı-sollu odalarda tıkış-tıkış oturuyordu. Bizi de koridorun girişinde sağda bir odaya yerleştirdiler. Çoğunluğunu Araştırma Görevlileri ile öğretim görevlilerinin oluşturduğu Fakülte’de yeni gelen bu kişiye kuşkuyla bakanlar vardı. Gelen kimdi? Niçin gelmişti? Hâlbuki bir an önce mesai arkadaşlarıyla kaynaşmak istiyor ama istediğim geri dönüşü alamıyor, gizli bir bariyeri hissediyordum.

Fakültede Adnan Çelik Hocamla hemen kaynaştık. Odama gelerek “hoş geldiniz” diyen iki asistandan biri Uğur Hocam, diğeri Yücel Hocamdı. Odama güler yüzle selam vererek girdi ve “hoş geldiniz, tanışalım, adım Yücel Ayrıçay, işletme bölümünde asistanım” dedi. Hani ecnebiler “ilk intiba en iyi intiba derler” ya, nihayet rahat arkadaşlık edebileceğim biriyle tanıştım. Zaten sonraki zamanlarda hakkımdaki bütün kuşku bariyerleri kalktı ve herkesle kaynaştık. Yücel Hocam, o ilk haftalardaki tanışıklığımızda oluşan müsbet görüşümü sonraki yıllarda pekiştirdi; yeni bir dost kazanmıştım.

Aradan geçen yıllarda zaman zaman onunla birlikte dershaneye giderek risale dersleri dinledim, Yücel hocam bizim Hz. Mevlânâ Kültürü Derneği’ne gelerek tasavvuf musıkisi meşklerine katıldı. Hemen her görüştüğümüzde meslekî, sosyal-kültürel ve dini konular ilgili sohbet ederdik.  Bir gün Alvarlı Efe olarak bilinen Erzurum’lu Nakşibendî-Hâlidî Şeyhi Hâce Muhammed Lütfi Efendiye muhabbetimi anlattım ve bir kaç manzumesini okuduk. Özellikle Peygamber Efendimiz hakkındaki Naat’lardan ve Ehl-i beyt-i Mustafa (SAV) hakkındaki mersiyelerden çok etkilenmiştim;

83e1a03e-5713-40e7-94f9-2ca9c1605ef9.jpg

Ne müşkil hâcetin varsa heman arzeyle Allâh‘e
Der-i Mevlâ dururken bakma LÜTFÎ başka dergâhe
Felekde hâsılı insan isen bir cânı incitme
Günahkâr olma Fahr-i Âlem-i zî-şânı incitme.

Sonra yine bir mersiye okuduk;

Muharrem'dir bugün cânâ gönüller hûn-feşân olsun

Mükerremdir o cân-dâde bu yolda âlî-şân olsun

Huseyn-i Kerbelâ’nın sergüzeştin söylerem ey dil

Dökülsün dâne-i dürler dü-âlemde nişân olsun

Bir sonraki haftada elinde arayıp bulamadığım bir kitapla çıka-geldi: Alvarlı Muhammed Lütfi Divanı. Çok sevinmiştim. Bu kitap hâlen Derneğimizin kütüphanesinde demirbaş olarak durur ve Efe Hazretlerinin her sene-yi devriyesinde ( H. 28 Receb-i Şerif 1376 / M. 12 Mart 1956) kasidehân hocamız Divandan bir ya da iki kaside-mersiye okur; ruh-u şerifleri için Fatiha’lar gönderilir.

Yücel Hocam türküleri de Yazarlar Birliği türkü ekibini de çok severdi. Yücel Hocamın yanı sıra Yazarlar Birliği ekibinden türkü severler olarak İsmail Göktürk Hocam ile merhum Ahmet Doğan Ağabeyi de bilirim. Mehmet Narlı Hocamın “insanlara ‘he’ demekten yoruldum” dediğini de, hatta Dündar Kök Hocamın saz çaldığını, cigara ve çay eşliğinde türküler söylendiğini de hatırlarım.  Ses ver Dündar Hocam hâlâ çalıyor musun?

Yine bir gün dilime bir türkü dolandı:

“Şafak söktü yine Sunam uyanmaz,

Hasret çeken gönül derde dayanmaz,
Çağırırım Sunam sesim duyulmaz,
Uyan Sunam uyan derin uykudan.”

Bu türkünün Malatya’lı Fahri’ye ait olduğu iddia eden bazı sitelere tesadüf ettim Ama gönlümde yerine oturmayan bir şeyler vardı. Niye tereddüt ettiğimi de bir başka yazıda anlatayım.  Sonra başka bir sitede Erzurum’lu Kemânî Haydar Bey ismine denk geldim ama soyadı yoktu.  Bunu en iyisi Yücel Hocama sorayım dedim, konuyu anlattım, “bunu bilen birine sorayım” dedi ve ertesi gün bulmacayı tamamladı. Meğerse Kemânî Haydar Bey, bestekâr Haydar Telhüner’miş. Hani “Hüsnüne güvenme ey ruy-i mâhım, Niceler bu tarz-ı revişten geçti” diye başlayan Hicaz şarkının da bestekârı. Sonra kimden öğrendiğini sorunca yine gülümseyerek “Babamdan, Babam bu işlerden anlar” dedi.

Başka bir gün odama geldiğinde “Hemşehrin Narman’lı Sümmânî’yi sever misin?” diye sordum. Yine gülümseyerek cevap verdi; “sevmez miyim, Baba Sümmânî’yi” deyince hemen masamdaki yeni aldığım kitabı takdim ettim: “Narman’lı Âşık Sümmânî”.

Yücel Hocam haklı: Sümmânî ile Gülperi’yi bilip de sevmeyen var mı? Hikâyeye göre, Sümmânî gençliğinde çobanlık yaparken düşünde üç derviş görür ve bu dervişler, kendisine Gülperi'yi gösterir ve Sümmânî’ye aşk bâdesi içirirler; böylece âşık Sümmânî olur ve Gülperi'yi aramak için uzun yolculuklara çıkar ve hatta Orta Asya’ya kadar gider ama bulamaz; iki sevgili kavuşamadan ölür.

İşte böyle, Yücel Hocam da ehline; eşine ve pırlanta gibi çocuklarına doyamadan 14 Aralık 2023 tarihinde bu fâni âlemden göçtü. Rabbim O’na ve bizlere, Ehl-i beyt-i Mustafa (SAV)’nın huzurunda buluşmayı nasib eylesin. Şimdi artık Yücel Hocam çok sevdiği Efe Hazretleriyle Fatiha yoldaşı oldu:

“Seyreyle güzel kudret-i Mevla neler eyler,

Allaha sığın adl-i Teâlâ neler eyler,

Elbet yürüdür fermanını Kâdir u Kayyûm,

Herkese lâyık sırr-ı tecellâ neler eyler”

Fakülte’de Elif Hocam, Yücel Hocamı sorunca, uzun girişle yazdığım tanışmamızı anlatarak “Yücel Hocam iyi bir Risale-yi Nur talebesi idi ancak cemaat taassubu taşımaz, hemen herkesle rahat görüşebilen biriydi” diye şahitlik ettim.

Bilirsiniz, bebek doğduğunda sol kulağına kamet, sağ kulağına ezan okunur ama okunan ezanın namazı kılınmaz. O ezanın namazı ise kişi vefat ettiğine kılınır. Namazı kıldıracak Hoca Efendi cemaate sorar, merhumu/merhumeyi nasıl bilir siniz? Cemaat cumhuren şahitlik eder; “İyi bilirdik”.

 Ya Rabbi, bizler de şahitlik ediyoruz; “Yücel kulunu iyi bilirdik.”

                                                                                                     Mesut Bilginer

fb1c90b7-8d3f-4b12-94d2-f3491ef1d002.jpg

 

 

 

Bu haber toplam 1104 defa okunmuştur
  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim