Doğrusu hiçbirimiz vazifesini hakkıyla ifa edemedi. Eğer herkes çalışsaydı, vazifesini ifa etseydi, vatan böyle perişan mı olurdu? Biz aklın hükmünü tatil ettik, Allah’ın emrini tutmadık… Zaten akıl ile din başka şeyler değil ki, İlmihalde bile öyle denmiyor mu? Ef’âl-i mükellefin, akil baliğ olanlar için değil midir? Tekâlif-i ilahiyye, bütün aklı başında olanlaradır. Efendimiz (s.a.v) buyuruyorlar ki ‘İnsanın dini aklından ibarettir. Aklı olmayanın dini de yoktur.’ Hadisi sahih bu. Diğer bir hadis de şöyledir: ‘Bir adamın Müslümanlığını sakın ceffe’l-kalem beğenivermeyiniz. Evvela derece-i aklını yoklayınız bakalım.’ Diğer birkaç hadis de şöyledir: Kıyamet günü herkesin nezdi ilahideki mertebesi aklı miktarınca olacaktır. Halk, ameli hayırda bulunur, hayırlı işler yapar. Lakin Cenab-ı Hak sevabını kullarının aklına göre verir.”
İyi ama akla bu kadar hürmet neden?
Çünkü erbabı aklın imanı ile senin benim imanım bir mi ya? Sen ben, babamızdan gördük, yani hazır dine konduk. Akıl sahipleri ise böyle değil, kafalarında her gün kıyamet kopuyor. Şüpheler zavallıların imanına hücum ediyor. Uğraşıyor, birisini deviriyor, biri daha peyda oluyor. Onu da yıkıyor, üçüncüsü çıkıyor. Hâsılı biçarenin ömrü mücahede ile geçiyor, herif alnının teriyle Müslüman oluyor. Tabiidir ki, feryad-ı kıyamette onun, Allah indindeki, Peygamberimiz (sav) indindeki mevkii senden benden çok daha yüksek olacak. Hiç benim imanım ile Gazali’nin imanı bir olur mu? Ben hazıra konmuşum. O hazret ise ömrünü mücadele ile geçirmiş.[1]
Devamı: https://www.maarifinsesi.com/akil-ve-din-arasindaki-bag/































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.