Süleyman KOCABAŞ: KUR’AN YAKMA HAÇLI SALDIRISI VE ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER

Süleyman KOCABAŞ: KUR’AN YAKMA HAÇLI SALDIRISI VE ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER

Avrupa ve Avrupalının Çifte Standardı

         Demokrasinin beşiği, insan hakları ve inançlarına, ferdin yaşama  hakkına saygının kalesi, medeniyet ve medeni olmanın merkezi vb. olarak 400 yıldan beri lanse edilen Kıta Avupası’ nda  (en kısa tabiriyle Batı) neler oluyor neler?  İnanılacak  gibi değil?

        Batı’nın savunduğu bunlara karşı yeni bir iki yüzlülük, yalancılık ve çifte standardını dile getirmek için “Danimarka’lı ırkçı ve faşist siyaset ve politika  adamı” denilen, Stram  Kurs  partisinin genel başkanı,  “Kur’an  yakan  terörist ve cani” si Rasmus Paludan’ ın, Danimarka’nın başkentinde 2020 seçimleri mitinginde Kur’an yaktıktan sonra, bu sefer de ikinci defa olarak üstelik de  “İsveç Hükümeti’ den izin alarak “ denilen, bu ülkenin başkentinde dahası, 15 Ocak’ta yola çıkıp  açıklama yaptığı üzere, “Hem de Türkiye Büyükelçiliği önünde yakma izni alacağım” diyerek,  nihayet kendisine izin de verilince 20 Ocak 2023’de yakma eylemini  bütün tv.  ekranlarından göndük.

      Tarihteki İngiliz Kralı,  “Arslan Yürekli Rıchard”  ve emsallerine   benzemekten olarak, günümüzde onların taklitçisi gibi “kahraman olmaya özenmek ve olmak” tan soyunan Paludan, Kur’an’a önce, hakaretin bir çeşidi yere atıp, fırlattıktan sonra, eline alıp, bütün dünya görsün kabilinden  evire çevire yaktı.

İsveç Hükümetinin de Terörist Paludan  Kadar Suçlu Oluşu

         İşin esasına bakılırsa, İsveç hükümeti de,  bu cani ve kitap yakma teröristinin   bütün isteklerine  izin vermesi sebebiyle en az o da onun kadar suçludur. Yani, anlayacağınız, o caninin Kur’an yakması gibi,  Müslümanların bu mukaddes kitabını kendisinin de yakıyormuş gibi bir suçluluğun içinde olması ve bunu paylaşması bir gerçektir.   Cani Paludan Kur’an’ ı, izinli olduğu halde, bırakınız polislerin seyretmesini,  himayelerinde yakmıştır. İsveç hükümeti, bu olup bitenlerden “özür dilemek” (izin veren zaten özür dilemez)  şöyle dursun, İsveç hükümet sözcüsünün bu eylemi  “ifade özgürlüğü” diyerek savunması, dünya hukuk ve adalet tarihine de herhalde kara bir leke olarak geçecektir.

       Böyle ifade özgürlüğünüz batsın! 1500 yıldan beri bütün İslam dünyası, bugün itibariyle de nüfusu 1.5 milyarı geçmiş Müslümanların, iman, inanç, ahlak kitabı, bu dünya yanında öbür dünyayı da  kazanma hayat rehberleri  olarak gördükleri bu en büyük kutsalları Kur’an,  kendilerinin rehberleri  İncil benzeri kutsallığa  sahip olduğu ve dini, inancı ne olursa olsun herkesin en azından “genel ahlâk ve etiklik” ten de zaten saygılı oldukları halde, İsveç’in bu dünyanın en büyük saygısızlığını “ifade özgürlüğü” olarak savunması, kendisini en az Cani Paludan kadar, “cani olmak” yapılanmasına sokmuştur. Üstelik de, Paludan’a yakma olayından sonra dünyada  gösterilen tepkilere  bu sefer de 23 Ocakta İsveç başbakanının “ifade özgünlüğü” demesi daha da garip olmuştur.  

        Üstelik,  cani ve kitap yakma teröristi, yakma işini neden bir başka yerde değil de Türkiye Büyükelçiliği önünde yakmıştır? Bu, İslam dünyası yanında “ en büyük mesaj” olarak, tarihten günümüze denilerek Batı’da “Bu dünyanın başı” olarak bilinen öncelikle “Türkiye’ye karşı verilmiş bir nabız yoklama ve tepki derecesini ölçme gösterisi” olsa gerektir. Nitekim de Pauldan 23 Ocakta yaptığı açıklamada, bunu “Türkiye’ye gol atmak için yaptım, pişman değilim mesajı vermiştir.   

         Parmus Paludan, kutsal kitap yakmakla, aynı zamanda bu yakmanın “canisi terörist”  olmuştur. Yalnız, elde silah sağa sola saldırmakla terörist olunmuyor. Hele, herkesin gözü önünde cümle âlem görsün diye  Müslümanların mukaddes kitabını yakmak, onlara karşı işlenmiş bir terör suçu olup aynı zamana onları “bedenen” olmasa bile “manen” yakmak, “öldürmek” anlamında “ben senin bu dünyada varlığını istemiyorum,  buna tahammül edemiyorum, yok ol git” demektir. Ona tecavüz etmek, canımıza tecavüz etmek gibidir. Bu haliyle de Kur’an yakmak, Müslümanlara karşı ilan edilmiş bir sanan ve dijital bir savaş  yapılanmasından olarak “Modern ve Yeni Haçlı Seferi” demektir.  Bu savaş, başta Türkiye olmak üzere bütün Müslüman dünyasının varlığına yönelik saldırı olmuştur. Üstelik, bir hafta önce de âdeta “gizli izinli” olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın maketi, bir  meydanda teröristler tarafından ayağından asılmış, sonra da yakılmıştır. İsveç polisi buna da seyirci kalmış, İsveç yüksek mahkemesi ise, olup bitenleri , “Bir suçu unsuru yoktur. İfade özgürlüğüdür” olarak değerlendirmiştir. Bir milletin devlet bakanı, lideri  de onun  onuru ve büyük bir kıymetidir.  Bu sebepten, lideri yakmak,  onun temsil ettiği  milleti de yakmak gibidir. Bu, etik, ahlaki ve hukuki  olmadığı gibi “ifade özgülüğü” de olmaz. Anlaşılan, bütün Batılıları yeni bir hukuk mektebi açarak burada onları  yeniden okutmak gerekiyor.

       Görülüyor ki, adı geçen iki canice ve teröristçe yakma olayının binci hedefi Türkiye olmuştur. Bunun için Türkiye “ebedi caydırıcılık” için ne yapmalıdır?

Türkiye’nin Alması Gereken Tedbirler

       İki yakma olayı da en başta Türkiye’yi hedef aldığı için, bunlara yönelik ilk büyük tepki,  dünyada  ve Müslüman ülkeler içinde kendisinden gelmiştir.  Bu cümleden olarak ilk gösterdiği  tepkiler, en şiddetli bir şekilde kınamak, İsveç Büyükelçisini Bakanlığa çağırıp ondan bilgi almak, ona tepki bilgileri ve tedbirleri öğüdü vermek, yarın  21 ocak’ ta Türkiye’ye gelecek İsveç Savunma Bakanı’nın gelmesini iptal etmek gibi ilk göze çarpan bunlar, alışılmış ve mutat tepkiler olup, faydaları az tepkilerdir.  Türkiye, daha etkili tedbirlerden olarak, İsveç büyükelçisini Ankara’ya çekebilir, İsveç mallarına ambargo uygulayabilir. Özür dilemezse, NATO’ ya girmesini ebediyen unutması hatırlatılabilir. Akla gelebilecek daha başka tedbirlere de başvurulabilir.

     En Etkili Tedbir İçin Araplar Acilen Petrol Ambargosu Uygulamalıdırlar

       Kur’an yakma olayına yalnızca Müslüman bir ülke olarak Türkiye’nin etkili tepki göstermesi yetmez.  Diğer  Müslüman ülkelerin de Türkiye’  nin gösterdiği tepkileri aynen göstermeleri gerekir.  

       Müslümanların en büyük kutsalı Kur’an -  Kerim’in  yakılması, 1.5 milyar Müslümanı yakmak ve yemek gibidir. Yamyam ve canavar Hristiyan Batı dünyası, yaklaşık 500 yıldan beri  Müslümanları yiye yiye bugün itibariyle “Tek dişi kalmış canavar” haline gelmiştir.

       Bugün itibariyle Kur’an yakmaları da her halde “son çırpınışları” olacaktır.

      Konumları ve en zengin imkanlarıyla en etkili tepkiyi  Arap ülkelerinin vermesi gerekiyor.

      Dünyada 55 İslam ülkesi var. Bunların neredeyse  yarısı Müslüman Arap devletidir.

      Her biri dünyanın en zengin petrol ve doğalgaz zengini 25 Arap devleti, tepki için en azından  İsveç ve Danimarka’ya  petrol  ve doğal gaz ambargosu uygulamaya başlayabilirlerdi.

     Araplarda  “Müslümanlık  mı kaldı ki” diyeceksiniz? Çok doğrusunuz!...

      Trilyonlarca  petro dolarlar ve petro gazların  sahibi, onlarca Arap  devlet başkanı şeyhi, emiri ve “Vahşi Batı ve Amerika’nın yerli işbirlikçileri” denilen laik  düzenbaz ve kumarbaz yöneticileri, yıllardır ve bugün  itibariyle de Amerika’nın sahillerinden  adalar satın alarak, buralarda bütün Müslümanların  dertlerini unutmuşcasına büyük sefalar sürmektedirler.

      Bunları biraz da Müslümanların dertleriyle  ilgilenmeye çağırıyoruz.   

      Arapların petrol ve gaz ambargosu uygulaması şansları henüz tükenmiş, zaman geçmiş değildir! 

       Buradan ben, İslam dünyasının 90 kitap yazmış tarihçi yazarı  olarak, 25 Arap Devletinin devlet başkanlarına  sesleniyor ve bir teklifte bulunuyorum:

      Lütfen hemen iki devlet Danimarka ve İsveç için dünyada büyük ses getirecek ambargoyu acilen  başlatınız.

      Bu, şimdiye kadar   yapmış olduğunuz “hatalarınız” ın  ve işlemiş olduğunuz  “günahlarınız”   ın belki de bir “kefareti”  olacaktır.

            Sizlere yalnızca ben seslenmiyorum!...

          Baksanıza, Medine’deki mezarından  Hazreti Peygamberimizin başını çıkarmış, ağlamaklı bir halde, “N’olur hemen ambargo uygulayın” diye basbas bağırdığını  da mı  hiç görmüyorsunuz, işitmiyor musunuz?

        Ne güne duruyorsunuz? Yazıklar olsun! 23   Ocak 2023

 

      

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 41 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim