“Ahilik Şurası” sona erdi

“Ahilik Şurası” sona erdi

Selçuklu ve Osmanlı coğrafyasının bütün şehir ve kasabalarında varlıklarını sürdüren Ahilik Teşkilatında cömertliğin, fedakârlığın, doğruluğun, dürüstlüğün, kalitenin, üretimin, ahlâkın, aklın yeri ve öneminin konuşulduğu “Ahilik Şurası" üçüncü günün oturumları ile sona erdi.

Türkiye Yazarlar Birliği, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Hamilik Okulu Vakfı, OSTİM Teknik Üniversitesi, Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi işbirliği ile “Ahî Şerafeddin’in Aziz” hatırasına, “Her Gün Yeniden Kurulur Birlik 21. Yüzyılda Yiğitlik, Ahîlik ve Dirlik” alt başlığında gerçekleşen “Ahilik Şurası" yedi oturumla tamamlandı.

Ahîlikten Mülhem İyi Uygulama Örnekleri

4 Aralık 2022 günü OSTİM Teknik Üniversitesi Konferans salonunda başlayan “Ahîlikten Mülhem İyi Uygulama” başlıklı altıncı oturumun başkanlığını ve müzakeresini Dr. Öğr. Üyesi Hacı Bayram Bulgurlu üstlendi.

img_9098.jpg

Bu oturumda OSTİM Teknik Üniversitesi MYO Müdürü Dr. Turan Şişman, Hamilik Okulu Vakfı İcra Kurulu Başkanı İbrahim Hakkı Yazıcı, ROBOTEL firmasından Zeynep Karagöz ve sonrasında Kadir Köymen özel sektördeki iyi uygulama örneklerini değerlendirdiler.

Günün ve şûranın son oturumunda “Ahîlikten Mülhem İyi Uygulama Örnekleri (Kamu)”başlıklı oturumun başkanlığını ve müzakeresini Öğr. Gör. Tarkan Zengin üstlendi.

img_9633-001.jpg

Bu oturumda; KOSGEB Müdürü Hasan Şenel ve Ostim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın kamu kurumları bünyesinde ahiliğe ilişkin iyi uygulama örneklerini değerlendirdiler.

Ülkemizin dört bir yanından gelen akademisyen, bilim adamı, iş insanları ve sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticilerinin konuşmacı olarak katıldıkları “Ahilik Şurası" nda plaket takdimi ve “Şed Kuşanma” töreni de gerçekleşti.

img_9604.jpg

Üç gün süren, yedi oturumda tamamlanan şûranın sonuç bildirisi programın gerçekleşmesine katkı sağlayan kurumların başkan ve yöneticilerinin de hazır bulunduğu  Arslanhane Camii önünde TYB Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Muhammet Enes Kala tarafından açıklandı.

img_9333.jpg

Tüm oturumları ASBÜ YouTube kanalından canlı olarak yayınlanan şûra toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

img_9704.jpg

 

Ahîlik Şûrası
“Her Gün Kurulur Birlik
21. Yüzyılda Yiğitlik, Ahîlik ve Dirlik”
“Ahî Şerafeddin’in Aziz Hatırasına İhtiramla”
SONUÇ BİLDİRGESİ
ANKARA, 02-04 Aralık 2022

Ahîlik Şûrası, Ahî Şerafeddin’in aziz hatırasına ithafen, Her Gün Yeniden Kurulur Birlik 21. Yüzyılda Yiğitlik, Ahîlik ve Dirlik temasıyla“ Ankara’da gerçekleştirilmiştir.

Şûra, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Hamilik Okulu Vakfı, Ostim OSB, Ostim Teknik Üniversitesi Ahi Evran Anadolu Müteşebbisliği Araştırma Merkezi ve 44 yıllık deneyimiyle fikir, kültür, sanat ve edebiyat alanlarında birbirinden kıymetli faaliyetlere imza atan Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) ortaklığıyla tertip edilmiştir.

“Ahî Şerafeddin’in Hatırasına” ithaf edilen şûrada başarılı 7 oturum gerçekleşmiştir. Oturumların başlıkları şu şekildedir;

1) Fütüvvetten Ahîliğe, Ahîlikten Medeniyete

2) Ahîlik Uygulamaların Dünü ve Bugünü

3) 21. Yüzyılda İktisadî Hayata Ahîlik Perspektifinden Bakış

4) Hayata Ahîlik Perspektifinden Bakış

5) Ahîlik Perspektifinden Kurumsal Yapılanmalar

6) Özel Sektörde Ahîlikten Mülhem İyi Uygulama Örnekleri

7) Kamuda Ahîlikten Mülhem İyi Uygulama Örnekleri

 Meslekî bir teşkilat olan ahîliğin Anadolu Selçuklu Devleti döneminde Anadolu’da kök salmasında fütüvvet teşkilatının büyük etkisi olmuştur. İslam’ın Anadolu, Balkanlar ve Kuzey Afrika’da yayılmasında başat rol oynayan fütüvvet teşkilatının irşad faaliyetleri için Anadolu’ya gönderdiği âlimler, hakîmler ve mutasavvıflar, yerleştikleri mahallerde ahîliğin temellerini atmışlardır. Ahîlik, meslekî bir teşkilat olmanın ötesinde kuruluşundan itibaren Anadolu’nun dört bir yanının sadece İslamlaşmasına değil aynı zamanda imar edilmesine ve bayındır hale getirilmesine de büyük katkı sağlamıştır. Fütüvvet teşkilatından ilham alınarak oluşturulan ahîlik teşkilatı, Anadolu’da ticaret ve sanayi yapılanmasının temelini teşkil etmiş, müteşebbislerimiz ve bugünkü iş dünyamız için derin izler bırakmıştır.

Günümüz iş dünyasına hakim olan piyasa kapitalizminin 20. yüzyılın başından bu yana yol açtığı büyük krizler, ilerleme ve iktisadî kalkınma adına insanlığın iyilik, güzellik, denge ve dayanışma  anlayışlarını zorlamakta; kontrolsüz göçler, savaşlar ve hastalıklar insanlığın huzurunu ve refahını olumsuz etkilemektedir. Hâl bu iken birlikte uyumlu bir hayatı sürdürebilmek adına insanoğlu, çıkmazlardan kaçınmak ve yeryüzünü yeniden şenlendirmek için tekrar umudu kuşanmak zorundadır. Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda günümüz dünyasında yaşanan insanî, iktisadî, siyasî, malî, ahlâkî ve kültürel krizlere ve sorunlara çözüm imkânları bulabilmek için ahîliğin hassasiyetle inşa edilmiş hayat küresini yeniden gündeme getirmek ve birlik inancına dayalı olarak kendimizi, evimizi ve işimizi yeniden anlamlandırmak önem arz etmektedir. Bunun için ahîliğin evrensel kıstaslarını mercek altına almanın ufuk açıcı olduğunu düşünüyoruz.

“Her Gün Yeniden Kurulur Birlik: 21. Yüzyılda Yiğitlik, Ahîlik ve Dirlik” başlıklı Ahîlik Şûramızın temel amacı, ahîlik teşkilatına mündemiç olan iktisadî üretim, bölüşüm, tüketim, dayanışma ve yardımlaşma modelinin, 21. yüzyılda çalışma hayatına uygulanmasına yönelik imkânları araştırmak ve tartışmaktır. Şûra’da ahîlik olgusunun geniş bir perspektiften bugüne yansıyan izdüşümü, sanayi, üretim, girişimcilik, finans, kooperatifçilik, sivil toplum ve sosyal politika gibi birçok alanda müzakere edilmiştir.

Ahîlik Şûrası sonunda aşağıdaki bildiri maddeleri ortaya çıkmıştır.

1)       Yaşadığımız dünya, insanın fıtratını, toplumun huzurunu, barındırdığı tüm canlı ve cansızları kuşatan tabiatın ahengini ve ritmini tehdit eden can yakıcı küresel sorunlarla kuşatılmış bulunmaktadır.

2)       Dünyamız, ahlâk temelli bir iyilik hareketine muhtaçtır.

3)       Kendi geleneklerimizin zenginliğini, çağın ruhuna ve gerekliliklerine göre yeniden canlandırmaya gayret etmek hem teklif hem de mevcut sorunlara çözüm gücü olarak değerlendirilmelidir.

4)       Medeniyetimizin ve bu arada ahiliğin kavramlarını ve uygulamalarını zihnimizden kazıdık, fakat daha sonra Avrupa’dan isim değiştirerek gelince dört elle sarıldık. Kendi değerlerimizi ve birikimimizi kendimiz keşfedebileceğimiz bir farkındalı sahip olunmalıdır.

5)       Tarihimizde ahîlik sistemi, sosyal hayatta, siyasette, iktisatta, kültür, eğitim ve savunma alanlarında önemli görevler icra etmiş, toplumda kriz dönemlerinde huzurun ve istikrarın muhafızı olmuştur.

6)       Huzur içinde yaşanabilir bir dünya ideali sadece bir söylem olmaktan çıkarılmalı, yeryüzünde yaşayan herkesin hak ettiği huzur ve refah içinde yaşayabileceği sosyal pratikler inşa edilmelidir. Bu itibarla tarihimizde yaşanmış bir kaynak olan ahîlik tecrübesinden istifade edilmelidir.

7)       Selçukludan itibaren beşerî ve içtimaî varlığımızın kilit taşı olan ahîlik Teşkilatı, esasında asırlara sâri geleneğiyle bugün de milletimizin birlik, beraberlik ve kardeşliğinin teminatı olmayı görünürleşmeden de olsa sürdürmektedir. Bu itibarla son asrın en büyük sağlık krizi olarak nitelenen küresel salgının etkilerinin hafifletilmesinde, milletimizin bu sıkıntılı süreci batılı toplumlara göre daha başarılı yönetmesinde ahîlik teşkilatımızın çok önemli payı vardır. Yaşanabilecek krizlerde ahîliğin sahip olduğu güçlü imkânlardan istifade etmek çok kıymetli olacaktır.

8)       Birçok medeniyetin izlerinin bulunduğu ahîliği, insanlık mirası olarak görmek oldukça kıymetlidir. Bu itibarla ahîliğin geçmişte olduğu gibi günümüzde de insanlığın ihtiyaç duyduğu yaşama ve çalışma ilkelerini ihtiva ettiği unutulmamalıdır.

9)       Ahîlik, sosyal faydayı sağlayan, kurum halinde birliği ve dirliği hedef alan bir sistemdir. Bireyselleşmenin yabancılaşmaya evrildiği günümüzde, insanlara huzur ve güven verebilecek bir teklife ihtiyaç duyulmaktadır. Bu teklifin kökleri ahîlikte aranmalıdır.

10)     Ahîlikte de olduğu gibi eşyaya emanet ve hikmet şuuruyla yaklaşarak âleme nizam kazandırmak üzere çalışmak, üretmek, icat etmek ve insanların ihtiyaçlarını gidermek insanın şiarı olmalıdır.

11)     Sosyal, siyasî, iktisadî sistemlerin insanîleştirilmesi için ahîliğin ilkelerinden istifade edilebileceği unutulmamalıdır.

12)     Temel hak ve özgürlüklerin teminat altına alınmadığı bir toplumda kalkınma söz konusu olamaz. Ahlâkın ve hukukun birlikte yol göstermediği hiçbir zeminde insanın ve toplumun huzur içinde yaşayabileceği bir hayat inşa edilemez. Ahîliğin bu itibarla ahlâkı, hukuku ve sivil girişimi önemseyen yapısı göz önüne alınmalıdır.

13)     Cumhuriyetimizin 100. Yılına girerken güçlü bir ekonomi, güçlü bir hukuk sistemi, güçlü bir sivil toplum ve güçlü bir kültür hayatı ideali ihmal edilmemelidir. 

14)     Fütüvvetnâmeler, günümüz insan ve toplum anlayışlarını şekillendirmek ve düzenlemek için güçlü birer ilham kaynağı; ahîlik teşkilatının pratikleri ise günümüz hukuk, iktisat ve siyaset anlayışlarını yeniden değerlendirmek üzere ibret verici gerçekler olarak değerlendirilmelidir.

15)     Ahîliğin günümüzdeki kıymetinin keşfine dair fikirler, kamu, sivil toplum ve özel sektör uygulamalarına büyük ilhamlar sunacağı izahtan varestedir. Bu itibarla ahîliği sadece günümüze değil geleceğe taşıyacak çalışmaların artması gerekmektedir.

16)     İnsanın ve toplumun kendine yetebilmesi, insanın haysiyetini ve hürriyetini muhafaza edebilmesi, toplumun istiklali ve huzuru için çok önemlidir. Küresel krizler karşısında insanların ve toplumların kendilerine yetebilme fazileti her zamankinden daha büyük önem arz etmektedir. Kendi kendine yetebilme ve kardeşine el uzatabilme faziletlerini ihtiva eden ahîliğin bu yönünden ilham alınmalıdır.

17)     Dışarıya bağımlılığın, insanı ve toplumu beşere muhtaç kılarak araçsallaştırılmasının, bir nimet olarak insana bahşedilen hürriyetin tahribi demek olduğu görülmeli, ahîliğin insanın şerefini ve toplumun refahını birlikte gözeten güçlü düsturlarının günümüz için de değeri farklı alanların iş birliği ile tartışılmalıdır.

18)     Ahîliği sadece iktisadî bir sistem olarak değil, aynı zamanda içerisinde güçlü bir ilmî birikimi, edebiyatı, kültürel zenginliği, siyasi ve sosyal nizama ilişkin fikrî kazanımları, zamanı aşan talim ve terbiye sistemini de ihtiva ettiği, bu alanların birbirine indirgenmemesi gerektiği unutulmamalıdır.

19)     Edebiyatın ve kültürün dahil olmadığı, maneviyatın eşlik etmediği hayat ne kadar kâr getiren, refah sağlayan bir hayat olursa olsun, müreffeh ve bereketli bir düzeni beraberinde getiremeyecektir.

20)     İnsan kalitesinin artırılamadığı bir toplumda tüm kalite çalışmaları istikrarlı olamayacak ve çabalar sonuçsuz kalabilecektir.

21)     Sorumluluk sahibi, özgür, erdemli, üretken, kanaatkâr, geçmişinin zenginliğine duyarlı, çağını okuyabilen, geleceği inşa edebilen ve mutlu bir insan tasavvuru, eğitim sistemimizin felsefesine ve müfredatına dahil edilmelidir.

22)     Bir toplumun eğitimine ve o toplumda yaşanan ahlâka ufuk veren husus, o toplumda kabul edilmesi ve içselleştirilmesi gereken bir insan modelidir. “Nasıl bir insan yetiştirilmeli?” sorusuna eğitim cevap verirken ahîliğin zengin müktesebatından istifade edilmelidir.

23)     Gençlere sadece meslek kazandırılmamalı, meslek kazandırmakla birlikte hayatın anlamı üzerinde de onların düşünmeleri temin edilebilmelidir.

24)     Ahîlik uygulamalarının zamanımız için değeri tartışılmalı ve günümüz için değerli olarak görülen pratikleri güncellenmek suretiyle taşınmalı, o dönem inşa olunan ekosistemin farklı alanlarda günümüz için modellenmesinin imkanları araştırılmalıdır. Kamu kurum ve kuruluşları öncelikli proje ilanları arasına ahîlik sisteminin farklı alanlarda günümüz için özellikle uygulamaya dönük kıymetini keşfedebilecek projeleri almalıdır.

25)     Ahîlikten ilham alan sosyal sorumluluk projelerinin duyurulması, yayılması, özendirilmesi artırılmalı, bu projelere destekler sağlanmalıdır.

26)     Türkiye’de ahîlik teşkilatı tarihi hususunda bir eksiklik olarak bulunan Anadolu Bacıları (Bacıyan-ı Rûm) konusunda bir üniversitenin adının, üniversitelerin bünyesinde bulunan Kadın ve Aile Araştırmaları Merkezlerinin “Fatıma Bacı”, “Hatun Ana” ve Bacıyan-ı Rûm’dan ön plana çıkmış bacıların ismiyle konulması Bacıyan-ı Rûm için beklenen farkındalığı doğurabilecektir. 

27)     Tarihinde ahîliğin kurucu ve koruyucu anlamda büyük rol oynadığı Başkentimiz Ankara’da ahîlik ilkeleri ekseninde sonuç bildirimizde ifade edilen işlevlerin planlanacağı ve uygulamasının gerçekleştirileceği bir “Ahîler Üniversitesi” kurulması düşünülmelidir.

28)     Ahi Evran dışında, diğer şehirlerde ismi ve tarihî kimliği ile tebarüz eden ahî ve bacıların tanınması için kamu kurum ve kuruluşlarının politikalar hazırlaması ve uygulamaya dönük adımların atılması son derece kıymetlidir.

29)     Ahîlik sisteminin kurumsal eğitim ve meslekî eğitim çerçevesinde daha yakından bilinmesi, tanınması, dahası ahîliğin maarife bakan veçhesinin günümüz için güncellenerek eğitim sistemimize aktarılabilmesi yolunda adımlar atılması oldukça önemli olacaktır.

30)     Ahîlikten ilham alarak büyük vakıfların bünyesinde hukukî altyapısı oluşturulmuş ve katılımcıların kısa vadeli ve küçük meblağlı ihtiyaçlarını çözebilecek bir sandığın oluşturulması iktisadî teşekküllerin sorunlarını çözebilir. Bu imkân üzerinde düşünülmelidir. 

31)     Ahîlik değerlerinin günümüze taşınması için ahîlik teşkilatında kullanılan orta sandıklarının günümüze taşınması konusunda sonuç odaklı akademik çalışmaların planlanması ve ortaya konulacak modelin organize sanayi bölgelerinde kullanılması, akabinde uygulama örneği üzerinden analizler yapılarak çalışmaların umumileştirilmesi düşünülmelidir.

32)     Ahîlik değerlerinin iktisadî çerçeve içerisine oturtulacağı akademik projeler hazırlanmalı ve bu projelerin günümüz iktisadî koşulları içerisinde nasıl uygulanabileceğinin raporlaştırılması dikkate alınmalıdır.

33)     Ahîliğin önceliği, yeni nesiller için yeni iş kollarını araştırmak, gençleri yönlendirmek, yeni iş kollarının eğitimini vermek, standartları ve ahlakî umdelerini içeren kıstaslar hakkında tartışmak ve bunları oluşturmaya çalışmaktır. Bu itibarla toplumların en büyük sorunlarından birisi olan işsizliğin çözümüne ilişkin ilhamlar için ahîlik büyük bir zenginlik arz etmektedir.

34)     Ülkemizin en önemli problemi denetimlerin yeterli, yaptırımların kuvvetli olmamasıdır. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde ortaya çıkan stokçuluk, tağşiş (yanlış beyan ve yönlendirme ile halkı ajite ederek satışları artırma), fahiş fiyatlamalar, vergi kaçırma gibi durumlar hakkında bilgilendirmelerde bulunulmalıdır.

35)     Toplum sağlığını bozan, halk arasında güvensizlik ve huzursuzluk oluşturan, kanun ve yönetmeliklere aykırı üretim yapan, kusurlu ve sağlığa zararlı ürün ithal eden, satan, dağıtımını yapan eylemlere güçlü cezai yaptırımlar düşünülmelidir.

36)     Ülkemizde yeni nesil kümelenme uygulamalarının yakından takip edilmesi ve olumlu sonuç veren uygulamaların desteklenerek yaygınlaştırılması, Üniversite-Sanayi iş birliklerinin artırılarak bilginin ticarileşmesine daha çok önem verilmesi gerekmektedir.

37)     Yenilikçi, girişimci ve katılımcı bir ahîlik destek ofisi kurulmalıdır.

38)     Blok zinciri teknolojisi işlem maliyetlerinden ve zamandan tasarruf sağlaması, güvenli ve şeffaf olması gibi avantajları ile Küçük ve Orta Büyüklükte İşletmelerin (KOBİ) finansmana, hizmete ve ürünlere erişimini kolaylaştırabilir ve bu sayede işletmelerin verimliliğinin ve hizmet kalitesinin artmasını sağlayabilir. Bu imkânlardan istifade edilmesi düşünülmelidir.

39)     Toplumda adaletin temin araçlarından birisi piyasadır. Piyasanın dengesini bulması için sorumluluk sadece hükümete ve muhalefete düşmemektedir. Piyasanın dengesini bulması, toplumsal huzur ve adaletin temini için hükümet ve muhalefet kadar, üreticiler, paylaşım ile bölüşümdeki failler ve tüketiciler de üzerlerine düşeni düşünmeli ve yerine getirmelidir.

40)     Maksimum kâr güdüsü, bencillik ve menfaatperestlik aynı gemide yol alan toplumun geleceğini karartmaktadır. Bu bakımdan sosyal adalet, hakkaniyetli paylaşım, liyakatle iş tutma ve kanaatkârlığı gözetme, toplumun huzuru ve saadeti için vazgeçilmezdir. 

41)     Nurettin Topçu’nun ahîlikten ilhamla söylediği “Yarınki Türkiye’nin kurucuları, yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül verecek, sabırlı ve azimli, lâkin gösterişsiz ve nümayişsiz çalışan, ruh cephesinin maden işçileri olacaklardır. Bu ruh amelesinin ilk ve esaslı işi, insan yetiştirmektir. Hünerleri hep fedâkarlık olan bu hizmet ehli gençler, hizmetlerinin mükâfatını da hizmet ettikleri insanlardan beklemiyecekler, sonsuzluğa sundukları eserin sesinin akislerini yine sonsuzluktan dinleyeceklerdir. Yarınki Türkiye’nin kurucuları, millet ve cemaat uğrunda fedakârlıklar kabullenenlerin artık bulunmadığı cemiyetimizde, muhtelif sîmâda insanları şahıslarında birleştireceklerdir. Onlarda Yunus Yavuz’la birleşecek; Sinan Âkif’e uzanacak; Ebu Hanife Hüseyin Avni’yi tebrik edecektir. Ve onların eseri olan yarınki Türkiye, şu temellerin üstünde kurulacak; Anadolu’nun toprağından kaynayan bir kan, cemaat için harcanan emek, bin yıllık bir tarih, otoriteli bir devlet ve ebedî olduğuna inanmış bir ruh” sözlerinden ilhamla, benini aşan, toplumu ve milleti gözeten, sonsuzluğu hedefleyen bir gençlik idealini hayata geçirmeliyiz.

Kamuoyuna saygılarımızla ilan ederiz.

Bu haber toplam 812 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim