Mahalle Mektebi, İtibar, Muhayyel, Hece, Karabatak ve Aşkar gibi edebiyatımızın kıymetli dergilerinde yayımladığı öykü ve yazılarıyla tanıdığımız Yurtsever, samimi dili, güçlü atmosfer kurma yeteneği ve gelenekle bağ kuran özgün anlatım biçimiyle edebiyatseverlerin takdirini kazanmış bir isim.
Doğrusu; Yurtsever’in öykülerindeki en dikkat çekici unsurlardan biri de okuru yormayan, adeta su gibi akıp giden yalın ve duru dilidir. Yazar; kelime seçimindeki özen, cümle yapılarındaki ritim ve anlatımdaki tabiilik sayesinde hikâyenin temposunu bir an bile düşürmez.
Bu akıcı ve pürüzsüz üslup, okurun metnin içine rahatça çekilmesini sağlarken, hikâyenin derin katmanları arasında zahmetsizce yol almasına da imkân tanıyor.
Yazarın on iki öyküden oluşan eserde abartıdan uzak fakat bir o kadar da etkileyici üslubuyla görünmeyeni görünür kılma ustalık ve inceliğini bir kez daha sergiliyor.
Eserin tanıtım metninde şu ifadelere yer veriliyor:
“Sıddık Yurtsever, üçüncü öykü kitabı Atlar Aynaya Bakmaz’da kadim anlatıların izini sürüyor. Meddahların sesinden, dağ köylerinden, çocukluğun ürkek hafızasından, esatîrül evvelinden ve unutulmaya yüz tutmuş inançlardan yükseliyor hikâyeler. Nihayetinde insanın en eski yaralarına dokunuyor.
Öyküler atların aynalara küs olduğu o uzak ama tanıdık yerden sesleniyor. Masalların gerçeklerle omuz omuza yürüdüğü, ölümün gizemli bir dehliz olup şehre sokulduğu, rüyaların uyanıklığın dilini konuştuğu, merhametle korkunun kapıyı çaldığı bu yerde her anlatı, bildiğimiz dünyanın kıyısını aralayarak görünmeyeni görünür kılıyor.
Atlar Aynaya Bakmaz, insanın kendini aynalardan çok bir menkıbede, bir çocuğun bakışında, yarım kalmış bir duada, bir yalnızın tılsımında ya da uzaklardan gelen seslerde gördüğünü hatırlatıyor.”
Mahmut Erdemir
TYB Genel Sekreteri































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.