Son yıllarda giderek daha yüksek sesle dile getirilen bir gerçek var: Sanki görünmeyen bir ateş, bir "nesil yangını" ağır ağır yayılıyor. Dün tartışmalar daha çok sinema dünyasındaki müstehcenlikler, müzik sahnesindeki savrulmalar, moda ve eğlence sektöründeki tuhaflıklar etrafında dönüyordu. O günlerde bu alanlara dair uyarıda bulunan kalemler çoğu zaman "çağın gerisinde" ya da "bağnaz" olmakla itham ediliyordu. Bugün ise manzara değişti. Sosyal medyanın insanlar üzerindeki etkisi öylesine belirginleşti ki, mesele artık belirli bir çevrenin hassasiyeti değil, geniş kesimlerin ortak kaygısı hâline geldi.
Dijital platformların merkez üssü sayılan Amerika Birleşik Devletleri'nde bile siyasetçilerden sanatçılara kadar pek çok isim, sosyal medya ortamının özellikle gençler için "toksik" bir atmosfer ürettiğini açıkça dile getiriyor. Zararlı akımların, riskli davranışların ve kimlik karmaşasını besleyen içeriklerin gençlerin ruh sağlığını zedelediği ifade ediliyor. Bazı ülkeler 13–16 yaş altındaki çocuklara sosyal medya kullanımını sınırlama veya yasaklama yoluna giderek meselenin ciddiyetini hukuki düzenlemelerle ortaya koyuyor.
Yazının devamı için:https://www.aksam.com.tr/yazarlar/bedir-acar/cepte-bomba/haber-1643801































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.