Bursalı Safiye Hanım ve Mi’râciyye Vakfiyesi

Mustafa KARA

Mirâciyye vakfının

Vâkıfıdır bu Hanım

Resûl’e olan aşkın

Şâhididir bu Hanım

Vakfı yaşatanların

Gayreti gerek canım

Vardavî

 

Bilindiği gibi Hz. Peygamber ile ilgili olarak kaleme alınan siyer ve mevlidler başta olmak üzere  bütün eserlerin ortak konularından biri de Mi’ractır. Yüzyıllardan beri dünyanın farklı coğrafyalarında ve değişik dillerde Efendimiz ile; O’na duyulan aşk ve mahabbet ile ilgili manzum, mensür binlerce eser yazılmıştır. Dinî tasavvufî Türk edebiyatının en derin ve bereketli konularından biri de budur. “Mekke’de Muhammed (s) Türkistan’da Ahmed” ifadesiyle tanınan Ahmed Yesevî’den beri edib ve şairlerimiz Mi’rac ile ilgili olarak  kendilerine ulaşan bilgileri hayal güçleriyle süsleyerek bu muhteşem olayı müminlerin imanlı gönüllerine aktarmanın yollarını aramış bulmuşlardır[1]. Bir müddet sonra bu şiirlerin bestelenmesiyle daha başka bir güzellik ortaya çıkmış, musikinin gönül tellerini okşayan meltemi esmeye başlamış,  bir başka ifade ile insan sesi ve nefesi ile  Peygamber aşkı ve şevkı bir araya gelmiştir.

Mevlid metinlerini makamlı, makamsız, toplu veya tek başına okuma geleneğine bir müddet sonra Miraciyye de eklenmiştir. Özellikle Mirac kandillerinde tekkelerde başlayan bu adet giderek yaygınlaşmıştır[2].

Dersini göklerde aldı

Muştusun ümmete saldı

Ruhunun özüne daldı

Mirac sultanı Muhammed

Vardavî

 

 Konu ile ilgili dikkat çekici bir davranış  da Bursalı Safiye Hanım tarafından ortaya konmuştur. 1888 tarihli vakfiyeye göre, Mevlid, Regâib ve Berat kandillerinde mevlid, Kadir gecesi hatm-i şerif, Mirâc kandilinde de Mirâciye okunması sağlanacaktır.

Safiye Hanım, damadı Mustafa Rakım Efendi ile birlikte hazırladıkları bu vakfiyenin Mirâciye ile ilgili bölümü –belki inanmayacaksınız ama- bugün  yaşamaktadır. Her sene Mirâc kandilinin olduğu günün ikindi namazından sonra Nâyî Osman Dede’nin bestelediği Mirâciye, vakfiye gereği okunmaktadır. Mirâciyehânlar görevlerini Hoca Muslihuddin/Mahkeme camiinde (Kız Lisesi’nin karşısında) ifa etmektedirler.[3] Dergâhların sırlanmasıyla birlikte bu gelenek te unutulmuştu. Sözkonusu geleneğin günümüzde yaşamasına vesile olanlardan biri de Bursa Numaniye Dergâhı son postnişini Safiyyüddin Efendi'nin oğlu Ziya Eşrefoğlu'dur (öl. 1977). Yeğenleri Safiyyuddin Erhan beyefendi aynı hizmeti yıllardan beri zevkle ve  muazzez bir emânet şuûruyla  sürdürmektedir.

 

Medet yâ sâhibe’l-Mi’râc meded senden kerem senden

Meded yâ şefia’l-usât lutuf senden himem senden

Şemseddin Mısrî

 

Musikişinaslara göre klasik mûsikîmizin en uzun bestesi Osman Dede’nin bu eseridir.

 

Osman Dede Kim?

Galata Mevlevihânesi’nde yetişen ve bu dergâhta şeyhlik yapan Nâyî Osman Dede (öl. 1729)

İstanbul doğumlu olup, Galata Mevlevîhânesi şeyhi Gavsî Dede’nin yanında yetişti. Arapça ve Farsça’ya olan vukufu edebiyat, musikî ve tasavvufa olan hakimiyetine yardımcı oldu. Mürşidi ve kayınpederi Gavsî Dede’nin alem-i cemâle intikalinden sonra, 1698’de Galata Mevlevîhânesi’ne postnişin oldu. Kendisinden sonra yerine oğlu Abdülbâki Sırrî Dede şeyh oldu. Sırrî Dede’nin kızı Saide Hanım Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Kütahyalı Ebubekir Dede ile evlenmiş ve bu izdivaçtan üç büyük bestekâr mevlevî doğmuştur: Ali Nutkî Dede, Abdülbâki Nasır Dede, Abdurrahim Künhî Dede.

Kutb-ı Nâyî Osman Dede’nin Rabt-ı Tabirât-ı Musikî, Nota-i Türkî ile Ravzatü’l-İ‘caz adlı eserleri günümüze gelebilmiştir. Miraciyye’nin dışında pek çok bestesi vardır: Dört mevlevî ayini, dört tevşih, iki ilahi, yirmi sekiz peşrev, yirmi beş saz semaisi bestelemiştir. [4]

Nayi Osman Dede ile Bursa arasında Miraciyye’den öte bir başka 'bağ' daha vardır. Mürşidi ve kayınpederi Gavsî Ahmed Dede tasavvufî eğitimini Bursa Mevlevîhanesi'nde Cünûnî Ahmed Dede'nin halifesi Zihnî Salih Dede'nin (öl. 1662) yanında tamamlamış daha sonra Galata/Kulekapısı Mevlevîhanesi'nde postnişîn olmuştur.[5]

Söz   Sefine-i Evliya  sahibi  Hüseyin Vassaf Efendi’nin:

Nâzım-ı manzume-i miraciyye Osman Dede

Eylemiş vakf-ı vücud-i zât Cenab-ı Ahmed’e

Arif u kamil idi ol bülbül-i bağ-ı Habib

Akibet pervaz idüp gitti makam-ı Es’ade

Can u dilden arz-ı hürmet eyle Vassâf daima

Mahzen-i aşk u kemaldir Hazret-i Osman Dede[6]

 

 

Vakfiyede Başka Neler Var?

 

Kültür ve medeniyet tarihimizin en önemli yadigârlarından biri de vakıflar ve bunların yönetim şeklini belirleyen vakfiyelerdir. Maddi ve malî bir kaynağı, Allah için toplumun hizmetine sunmak anlamına gelen vakıf , yüzyıllardan beri  sosyal hayatta bir çok hizmetin yürütülebilmesine imkân vermiştir.

Bir hukukî belge olan vakfiyeler bize sadece vakfın kurucusu, tahsis edilen para ve harcama şekli hakkında bilgi vermez. Bunun yanında dönemin dinî, siyasî, ilmî, iktisadî ve askerî konularla ilgili  başka yerde olmayan detaylar da sunar. Safiye Hatun’un vakfiyesinde Miraciyye dışında bize XIX. yüzyılın Bursa’sında kandil gecelerinde neler yapıldığı hakkında  çok renkli bilgiler sunmaktadır.[7]

 

 İbrahim Paşa mahallesinde oturan Ataullah Efendi’nin kızı Safiye Hanım tarafından kurulan vakfın mütevellisi damadı Mustafa Ağa oğlu Mustafa Râkım Efendi ve kızı Muhsine Hanım’dır. Vakıf için ayrılan para ve belirtilen gelir kaynakları ile yapılması gereken işler de tek tek sıralanmıştır. Ramazan ayı ve kandil gecelerinde yapılacak faaliyetlerde görev alacaklar ve bunlara verilecek ücretleri tespit ve tayin eden vakfiye metni şöyle özetlenebilir:

 

  1. İbrahim Paşa Camii’nde Rebiulevvel’in 12. Gecesi (Mevlid kandili) mümkün olmadığı takdirde herhangi bir Cuma gecesi “Menkıbetname-i Hazreti Risaletpenahi” (Mevlid) kıraat olunacaktır.
  2. Her sene Receb-i ferdinin 27. gecesi mezkur camide Mi’racu’n-nebi kıraat olunub dinleyenlere kafi miktarda süt ve şerbet, mirachan ve zâkir efendilere ücret verilecektir.
  3. Her sene Şabanu’l-muaazzamın 15. Berat gecesi mezkur camide Mevlûdu’n-nebi kıraat edilecektir.
  4. Her sene Ramazan mağfiret nişanda mezkur camide ehl-i kur’an bir hafız efendi sırayla her gün bir cüz okuyacak Kadir gecesinin seherinde tamamlanıp duası yapılacak caminin kayyımına 50 kuruş, hatim duasını edene 20 kuruş, esnay-ı hatm-i serifte hazır bulunmuş hafız efendilere 20 kuruş verilecektir.
  5. 150 kuruşluk zeytinyağı alınıp, mukabele okunurken, teravih kılınırken caminin içinde ve minarede kandil yakılacaktır.
  6. Hz. Üftade’nin türbesinde seher vakti Ramazan-ı Şerif’te her gün bir cüz okuyan mücevvid-i ehl-i Kur’an Hafız Efendiye 160 kuruş cami kayyımı 50 kuruş dua eden zata 20 kuruş hatimde bulunan hafız efendilere 20 kuruş verilecektir.
  7. 150 kuruşluk zeytinyağı alınıp mukabele okunurken ve teravih kılınırken caminin içinde ve minaresinde kandil yakılacaktır.
  8. İspirmecet mumu alınıp her iki hatmi okuyan hafız efendilere ve dinleyenler huzurunda yakılacaktır.
  9. İbrahim Paşa camiinde vakfettiğim saati kurana 60 kuruş verilecek, gerekirse tamir ettirilecektir.
  10. Arife günü bir koyun alınıp mezkur caminin önünde kesilip fakirlere dağıtılacaktır.
  11. 150 kuruş zeytinyağı alınarak Hoca Alizâde  mahallesi camiinde ve minaresinde kandil yakılacaktır.
  12. İcray-ı şerait-i mezkure muteazzir olursa (vakfiye şartları her hangi bir sebeple yerine getirilemez olursa) menâfi-i vakıf mutlaka fukarây-ı müslimine (fakirlere) yahut Guraba (Garibler) Hastanesine  yönlendirilecektir.

 

Mevlid yazarı Bursa’lı Akif Efendi’nin (ö. 1814) Miraciyye’sinde “sevdiğim” kelimesi beş beyitte on defa tekrar edilmektedir:

 

Zümre-i peygamberâna pişuvâdır sevdiğim

Sâlikân-ı râh-ı Hakka rehnümâdır sevdiğim

 

Vâsıl-ı Hak mahrem-i sırr-ı Hüdâ’dır sevdiğim

Âlemine hâce-i müşkil-güşâdır sevdiğim

 

Sırr-ı sübhanellezî’ye âşınâdır sevdiğim

Ol nişindir kim ale’l-arşistevâdır sevdiğim

 

Mihmanhâne-i Rabbu’l-ulâdır sevdiğim

Müznibine şâfi-i rûz-i cezâdır sevdiğim

 

Bir mürüvvet menbaı kân-i sehâdır sevdiğim

Hâsılı Ahmed Muhammed Mustafa’dır sevdiğim[8]

 

Evet, yaklaşık 130 yıl önce kurulan bu vakfın sadece bir maddesi işlemektedir: Her yıl mir’rac kandilinde Bursa Anadolu Kız Lisesi’nin yanında bulunan İbrahim Paşa (Mahkeme) Camii’nde ikindi namazından sonra Nayî Osman Dede’nin Miraciyye’sini okumak ve dinleyenlere –vakfiye gereği- süt ikram etmek[9]. Yanında bendenizin Mi’râciye kitabı da hediye.[10]

İkindi namazına yetişemeyen dostlar  yatsı namazına Çatalfırın’da Safiyyuddin Erhan Bey’in devlethanesine gelebilirlerse kaçırdıkları fırsatı yakalayabilirler.

 

27 Şubat 2022/27 Receb 1443 Pazar  günü bekliyoruz.

 

106 beyitlik Miraciyye’nin ilk  ve son üç beyti şöyledir:

 

Evvel Allah adını yâd eyleriz.

Dil dil olmuş kalbi dil-şâd eyleriz

                   Zikr-i Hak’la nutk-ı irşâd eyleriz

                   Her harâb-âbâdı âbâd eyleriz

Hazret-i Ahmed sıfâtın söyleriz

Mustafa’nın mu’cizâtın söyleriz

*               

El kemâl-i kudret issi Pâdişah

Sen kabul eyle ricamız yâ İlâh

 

Fatiha’yla bed olundu[11] bu kelâm

Fatiha’yla hatmolunsun vesselâm

 

Ahmed ü Ashâb u cümle müminin

Rahmetüllahi aleyhim ecmaîn

***

 TEK BAŞINA Mİ’RÂCA YÜKSELEN AHMED-İ MUHTÂR’A (S)

Kurban olam toprağına taşına

Burak’ının hilâl gibi kaşına

Altı cihet  İsrâ suresin okuyor

“AHMED (S) REFREF İLE TEK BAŞINA”   1443

 

 

 

[1] Türk Edebiyatında Miraciyyeler konusu  üzerinde yapılan ilk akademik çalışma Metin Akar’a aittir. 1987.

[2] Geniş bilgi için bk. M. Kara, Miraciyye ve Bursalı Safiye Hanım Vakfiyesi, Bursa 2014

[3] Miraciyye , Ahmet Hatiboğlu’nun korosu tarafından iki kaset halinde tesbit edilmiş ve Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı tarafından yıllar önce yayınlanmıştır. Birkaç sene önce konu ile ilgili bir belgesel  çekilmiştir. Geçen sene  ilk defa Mirac kandilinde Ayasofya camiinde Miraciyye okunmuştur. 10 Mart 2021.  1443 yılının Mirac kandilinde ise II. Abdülhamid Han'ın Vakfiyesi gereği Ertuğrul Tekkesinde ilk defa okunmuştur. 25.02.2022

 

[4] Bk. DİA, ilgili md. Yılmaz Öztuna, Büyük Musiki Ansiklopedisi, Ankara ,1990, c.2, s.169-170 Bursa Mevlevihânesi için ayrıca bkz. M. Kara, Bursa’da Tarikatlar ve Tekkeler, Bursa, 2012, s. 293. Yetmiş yıldan beri su deposu olarak kullanılan Bursa Mevlevîhanesinin arsası, nihayet yeniden asli vazifesine dönmek üzeredir. Vesile olanlara müteşekkiriz.

[5] Bk. Kara, a.g.e.

[6] Sefine-i Evliya, c. 5, s. 175. Divan, s. 361.

[7] Vakıf, vakfiye hakkında geniş bilgi için bk. DİA, c. 42

[8] Bk.Kara age, s. 22.

[9] Bu geleneği yaşatan Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğüne müteşekkiriz.

[10] Mi’raciye ve Bursalı Safiye Hanım Vakfiyesi, Bursa 2014. Kültür Bakanlığı Tanbur sanatçısı Cüneyt Bayraktar Miraciyye üzerine Yüksek Lisans tezi hazırlamıştır. 2021.

[11] Başlandı

Bu yazı toplam 103 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim