Memleketimizde her on yılda bir milletin irade ve tercihlerine karşı ordu bir darbe ile demokratik seçimlerle gelen yönetime ara verilirdi.
Siyasallaşan yargı, boyalı basın ve üniversite de bu darbeye destek olur, alet ve teşne olurdu.
İşte Refah-Yol hükumetine karşı yaşadığımız 28 Şubat 1997 darbesi de bunlardan biriydi.
O halde 28 Şubat Darbesi neydi? Önce buna cevap arayalım.
Olağanüstü toplanan Milli Güvenlik Kurulu'ndan (MGK) 18 maddelik bir "İrtica ile Mücadele" kararı çıkmıştı.
Gerekçe, resmi ideolojiye yani sisteme karşı Erbakan hükümeti "İrticai Tehdit" olarak açıklandı.
Bu kararlarla halkımızın büyük çoğunluğuna karşı medya ve siyasallaşan yargı yoluyla baskı ve karalama kampanyası başlatıldı.
MGK kararlarında laiklik için yasaların tatbiki isteniyordu. Atatürk aleyhinde yapılan eylemler cezalandırılmalı deniliyordu.
Sonra da Osmanlı cihan devletini yıkan İttihat ve Terakki geleneği yeniden depreşiyor ve CHP'nin de tahrikiyle irtica paranoyası basmakalıp, içi boş, üfürükten tayyare dillendiriliyordu.
İnsan çabuk unutuyor, hafıza-i beşer nisyan ile ma'lul.
4 Şubat 1997 sabahını hatırlatalım.
Başkent Ankara'nın kalabalık semtlerinden biri olan Sincan halkı müthiş bir palet gürültüsüyle uyandılar.
İki tank, on beş kariyer, cip ve reo ile oluşan konvoy ana cadde üzerinden ilçe merkezine kadar geldiler.
Birlik komutanı olan yüzbaşı yıkıp dağıtmak istediği Kubbetussahra'ya benzeyen bir çadırı arıyordu.
Bir gece önce bu alanda bir amatör piyes sahnelenmişti.
Bugün Gazze katliamında ayağa kalkan halka o gün de Kudüs bilincini veren masum bir kültürel etkinlikti.
İşi bittiği için çadır, belediye tarafından kaldırılmıştı.
Devamı: https://www.indyturk.com/node/322681/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/28-%C5%9Fubat-darbesi































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.