• İstanbul 15 °C
  • Ankara 11 °C

Eğitim- Öğretim’de Dönem Değerlendirmesi

Rüstem BUDAK

http://www.degirmendergisi.com/koseyazisi.php?isl=oku&id=110

Tabletlerin Eğitime Katkısı

Eğitimde büyük bir devrim olarak sunulan öğrencilere tabletlerin dağıtılması, sınıflara akıllı tahtaların takılması ile değişimler beklendi. Teknolojik ahlakın bireysel- toplumsal- kurumsal anlamda yerleşmediği ülkede bu teknolojik atak birer makyajdan öteye gidemedi.

Öğrenciler tabletlerle eğitim- öğretimi daha pratik ve verimli kılmak yerine daha da kaotik hale getiren bir hale geldi. Tabletler öğrenciler tarafından fotoğraf çekme, sohbet etme ve eğlence için kullanılır hale getirdiler.

Cep telefonları başta olmak üzere gençlerde- öğrencilerde çılgınlık derecesine varan bir teknoloji bağımlılığı oluştu. Sadece tüketime ayarlı zihinler, hiçbir üretimde bulunmadan emeklerini- zamanlarını- değerlerini sanal ekran karşısında kaybetmektedirler. Kendisini keşf etme, sosyalleşme, olumlu değişim yolunda bir çabadan ziyade bireyselleşme tuzağında köleleşme, amaçsızlık, başıboşluk, ideolojisizlik genel karakter halini almaktadır.

Eğitimciler başta olmak üzere yönetenlerin teknoloji ahlakının inşası noktasında başta kendileri olmak üzere neler yapabileceklerini tartışmalı ve kendisinden başlayarak örneklemelidirler.

Tabletler ve akıllı tahtalar üzerine geniş yazımız için; http://rustembudak.wordpress.com/2012/03/09/egitim-ogretimin-mehdisi-tablet-bilgisayarlar-akilli-tahtalar/

Din Eğitimi

Özellikle İmam- Hatip okullarına iade-i itibar verilmesi ile birlikte dindar gençlik çabaları öne çıktı. İmam Hatip Liseleri- Ortaokulları toplum tarafından henüz tereddütle karşılanmaktadır. Acaba yine eskisi gibi olur mu? Korkusundan dolayı birçok veli çocuğunu imam hatiplere göndermemektedir.

Artık öğrenci profili de değişmiş bulunmaktadır. Yeni gençlik profili İmam- Hatipleri sınırlayıcı bulmaktadır. İslam aklı- tasavvurunu belli anlayışlara endeksli olarak inşa etme çabası bulunmaktadır. Özellikle İmam- Hatip meslek ders hocaları yeni kuşağın beklentilerini yorumlayamamaktadır. Yeni kuşağın anlam dilini çözememektedir. Bu anlam dili çözümlenmediği gibi bazı tarikat ve cemaatler buralardaki dini dilini sadece kendi akıllarına devşirmek istemekte, farklı görüşte olan hocaları tasfiye etmektedirler.

Dindar Gençlik, yeni bir din dili ile mümkündür. 1960ların imam- hatip okul dili ile 2014 Türkiye’si okunamaz- konuşulamaz.

Öğrenci Andı Kaldırıldı… Vesayetçi Akıl Devam Ediyor…

Eğitimde ayrışmalara yol açan öğrenci andının kaldırılması olumlu bir adım oldu. Lakin ders kitaplarında kuru vesayetçi akıl olduğu gibi yerinde duruyor. Tarih, Din Kültürü, Sosyal Bilgiler, Türkçe dersleri başta olmak üzere metin, yorum, bilgi ve üslup olarak vesayetçi akıl devam ediyor.

Devletin tehdit algıları kitaplarda olduğu gibi duruyor. Kullanılan metinler seçicilikten uzak, düşünce ve algı düzeyi problemli, yeni Türkiye’nin kimlik arayışına uygun şekilde değildir.

12 Eylül’ün ideolojisiz eğitim perspektifi eğitim materyallerinde tamamen piyasacı eğilimler besleyen, küresel sistemin dayatmalarına teslim olan, düşünme potansiyellerini minimum düzeye indiren bir akıl oluşturmaya başladı.

Okul Müdürleri’nin Değişimi…

Eğitim alanında her adımın siyasal bir olgu olarak karşılığı var. Okul Müdürleri başta olmak üzere il ve ilçe milli eğitim müdürlerinin değişiminin bir kısmı yapıldı, bir kısmı da yapılmayı bekliyor.

Bu tedirginlik hali okul müdürlerinin performansına ciddi bir şekilde etkide bulundu. Yeniden atama ihtimalini düşük gören müdürler çalışmalarını askıya alırken, atanması garanti seviyesinde olanlarda bunun konforu altında pasif duruşa geçtiler.

Okullarda yönetim problemi bütün çarpıklığıyla eğitim- öğretim sürecini etkilemektedir. Atama yönetmeliğinin verimliliğe dayalı değil ideolojik kompartımanları esas almasından dolayı Okul Müdürleri- İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürleri eğitim- öğretime katkıda bulunamamaktadırlar. Bürokratik işlerliğin sürdürülmesini esas alan halde sorunlara- temellere- eğilimlere- geleceğe dönük yaklaşımları olmayan halde yönetim devam etmektedir.

Üniversitelerin(Üniversiter Liselerin) Yaygınlaşması…

Devletin her ile bir üniversite çalışması, ardından özel sektör, kurumlar ve vakıf merkezli üniversite kuruluş çalışmaları ile onlarca yeni üniversite açıldı.

Üniversitelerin olmazsa olmazı öncelikle hocalardır. Bir üniversiteyi değerli ve var kılacak hocalarıdır. Açılan birçok üniversitenin onlarca bölümü sadece kuruluş için gerekli hoca dışında öğreticileri barındırmıyor. Mekân ve mekânın iç bölümleri ile teknik alt yapı çoğunda bulunmamaktadır.

Lise eğitimin bile altında kalan eğitim sistemi, sınıfta kalmanın minimum seviyeye indirilmesi, özel- vakıf üniversitelerinin önceliği para kazanmaya verdiği için eğitim seviyesinin düşmesi, öğrencilerin sadece diplomaya endeksli bulunma çabaları sistemi giderek kapitalist- piyasacı ruhun tahkimi olmaya götürmektedir.

Meslek edinimini diplomaya indirgeyen anlayış ile birlikte bütün öğrencilerin üniversite diplomasını elde etme çabasına yöneltmektedir. Bu da zorunlu eğitimi 12 değil 16 yıla çıkartmaktadır. Artık üniversite diploması da yeterli olmamaktadır. Lisansüstü diplomalar ve harici belgelendirmeler merkezinde bir çalışma politikaları oluşmaktadır.

Kültürsüz Okullar

Okullar bir kültürün- ahlakın- inancın- arayışın inşa edicisi konumundan uzaklaşmış bulunmaktadırlar. Kendilerini sadece öğrencileri ders merkezli başarıya endekslemiş haldedirler. Derslerde bile bilgiyi yenilemeyen, değişimi hedeflemeyen, bilgiyi zenginleştirmeyen, üretimi red eden, taklit ve ezberi esas alan ders işleme metodu ile öğrenciler bilgiye değer veren değil red eden konuma gelmiş bulunmaktadırlar.

Okulları; öğrencilerin sabitlenerek robot haline getirildiği ve ıslah merkezleri olarak tasarımlamaktan vazgeçilmelidir. Okul tasavvurunun değişimi kaçınılmazdır. Bilgilenme kaynaklarının çeşitlenmesi ile okulun misyonu ve vizyonu değişti. Bu değişimi okumadan halen 1940lı aklın bakış açısıyla okulları değerlendiriyoruz.

Okulların kampüslere alınması çabası bulunmaktadır. Ancak birbirinden farklı yaş gruplarını aynı mekâna almanın sakıncalarını 8 yıllık kesitsizi eğitim denemesinde yaşanana sorunları canlı iken yapılması makul değildir. Okulların mimarisinde yapılmaya çalışılan değişiklikler zenginleştirilmelidir.

Eğitimin toplumun bütün kesimlerinin beklentilerini dikkate alan, ideolojik- dini refleksleri olan, insani temelde, vicdani perspektifte, özgürleştirici olabilmesi için her kesimin tartışması şarttır.

 

25.06.2014 

Bu yazı toplam 1106 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim