İran-ABD geriliminde Türkiye'nin tavrı öteden beri hep uyumlaştırıcı oldu. Bunda elbette Türkiye'nin yanı başında istikrarsız yeni bir devlet görmek istememesi de vardı; ama zaten Türkiye'nin bölgesel dış politikası öteden beri çatışmaları azaltıcı ve bölgesel ittifakları çoğaltıcı şekilde tezahür etti. Kimilerinin dediği gibi Suriye bunun dışında değildi. Zira Suriye'de de epey süre Türkiye, Esed'i reform yapmaya ve ülkesini dış müdahaleye açık hâle getirmemeye ikna etmeye çabaladı.
Ama maalesef başta İran, akabinde Rusya, Esed'e destek olmak için çok erken bir dönemde sahaya indi. İran karadan, Rusya havadan Esed'in katliamlarını destekledi. İran bizzat Haşdi Şabi milisleri üzerinden Suriye'de DEAŞ'la benzer cürümler işledi. Suriye'nin DEAŞ, Haşdi Şabi, Şebbihalar ve PYD arasında bir toprak kazanma ve katliam yapma sahasına dönüşmesinde Esed kadar İran'ın da payı var.
Türkiye'yi Suriye'de "aktivist" olmakla suçlayanların İran'a tek kelime etmemesi, kimi zaman Şii yayılmacılığının etki alanında kalmalarından, kimi zaman da AK Parti'yi DEAŞ'ın destekçisi gösterecek kadar Türkiye karşıtı bir zihniyete sahip olmalarından kaynaklanıyor.
Bunlar geldi geçti diyebiliriz; ancak o dönemi hatırlamak, bugün hem bölge hem de Türkiye için durumu iyi analiz edebilmek adına önemli. ABD-İsrail ortaklığının, yakın komşularımız ve bölgemiz söz konusu olduğunda, taşların yerini değiştirerek nasıl yeni bir oyun kurabildiklerini görmek açısından önemli.
Yazının devamı için:https://www.star.com.tr/yazar/iran-abd-geriliminde-uzlasi-noktasi-yazi-1996004/































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.