• İstanbul 19 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 17 °C
  • Konya 11 °C
  • Sakarya 13 °C
  • Şanlıurfa 20 °C
  • Trabzon 19 °C
  • Gaziantep 17 °C
  • Bolu 5 °C
  • Bursa 12 °C

Hikmet kırıklarının bize hatırlattığı: Enformasyon çağında hakîkat yorgu

Muhammet Enes KALA

Dünyanın neredeyse bütün kütüphanelerini cebinde taşıyan insanın hangi kitabı niçin okuyacağını bilememesi, çağımızın en acı ironilerinden birisidir. Bilgiye ulaşma sorunumuzu büyük ölçüde çözdük ancak hangi bilginin değerli olduğunu, neyin neyle irtibatlandırılacağını ve bütün bunların insanı nereye götürmesi gerektiğini söyleyen hikmet davasını acıklı ve yakıcı şekilde belki de yitirmekteyiz.

Mâlûmatlara ulaşmanın zahmetsizleştiği bir çağda bilmenin mahiyetini sorgulamak zorundayız. Bilmek, insanın zihnini gerekli gereksiz daha çok doldurması mıdır, yoksa şeyler arasındaki doğru nisbeti görebilmek ve faydalı olanın kazanımı mıdır? Bu soruya verilecek cevap bilgili ve bilge ayrımında düğümlenir. Kadim dünyanın bilge anlayışı ile bugünün mâlûmatfüruş insanı aynı kişiyi târif etmez. Söz konusu eksende bilgelik, bütünü görebilme kudretiyken, bilgililik, o bütünün belirli bir parçasının derinlikli kavranışını seslendirmekteydi. Mâlûmat, bilgiden koparılmış haber parçalarını taşırken, veriyse henüz anlamlandırılmamış işaretleri önümüze yığmaktaydı. Her birisi aslında hakîkatin hizmetinde hiyerarşik bir düzende çalışan vazgeçilmez mütemmimlerdi, ne olduysa önce parçalandılar sonra her şeyin temeline veri yerleşiverdi.

VERİDE YİTİRDİĞİMİZ GÜVENİLİR MALÛMAT NEREDE?

Russell Ackoff önümüze bir piramit koyar. Bu bilgi piramidinde veri, mâlûmat, bilgi, anlama ve bilgelik birbirinin üzerine yükselen basamaklara tekabül eder. Trajedimiz, bu merdiveni yukarı doğru çıkmak yerine aşağı doğru koşmuş olmamızdan neşet eder biraz da. Ackoff, bilgelikten veriye indikçe insan zihnindeki içeriğin çoğaldığını fakat hikmetin neredeyse yok olacak kadar azaldığını vurgular. Benzer şekilde T. S. Eliot, 1934’te meşhur The Rock eserinde günümüzün epistemik ağıtını sorulara sığdırmaya gayret ederek şunları söyler: “Yaşamakla kaybettiğimiz hayat nerede? Bilgide kaybettiğimiz bilgelik nerede? Mâlûmat içinde kaybettiğimiz bilgi nerede?” Belki bugün Eliot’a bir dize daha ekleyebiliriz. Mâlûmatta yitirdiğimiz bilginin ardından, veride yitirdiğimiz güvenilir mâlûmat nerede? Bugün, parçayı büyüttük onda kaybolduk, böyle olunca bütün küçüldü, nicelik çoğaldıkça nitelik ve mana azaldı, kayıt arttıkça hâfıza zayıfladı, erişim kolaylaştıkça idrak zorlaştı. Dünyanın neredeyse bütün kütüphanelerini cebinde taşıyan insanın hangi kitabı niçin okuyacağını bilememesi, bunun için konfor alanını terk etmeyi dahi düşünmemesi, çağımızın en acı ironilerinden birisidir. Bilgiye ulaşma sorunumuzu büyük ölçüde çözdük, ancak hangi bilginin değerli olduğunu, neyin neyle irtibatlandırılacağını ve bütün bunların insanı nereye götürmesi gerektiğini söyleyen hikmet davasını acıklı ve yakıcı şekilde belki de yitirmekteyiz.

Devamı:https://www.yenisafak.com/dusunce-gunlugu/hikmet-kiriklarinin-bize-hatirlattigi-enformasyon-caginda-hakikat-yorgunlugu-4855624?utm_source=twitter&utm_medium=social&utm_campaign=

Bu yazı toplam 17 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim