• İstanbul 29 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 34 °C
  • Konya 29 °C
  • Sakarya 29 °C
  • Şanlıurfa 38 °C
  • Trabzon 25 °C
  • Gaziantep 35 °C
  • Bolu 26 °C
  • Bursa 29 °C

Işık: "İçinizde Yazma Hissi Varsa, Okuduklarınız Onu Gün Yüzüne Çıkarır"

Işık: "İçinizde Yazma Hissi Varsa, Okuduklarınız Onu Gün Yüzüne Çıkarır"
Türkiye Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen ve kitapseverlerden büyük ilgi gören “Kağıt Ev Yazar Söyleşileri”, edebiyat dünyasının güçlü kalemlerini ağırlamaya devam ediyor.

Etkinliğin 6 Haziran 2026 tarihindeki konuğu, öykücü kimliği ile dikkat çeken yazar Ali Işık oldu.

Zehra Garip’in yönetiminde, TYB D. Mehmet Doğan Divanı’nda yapılan söyleşide; roman sanatının dinamikleri, kurmaca dünyası ve insanın kadim anlatma ihtiyacı masaya yatırıldı. Yoğun bir katılımın gözlendiği programda yazar Ali Işık, çocukluğundan lise yıllarına, kamu görevinden edebiyat yolculuğuna ve yazı felsefesini içtenlikle paylaştı.

Işık, okuma ve yazma serüveninin tesadüflere dayanmadığını vurguladı: "Bursa’da İmam Hatip Lisesi’nde okudum. Orada çok kıymetli hocalarımız vardı; onların teşvikiyle, derinlikli kitaplarla karşılaştım ve okumaya başladım. Hocalarım bizi çok sistemli bir şekilde okuttular. Sezai Karakoç'u, İsmet Özel'i ve Rasim Özdenören'i hep oradaki hocalarım sayesinde tanıdım. İçinizde karakteristik olarak bir yazma ihtiyacı varsa, bir süre sonra okuduklarınız sayesinde bu durum gün yüzüne çıkmaya başlıyor."

Yazmaya esaslı eğiliminin lise yıllarında şair arkadaşları Yavuz Altınışık ve Ali Çelik ile çıkardıkları "Amatör Kalemler" adlı dergiyle başladığını belirten Işık, öykü türüyle tanışmasının ise Viyana’daki üniversite yıllarında tatlı bir "zorunluluktan" kaynaklandığını anlattı. Arkadaşı Serdar Kacır’ın dergideki öykü boşluğunu doldurması için kendisini görevlendirdiğini söyleyen yazar, "İlk öykümü yazdığımda bayağı iyi yazdığımı fark ettim. Sonradan dönüp baktığımda, altını çizdiğim yerlerin hep öykü cümleleri olduğunu gördüm" dedi.

Ali Işık konuşmasında, lise yıllarında Dostoyevski ile tanışan birinin artık edebiyattan kopmasının mümkün olmadığını söyledi. Kendi dünyasında derin izler bırakan eserlerden bahsederken, Sezai Karakoç’un "Yitik Cennet" eserini okuduğunda adeta çarpıldığını, Cahit Zarifoğlu’nun "Yaşamak" kitabını ise yazarı çok kışkırtan bir metin olarak hayatı boyunca en az on defa okuduğunu belirtti. Ayrıca Montaigne’in *"Denemeler"*i ile Mustafa Kutlu, Rasim Özdenören ve Sezai Karakoç külliyatının kendisi için her zaman temel başvuru kaynakları olduğunu ifade etti.

Dünyayı bir "bekleme salonu" olarak nitelendiren Işık, insanın bu salonda emaneti yıpratmadan teslim etmeyi ve güzel bir ölümle ölmeyi beklediğini, bu sürecin aslında bir kendini arama yolculuğu olduğunu söyledi. "Üç Günlük Dünya" tanımlamasına da değinen yazar, insanlığın her zaman o "ikinci günde" yani şimdiki zamanda yaşadığını ve toparlanmak için bir fırsatı olduğunu belirtti. Diğer bir eseri olan "Üç Günlük Dünyanın İkinci Günü" kitabındaki öyküleri pandemi döneminde, evlere kapandığımız o daralmış zihin günlerinde kaleme aldığını ve metinlerin bu dönemin ruhsal izlerini taşıdığını aktardı.

whatsapp-image-2026-06-08-at-23.52.34-(5).jpegwhatsapp-image-2026-06-08-at-23.52.34-(1).jpegwhatsapp-image-2026-06-08-at-23.52.34.jpegwhatsapp-image-2026-06-08-at-23.52.34-(3).jpegwhatsapp-image-2026-06-08-at-23.52.34-(4).jpeg

Bu haber toplam 465 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim