• İstanbul 24 °C
  • Ankara 26 °C

Mehmet Şerif Cebe: Tarihe değer vermek

Mehmet Şerif Cebe: Tarihe değer vermek
İnsanlar geçmişleriyle bilinir ve tanınırlar. Başlarından geçmiş olaylardan hareketle insan topluluklarının, devletlerin geleceği, tutum ve davranışları öngörülebilir; o topluluklarla ilgili yargılarda bulunulabilir.

İnsanların geçmişten ders alarak gelecekle ilgili doğru kararlar verebilmesi toplulukların geride bıraktığı eserlerle mümkündür. Nasıl ki kişiler eserleriyle biliniyorsa; kişilerin oluşturduğu topluluklar da eserleri oranında bilinir, tanınır ve haklarında olumlu ya da olumsuz yargılarda bulunulur. Bu bakımdan tarihi eser, yaşayan toplumun aynasıdır. Bu ayna o topluluğun geçmişini gösterir. Kim aynada kendisini güzel, hoş, olumlu görmek istemez ki?

Yaşadığımız şehir Diyarbakır’ımızda paha biçilmez nice tarihi eserlerimiz vardır. Bunları olabilecek tehlikelerden korumamız, herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmışlarsa onları restore etmemiz; canlı ve diri tutmamız gerekir. Bu eserlerin, o yerleşim yerinde oturanlar ve ziyaret edenlerce titizlikle korunması gerekir.

Diyarbakır’ımız tarihi eserleriyle ünlü bir şehirdir. Çünkü tarihi çok eskilere, M.Ö 3000 yıllarına dayanır. O günden bugüne çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış; çok sayıda devletlere başkentlik yapmış ender şehirlerden biridir. Söz konusu medeniyetlerin her biri kendi dönemlerinde eserler bırakıp gitmişlerdir. Bu eserlerden tarihi Surlar ve bu surlardaki burçlar son dönemlerde çeşitli restorasyonlarla canlı tutulmaya çalışılmış ve restorasyonu halen devam etmektedir. Yine bu önemli eserlerden tarihi camilerimiz de zamanla restorasyonlara ihtiyaç duymuş ve restore edilmiştir. Bu eserlerin restore edilmesinde etkisi ve yardımı olan yetkililere teşekkür ederiz. Ancak bu bakım ve onarımlara ihtiyacı olan bazı eserlerimiz yardım beklemektedirler. Bunlardan biri de Dört Ayaklı Minare’dir. Dört ayaklı Minare’miz yıllara meydan okumaktadır; ancak - Allah korusun - o nazenin ayaklarına bir zarar gelir diye endişe ediyorum. Buradan yetkililere sesleniyorum: Lütfen, o güzelim ayaklarını koruyalım. Mühendis ve teknik eleman arkadaşlarımız daha iyi bilirler; ancak bir proje yapılıp tez zamanda minarenin dört ayağını koruma almak gerekir. İnsanlar bakıp incelesinler; ancak o nazenin ayaklara ve dolayısıyla minaremize bir zarar gelmesin!

Bir başka isteğimiz de Diyarbakır’ın 639’da ilk valiliğini yapan Allah Resulü’nün (s.a.v.) değerli sahabesi Hz. Sa’saa ‘nın (r.a.) mezarının olduğu yerin yeniden düzenlenmesini istiyoruz. Diyarbakır Vakıflar Bölge eski Müdürü değerli kardeşim Metin Evsen Bey’in çabaları sonucu eski durumuna uygun bir restorasyon yapılmak istendi; o günün imkanlarıyla ancak bugünkü duruma getirilebildi. Söz konusu eserin ilk şekli bugünkü gibi değildi. Üstelik bugün mevcut yapı halka açık olmadığı gibi, buranın ne olduğu veya geçmişi ile ilgili bilgi de yoktur. Bu önemli eserin tarihi bilgisi ile  ilgili bir levhanın tez elden yazılıp asılmasının gerektiğini ilgili ve yetkililerin bilgisine ve dikkatine sunuyorum. Yapılması gereken ikinci önemli iş de burada bugün tarihi özelliğe sahip bir türbe ve o türbenin yanında yine tarihi bir mescit yapılmalı ve mescit kısmı ibadete; türbe kısmı da ziyarete açık olmalıdır.

Devamı: https://www.yenisoz.com.tr/yazarlar/tarihe-deger-vermek-8335/

Bu haber toplam 180 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim