• İstanbul 13 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 15 °C
  • Konya 13 °C
  • Sakarya 13 °C
  • Şanlıurfa 16 °C
  • Trabzon 11 °C
  • Gaziantep 14 °C
  • Bolu 8 °C
  • Bursa 13 °C

Astana’da İki Hikmet Irmağı: Yûnus Emre ve Şakarim İzinde Bir Maneviyat Yolculuğu

Astana’da İki Hikmet Irmağı: Yûnus Emre ve Şakarim İzinde Bir Maneviyat Yolculuğu
Bu yolculuk, fiziki bir mekân değişiminden ziyade, zamanlar ve coğrafyalar arasında kurulan bir gönül köprüsünün izini sürme çabasıydı.

Musa Kazım Arıcan

ASBÜ/TYB

Ankara’dan Hacı Bayram Velinin manevi ikliminden Türkistan coğrafyasını en önemli merkezlerinden Astana’ya doğru yola çıkarken zihnimde ve gündemimde yalnızca uluslararası bir sempozyum konusu yoktu; aynı zamanda iki büyük hikmet kaynağının -Yunus Emre ile Şakarim Kudaiberdiulı (Hudayiberdioğlu)- aynı ufukta buluşmasının ne anlama geldiğine dair derin bir tefekkür de vardı. Bu yolculuk, fiziki bir mekân değişiminden ziyade, zamanlar ve coğrafyalar arasında kurulan bir gönül köprüsünün izini sürme çabasıydı.

Bozkırın Sessizliği ve Şehrin Hafızası

Astana, ilk bakışta modern mimarisiyle yükselen, planlı ve düzenli bir başkent görünümü sunar. Ancak bu modern yüzeyin altında, bozkırın kadim sessizliği ve derin hafızası hissedilir. Şehir, sanki geçmiş ile geleceğin aynı anda konuştuğu bir metin gibidir.

Nursultan Nazarbayev Havalimanı’na indiğimizde bu ikili yapı hemen kendini hissettirdi: Bir yanda çağdaş altyapı, diğer yanda step kültürünün izleri. Yaptığımız yolculuk, bu modernliğin gündelik hayata ne kadar nüfuz ettiğini gösterirken; ufukta görünen geniş bozkır, insanı içe çeken bir dinginlik sunuyordu.

Uluslararası Bir Sempozyum: İki Ruhun Buluşma Noktası

L.N. Gumilyov Eurasian National University (L.N. Gumilyov Avrasya Milli Üniversitesi) ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Yunus Emre-Şakarim: Türk Halklarının Manevî Birliği” sempozyumu, sıradan bir akademik toplantı olmanın çok ötesindeydi. Bu program, aslında Türk dünyasının derin hafızasında var olan fakat zaman zaman unutulan bir hakikatin yeniden hatırlanmasıydı: Birliğin temeli yalnızca siyaset değil, aynı zamanda maneviyattır.

Sempozyumda sunulan bildiriler, yaptığımız konuşmalar ve kurulan akademik temaslar ile anlaşmalar, bu ortak hafızanın ne kadar canlı olduğunu bir kez daha gösterdi. Anadolu’dan yükselen Yûnus nefesi ile Kazak bozkırında yankılanan Şakarim vicdanı, aynı hakikatin iki farklı lehçesi gibiydi.

yunus-emre-.jpg

Yûnus’un Gönlü, Şakarim’in Vicdanı

Yolculuk boyunca zihnimde en çok yer eden düşünce şuydu: Yûnus Emre ile Şakarim aslında iki ayrı isim değil, tek bir medeniyetin iki ayrı ifadesidir.

Yûnus Emre, Anadolu’da dili gönül ile yoğurarak insanı içten dönüştüren bir irfan dili kurmuştur. Onun şiiri, insana “olmayı” öğretir. Şakarim ise modern çağın kırılmaları içinde, vicdanı merkeze alan bir ahlâk sistemi inşa etmiştir. O, insana “doğru yaşamayı” öğretir.

Biri kalbi inceltir, diğeri karakteri inşa eder.

Bu yüzden Astana’da yapılan bu buluşma, sadece iki düşünürün yan yana getirilmesi değil; gönül ile vicdanın yeniden bir araya gelmesidir.

Bozkırda Düşünmek: İçe Doğru Bir Yolculuk

Astana’da geçirdiğimiz süre boyunca dikkatimi çeken en önemli hususlardan biri, Kazak toplumunun modernleşirken kendi kökleriyle bağını koparmamaya gösterdiği hassasiyetti. Şakarim’in mirasının yeniden ihya edilmesi, bunun en güçlü göstergelerinden biridir.

Bu durum bana şunu düşündürdü: Modernleşme, eğer ahlâk ile dengelenmezse insanı köksüzleştirir. Fakat Şakarim’in çizgisi, modernliği reddetmeden ona bir vicdan kazandırma çabasıdır.

Bu yönüyle Şakarim, yalnız Kazak halkı için değil, bütün Türk dünyası için çağdaş bir ahlâk filozofudur.

Türk Dünyasının Manevî Haritası

Bu ziyaret vesilesiyle bir kez daha anlaşıldı ki Türk dünyasının birliği, coğrafi yakınlıkla değil, ortak anlam dünyasıyla kurulur.

Bu anlam dünyasının temel unsurları ise açıktır: Yûnus’ta Gönül, Şakarim’de Vicdan. Her ikisinde de ortak olan değer, Dil ve Ahlâk.

Bu dört unsur birleşmeden kalıcı bir birlikten söz etmek mümkün değildir.

 

a--001.jpg

Astana’dan Ayrılırken

Dönüş yolculuğunda, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte şehirden ayrılırken, geride yalnızca bir sempozyum ve akademik işbirlikleri değil; zihnimde derinleşen bir hakikat kalmıştı: Türk dünyasının geleceği, teknolojik ilerleme kadar ahlâkî ve manevî derinliğe de bağlıdır.

Yûnus Emre bize gönül yapmayı öğretiyor.

Şakarim ise o gönlün nasıl korunacağını.

Eğer bu iki sesi birlikte dinleyebilirsek, yalnız geçmişimizi anlamakla kalmayacak, geleceğimizi de daha sağlam kurabileceğiz.

Son Söz

Astana yolculuğu, benim için sadece akademik bir gezi değil, aynı zamanda tarihi ve manevi bir hatırlayış oldu.

Unuttuğumuz bir şeyi yeniden hatırlamak: Biz aynı dilin değil, aynı hakikatin insanlarıyız.

Yûnus’un dediği gibi gönül yapmadan, Şakarim’in işaret ettiği gibi vicdanı diri tutmadan hiçbir birlik kalıcı olmaz.

Bu nedenle bu akademik ziyaret, bir etkinlikten ziyade bir çağrıdır:

Türk dünyasının yeniden gönül ve vicdan ekseninde buluşma çağrısı.

Bu haber toplam 86 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim