Çoktan süngüsü düştü. Kırık plak gibi kendini tekrarlıyor. Sahte direniş üssünün en önemli sıkıntısı her yönüyle ilkel olmasıdır. Ali Safar gibilerinin işaret ettiği gibi ilkel olmaları hem siyasi zeminde hem de teknolojik zeminde geçerlidir. Söz gelimi İsrail'de 20 yılda birçok siyasetçi değişirken Hasan Nasrallah put gibi yerinde kalmıştır. Hizbullah hep aynı adam tarafından yönetiliyor. Başarısızlıklar sonucunda istifa etme ihtiyacı da duymuyor! Geri teknoloji babından olarak İran Cumhurbaşkanı Reisi'nin bindiği helikopter, 1978 yılından kalma uçan bir tabut idi. Nihayetinde düştü veya düşürüldü. Hizbullah mensuplarının elinde patlatılan çağrı cihazları da tedavülden kalkmış, Japonya gibi ülkelerin üretmekten imtina ettikleri eski teknoloji ürünleridir. Kimin ürettiği ve kime ısmarlandığı da belirsizdir. Hizbullah deve kuşu gibi onlar üzerinden başını kuma gömerek güya İsrail'in tarassutundan kurtulmaya ummuştur. Heyhat! Telefonları çağrı cihazlarıyla değiştirmiş. Güya eski teknolojiye ulaşmak zor oluyormuş! Derler ya klasik telefonlar akıllı telefonlar gibi dinlemeye pek müsait değiller. Hizbullah'ı yöneten akılda bu tür kusurlar var. Maalesef hem İran hem de Hizbullah İsrail karşısında korunaklı değil. Büyük sızmalar yaşıyor. Nükleer arşivi nasıl kaçırıldı? Belki kimilerinin dediği gibi İsrail açısından da teknolojik yatırımlar beşeri melekelerin körelmesine neden oluyor. Bunun zaaf noktası da şudur: Bir şey haddini aşarsa tersine döner. Teknolojiye de mutlak olarak güvenilmez. Lakin İsrail şimdilik onun avantajını yaşıyor.
Devamı: https://www.fikriyat.com/yazarlar/mustafa-ozcan/2024/09/22/sozde-direnis-hattinin-cokusu































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.