Seküler kesimin elinde adeta bir "sanat sopası" var; bu sopayı hem karşıtlarını linç etmek hem de kendi kitlelerini konsolide etmek için bir araç olarak kullanıyorlar. Sözde "muhalif" bir tavır sergilediklerini iddia etseler de gerçek muhaliflik; iyi işleri takdir etmeyi, kötü gidişata ise "dur" demeyi gerektirir. Bunlar ise iyi ya da kötü ayrımı yapmaksızın, karşı oldukları her şeyi toptancı ve kusurlu bir anlayışla karalıyorlar.
Kendi içlerinden sağduyulu bir davranış sergileyen biri çıkacak olsa, onu da bu sözde sanatla hizaya getirip diğerlerinin ses çıkarmasına mâni oluyorlar. Böylelikle kitlelerinin öfkesini ve kinini sürekli diri tutmaya çalışıyorlar. Saldırıları o kadar topyekûn ve pervasız ki, kimse karşılarında durmak istemiyor. Kalemlerinden adeta cerahat akıyor; yalan, iftira ve hakaret adına ne ararsanız mevcut. İnsanlar, haklı olarak bu "bataklığa" girmek istemiyor; zira bu denli kirlenmiş bir alanda mücadele edip de temiz kalabilmek neredeyse imkânsız hale geliyor.
Onların sanat anlayışı; yuhalamak, linç etmek ve slogancılıktan ibaret. Hayra davet eden, şerden alıkoyan bir sanat icra ettiklerine pek rastlanmaz. En fazla "hayvan hakları" derler, onu da bir şekilde kendi emellerine suistimal ederler. Kadına şiddete karşı dururlar ama sadece fail karşı taraftansa... Tacize ses çıkarırlar ama fail kendilerinden biriyse görmezden gelirler. Kendi camialarından birinin en aşağılık hallerine bile anında bir "sanatsal kılıf" uydururlar.
Yazının devamı için:https://www.dirilispostasi.com/sanat-linc-icindir































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.