“Nâbî Merhûmunki” denildiğinde neden söz edildiği bellidir. Çünkü Nâbî’nin, Medine yolunda yazdığı ve Ravza-i Mutahhara’nın minarelerini gördüğünde oradan okunduğunu işittiği naat, onun Peygamberimiz Aleyhisselam’ın rağbetine bizzat tanık oluşuna dair çeşitli rivayetler eşliğinde hac ve umre rehberleri tarafından ziyaretçilere iletilmiş, bilenlerince de zaten o “yoldaki yolcunun hâl ve dil beyanında” mutlaka okunmuştur.
Biz bu yazımızda Nabi’nin naatını da kendi içe çekerek yazılmış ve dolayısıyla iki şairin kelimeleriyle yani iki dille, iki gönülle zenginleştirilmiş bir naatı daha, yaklaşan şu “Ramazan mübarek” vesilesiyle umre yapmakta olan dostlarımıza hatırlatmak istiyoruz:
Yozgatlı Mehmed Sait Fennî Efendi’nin “Nâbî Merhûmunkini Tahmisen Yazılan Naat-ı Şerif-i Nebevî”si!
“Tahmis” kelimesini (“taştir” dahil) açıklamanın, Yeni Şafak’ın münevver okurları için zaid olacağını düşünerek, sadece şu küçücük bilgiyi -salt hatırlatma babında- iletmekle yetineceğim:
Tahmis, Divan Şiir’inde bir şairin başka bir şairin şiirine nazire gibi yaklaşarak, onu kendinden eklediği üç mısra ile birlikte yeniden kurmasıdır. Böylece bir beyt beş mısraya çıkartılmış olunur.
Yazının devami için: https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-lekesiz/nabi-merhumunkini-tahmisen-yazilan-naat-i-serif-i-nebevi-4796620































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.