“İslam Düşüncesi” üzerinde niçin duruyoruz? Öncelikle bunun bir ideolojik takıntıyla ilintisinin olmadığını belirtmeliyiz. İnsanlığın bugün yaşadığı çok boyutlu krizler göz önüne alındığında gelecek ne üzerinden ve nasıl kurulacak sorusuna verilecek cevap “İslam Düşüncesi” şeklinde çıkmaktadır. Elbette böyle bir iddianın altının doldurulması gerekmektedir. Bunu yapmak ise çok boyutlu tartışmaları ve analizleri ilzam etmektedir.
Düşünce ve pratik birbirini besleyen ve birbiriyle sıkı irtibatlı iki boyuttur. İnsanlar genel olarak gündelik hayat içerisinde karşılaştıkları sorunları halletmeye çalışırlar ve burada öne çıkan nokta meselenin pratik boyutudur. Öte yandan pratiklerin geliştirilebilmesi ise tahayyül ve düşünce gücüyle direkt ilişkilidir. Pratikler teorilerin bir denemesi ve doğrulanması olsa da, dünyanın bugüne kadar seyrine baktığımızda düşünce boyutunun ön açtığını görmekteyiz ki, bu durum kanaatimizce düşünce boyutunu öne geçirmektedir. Çünkü düşünce geleceğe doğru devinimi sağladığı gibi pratiklere de zemin hazırlamaktadır.
Düşünce krizleri sadece düşünen insanların kendi içinde yaşadıkları çelişkilerden ortaya çıkmaz. Bu anlamda düşünce salt masa başı bir faaliyet değildir. Gündelik hayat içerisinde bazı problemler ortaya çıktığında ya da eski çözümler yeni durumları karşılayamaz olduğunda bu krizleri aşmak üzere “düşünme” öne çıkar. Yani fiziki ve sosyal olarak dış dünyanın kurulumu ve işlemesi düşünce ve hayale ihtiyaç duymaktadır.
Yazının devamı için:https://www.milatgazetesi.com/islam-dusuncesinin-gelecek-projeksiyonu































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.