• İstanbul 23 °C
  • Ankara 17 °C

Sözlük okumak ve okunan sözlükler

Sözlük okumak ve okunan sözlükler
Sözlüksüz aydın olmaz!

Sözlük, mutlaka el altında bulunması gereken bir müracaat kitabıdır, hatta birinci müracaat kitabı. Bir okuryazar; öyle ilim işleriyle, fikir işleriyle, yayın işleriyle uğraşan birisi veya kendini aydın sayan bir kimse olsun, sözlüksüz yapamaz. Mutlaka elinin altında sözlüğü, hatta sözlükleri olması gerekir. Bilinmeyen kelimeler bir yana, okurken, düşünürken, yazarken bazı kelimelerde tereddüte kapılmak kaçınılmazdır. Kelimeyi biliyordur; ama bildiği kelimelerin bile o anda aklına gelmeyen veya bilemediği ayrıntıları, anlamları, farklı mânaları vardır. Bu sebeple sözlük, dilini çok iyi bilenler, kelime haznesi zengin olanlar için de başucu kitabıdır.

Kaldı ki hiç kimse kafasında beş bin, on bin kelimeden fazlasını (bu bile çok), tutamaz. Hâlbuki sözlüklerin sözvarlığı Türkiye’de artık elli binin altında değil, birinci sınıf sözlükler yüz binin üzerinde sözvarlığına sahiptir. Herkesin sözlüğe ihtiyacı var, hâfızası güçlü olanların da.

Sözlük, roman gibi, hikâye gibi bir çırpıda okunacak cinsten bir kitap değil. Zaten hacmi buna müsait değil, çok geniş. İkincisi de sözlüklerde edebî eserlerin olay örgüsüne dayanan sürükleyiciliği veya herhangi bir fikir eserin çekiciliği yok. Bir sözlüğü kolay kolay bir iki sayfa bile okuyamazsınız…

Bazı hallerde zor olan seçmek gerekebilir. Eski kültürümüzde manzum sözlükler vardı ve bunlar ezberlenirdi.

Sözlük okumak

Sözlük okuyanlar da vardır elbette. Bu görünüşte zor bir yolu seçmektir, fakat kalıcı bir iş yapmaktır.  

Amerikalı siyahî Müslüman Malcolm X’in hayatı ilgi çekicidir. Bu ilgi çekiciliği artıran hususlardan biri de onun sözlük okuyuculuğudur. Mahpushanede iken eline geçirdiği bir sözlüğü A’dan Z’ye okur. Gece gündüz demeden sürdürülen bu uzun ve yorucu okuma ona çok şey kazandırır. Kelime haznesi genişler, kelimelerin farklı anlamlarını öğrenir, konuşurken kelimelerle oynama gücü kazanır. Bu arada Müslümanlığı seçer ve Malik el-Şahbaz adını alır. “Malkolm iks” onun mücadelesi için seçtiği isimdir. Bir mahkûmdan etkili bir lider böylece ortaya çıkar.

malcomx.jpg

Neden batıdan örnek verdik? Bizim sözlük okuma geleneğimiz yok mu? Olmaz olur mu! Ezberleme geleneğimiz dahi var!

Fakat 1960’larda, 70’lerde ne okunacak sözlüğümüz vardı ne de sözlüklerin itibarı.

Osmanlı aydınının elinden sözlük düşmezdi. Sözlükler itibarlıydı, değerliydi. Ya isimlerinin ilk kelimesi ya da yazarlarının isimleri ile anılırdı. Kamus, Lehçe, Naci, Salahî, Remzi, Şemseddin Sami…vs.

Bir örnek: Mehmed Âkif’in babadan miras kalmış bir Kamus Tercümesi varmış, onu daima yanında taşırmış. “Lügat ilminde pehlivanlık kimseye müyesser değildir. Hiç kimse bir dilin bütün lügatini zihninde tutamaz” dermiş. Arapçadan Türkçeye üç lügat kitabından (Ahterî, Vankulu ve Kamus Tercümesi) üçüncüsünü tercih edermiş. Buna rağmen Arapçadan Türkçeye yeni bir sözlüğe ihtiyaç olduğunu söylermiş. Fransızca’dan Türkçeye Vizental ve Larus’u kullanırmış. Şemseddin Sami’nin Kamus-ı Türkîsi ve H. Kâzım Kadri’nin Türk Lügati de Âkif’in başvurduğu sözlükler arasındaymış.

Bir de sıra dışı örnek verelim. Gavurca tabiri ile “otodidakt” (sistemli tahsil görmeden kendi kendini yetiştiren) olan Said Nursi, Tillo’daki Kubbe-i Hâsiye’de 5 ay inzivaya çekilmiş ve Kamus’u sin harfine kadar ezberlemiş, ki bu sözlüğün neredeyse yarısıdır. Bu ağır mesainin sebebini şöyle açıklarmış: “Kamûs, her kelimenin kaç mânaya geldiğini yazıyor. Her mânaya kaç kelime kullanıldığını gösterir bir Kamûs vücuda getirmek merakına düştüm. Çalışmam bunun içindi.”

bediuzzaman.jpg

Başka Sözlük okuyanlar yok mudur? Vardır ve hatta çoktur. Yakın zamanda vefat eden Bahaeddin Karakoç’un sözlük okurluğunu Maraşlı yazarlar naklederler ve hatta “bize sözlük okumayı miras bıraktı” derler.

Sözlükten soğuma-Sözlüksüz aydınlar devri!

Harf inkılabı kütüphaneleri, Dil devrimi sözlükleri devre dışı bıraktı.

Bin yıldır anamızın ak sütü gibi helâlimiz olan kelimeleri bir kenara atmaya başladık. Eski harfli sözlükler yasaktı, yeni harfi sözlük henüz hazırlanmamıştı. Ancak 11 yıl sonra Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlüğü yayınlandı. En azından 30 bin kelimelik lügatlere alışmış aydınlarımız bunun yarısından biraz fazla kelime ihtiva eden ve etnik temizliği uğratılmış bu sözlüğü ciddiye almadılar. Sözlük’te yer verilen kelimelerin yarısının uydurma olduğu da hatırlanırsa, ciddiye alınmamasının haklılığı anlaşılabilir. İşte bu Sözlük, her yeni baskısında dayatmalara rağmen kullanılmayan kelimeleri ayıklayıp yerine yeni uydurmalar ekleyerek 1970’lere kadar otuz binlik sözvarlığına ancak ulaşabildi.

Sözlük okumak bir yana, sözlüğü bakmak bile gereksiz hâle getirilmişti. Ekseriya aranan bulunamıyor veya bulunmuşsa çarpıtılmış tariflerle karşılaşılıyordu. Kelimelerle ve sözlükle okuryazarlığın bağı kesilmişti. “Sözlüksüz aydınlar çağı” denilebilecek bir dönemdeydik. Bu herkesin kafasına göre kelime uydurmasının yolunu açtı. Herkes kendi kısır sözlüğünü oluşturur oldu. Sözlük kullanmamakla öğünen nice “bilgin” ve “yazıncı” yetişti!

Bir şey devrimcilikle, milliyetçilikle cilâlanınca meseleler çözülüyor zannedildi. Aksine, bu kavramlar meseleyi örtmek için kullanıldı. Türkiye dil devrimine maruz kalmasa idi, daha güçlü bir edebiyatımız, daha etkili bir fikir hayatımız olacaktı. Daha akıcı yazacaktık, daha selis konuşacaktık. Dil devrimi ilk hızıyla devam etse ve tam başarıya ulaşsa idi, bugünkünden daha kötü durumda olacaktık. Yabancı bir türkologun, Geofferey Lewis’in deyimiyle, “trajik bir başarı”ya, felakete yol açan bir sonuca daha fazla yaklaşacaktık. Neyse ki, sınırlı kaldı. Bu sınırlı tahribat bile, domino etkisi denilen bir tesir uyandırarak bütün kültür ve düşünce hayatımızı hasara uğrattı.

trajikbasari.jpg

İtibarı yerlerde sürünen sözlüğü itibarının iadesi şarttı…1970’lerde bu yönde hayli çaba var. Fakat sonuç alıcı örnek yok. D. Mehmet Doğan da o yıllarda sözlüğe itibarını iade etmek için yola çıkanlardandı. Orta okulda Dil Kurumu sözlüğü ile o günün ünlü yazarlarının eserlerinin ve hatta İstiklâl Marşı’nın dahi anlaşılamayacağını fark etmişti.

Sonraki öğrenim yıllarında işe yarar bir sözlüğe olan ihtiyaç daha fazla kendini hissettirdi. Şemseddin Sami, Kamus-ı Türkî’nin önsözünde (ifade-i meram) hareket noktasınının “hepsi elde edilemiyenin tamamı terk edilmez” düsturu olduğunu belirtir. 80 yıl sonra aynı noktadan harekete mecbur kalınması dilimizin nasıl bir savrulmaya maruz bırakıldığını gösterir.

Doğan, aydın sorumluluğu ile o güne kadar kimsenin cesaret edemediği ağır bir işi omuzlar. Kendi işine yarayacak sözlüğün yanlış bir sözlükçülük anlayışının sonunu getireceğini de bilmektedir. Doğan’ın Büyük Türkçe Sözlüğü yayınlandıktan sonra Giritli tıp doktoru Mehmet Ali Ağakay’ın Dil Kurumu sözlüğünün devri kapanır. Kurum sözlük anlayışını yenilemek zorunda kalır. Bir zamanlar bir çukura atıp üzerine ağırlıklar koydukları kelimeleri yavaş yavaş sözlüğün yeni baskılarını buyur ederler.

sozluk.png

İlk Türkçe Sözlük’ün kelime haznesi İ.Alaeddin Gövsa’nın Yeni Talebe Lügati’nin gerisindeydi.

Büyük Türkçe Sözlük zengin sözvarlığı ve ideolojik tutumları etkisizleştiren muhtevasıyla ilgi gördüğü kadar, tahmin edilebileceği gibi düşmanca tavırlara da maruz kaldı. Büyük Türkçe Sözlük karşıtı tavırlar ve kampanyalar onun önem ve değerini tescillediği gibi, okunurluğunu da artırdı. Diyebiliriz ki, Büyük Türkçe Sözlük sadece müracaat edilen değil, aynı zamanda, hatta muarızları tarafından da okunan, dikkate alınan bir sözlüktür!

Sözlük okumaya dönüş: 1980’ler

1980’lerde sözlük okumaya dönüş başladı. Bunda Malkolm X’in sözlük okuyuculuğunun tesiri olduğu kadar, 12 Eylül Darbesi sonrası, siyasetin devre dışı bırakılması ile Türkiye’de kültüre, edebiyata ilginin artmasıdır. O günlerde Yazarlar Birliği’ne cezaevlerinden çok sayıda mektup gelirdi ve bunların büyük çoğunluğunda sözlük talep edilirdi. Nadiren bedeli ödenen sözlükler, ekseriya ücretsiz olarak cezaevlerine gönderilirdi.

Sözlüğü ihtiyaç olduğunda bakılırsa, bilgilenilir. Eğer okunursa, sözlük arayışa sevk eder…Her kelime başka kelimelere doğru, farklı anlamlara doğru bir yürüyüş başlatır…

buyukturkcesozluk.jpg

Okunası bir sözlük: Osmanlıca Yazılışlı Doğan Büyük Türkçe Sözlük

Doğan Büyük Türkçe Sözlük’ün genişletilmiş, geliştirilmiş ve örneklerle zenginleştirilmiş yeni baskısı iki cilt halinde yayınlandı. Bu baskıda kelimelerin Osmanlıca yazılışlarına da yer verildi. Türk edebiyatının başlangıcından günümüze kadar önemli şair ve yazarları anlamların şahidi olarak Sözlük’de örnek cümleleri ile yer aldı. Böylece 1135 şair ve yazarın eserlerinden seçilmiş cümlelerle aynı zamanda zengin bir güldeste meydana getirildi.

Bu haber toplam 1600 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim