Birinci Dünya Savaşının sonunda nasıl yenik düştüğümüz, o yenilginin sonunda Osmanlı Devleti’nin yıkılışı ve koca bir imparatorluktan Anadolu’ya kadar gerilememiz, üzerinde yeterince durulmuş bir konu değildir. Yıllarca kendimize yenilgiyi yakıştıramadığımız için müttefiklerimizin yani Almanların savaşta yenilmiş olduğu, bundan dolayı bizim de hükmen yenik sayılmış olduğumuz hikayelerini dinledik. Yoksa bizim yenilmiş olmamız ne mümkündü?
Başka bir hikâye ise hala hiç sorgulanmadan ve ne tarihi verilere ne de mantık ölçülerine vurulmadan tekrarlanır durulur: Araplar bizi arkamızdan vurdu, bu yüzden Arap coğrafyasında tutunma şansımız kalmadığı için geri çekildik. Koca Osmanlı ordusunun Şerif Hüseyin veya birkaç Arap aşiretinin ihanet ederek saf değiştirmesiyle çökmüş olduğunu kabullenmek ne akla ne mantığa ne de tarihin gerçeklerine kabul ettirilebilecek bir şey değil.
Doğrusu Osmanlı safında son güne kadar, hatta Osmanlı savaştan çekildikten sonra bile Osmanlı lehine savaşa devam eden ve bu yolda destanlar yazan Araplar olmuştur. Bunları daha önce de yazmıştık. Çanakkale’ye, Sarıkamış’a, Kut’ul-Amare’ye, Senusi hareketine, Medine Müdafaasına, İzzettin el-Kassam’a, Fevzi Kavukçuya ve Suriye’de, Irak’ta Osmanlı’dan sonra bile Osmanlı adına yürütülen mücadelelere bakmak yeter.
Yazının devamı için:https://www.yenisafak.com/yazarlar/yasin-aktay/bu-vatan-nasil-kurtulur-diye-diye-4789583































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.