Gazze’nin ardından Lübnan’ın Siyonist İsrail karşısında maruz kaldığı soykırıma varan insanlık dışı saldırılara karşı “çağdaş” “medeni”, “modern” dünyanın harekete geçmesini beklemenin beyhude olduğunu herkes biliyor. Soykırımcı işgalci Siyonist İsrail’in kendisi zaten bu medeniyetin, bu çağdaşlığın ve bu modernliğin asli harcı.
Siyonizm projesi esasen 1918 yılında sonuçlanan 1. Dünya Savaşının sonucunda kurulan dünya düzeninin bütün taraflarının üzerinde uzlaştıkları bir proje. Teopolitik boyutu var elbet ama teopolitikten ibaret değil. Ona eşlik eden güçlü bir sömürü ve ekonomi-politik boyutu da var. Ortadoğu’nun ekonomik kaynaklarının paylaşımında ve yönetiminde Siyonizm sistem için bir kilit taşı işlevini yerine getiriyor. 1. Dünya Savaşından sonra Ortadoğu’da kurulan bütün devletler ve düzen bu kilit taşının etrafında ve onun için şekillenmiştir. Bunun tek aktörünün Yahudiler olduğunu düşünmek bizi en fazla yanıltan konulardan biri. İşin teopolitik kısmında da ekonomik-politik kısmında da bir Haçlı-Siyonist ittifakı sözkonusudur. Bu iki aktörden hangisinin üstbelirleyici olduğuna dair bulmacanın içinden varsın post-marksistler çıksın. Bizden o kadar tüyo yeter.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.