Diyebiliriz ki üniversiteleşme Türkiye’nin hem kalkınma hem demokratikleşme tarihiyle ilişkisi bakımından en dikkat çekici gelişmelerden birisidir. Bunu söylediğimizde elbette olumlu ve olumsuz yanlarıyla karşımızda bir karmaşık gelişmenin olduğunu söylemek durumundayız. Yani neredeyse nüfusun yüzde onuna ulaşmış olan bir üniversiteleşme oranı var. Bir başka açıdan yirmi yıl gibi bir süre içinde yüzde 3’lerden yüzde 10’lara kadar çıkmış bir üniversiteleşme oranı.
Bu her şeyden önce “hız” boyutuyla görülmesi gereken bir gelişmedir. Toplumsal gelişmede hız, hatta aşırı hız her zaman bir dizi komplikasyona yol açar ve sağlaması beklenen faydalarla birlikte mutlaka çok büyük sorunlara da yol açar. Hızlı kentleşme, hızlı sanayileşme, hızlı kalkınma vs. Bütün bu gelişmelerde hız ile bir araya gelen gelişmelerin hepsi ne kadar olumlu olsa da hızın kendisi toplumun hazmetme kapasitesine çarpar ve söz konusu sorunları da beraber yaşatır.
AK Parti’nin 23. Kuruluş yıldönümü dolayısıyla gerçekleşen en önemli kalkınma hamlelerinden birinin de üniversiteleşme alanında olduğunu söylerken, Türkiye’nin adeta bir üniversite ülkesi haline getirilmiş olduğuna değindik. Üniversiteleşme, bilimselliğin kurumsallaşması ve gelişmesi, Cumhuriyetin ilk yıllarında ilan edilen ama bir arpa boyu yol alınmamış hedeflerden biridir. Doğrusu sözde hedef ilan etmek hiçbir şey değildir, aslolan o hedefe doğru yol yürünüp yürünmediği, bu yolu yürümeye niyetli olup olunmadığı ve bu niyete uygun bir yönde olup olunmadığıdır.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.