Âkif İnan dava adamı ve bilge sendikacıydı

Âkif İnan dava adamı ve bilge sendikacıydı
Şair, yazar, öğretmen, Memur Sendikaları Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı merhum Mehmet Âkif İnan anısına Türkiye Yazarlar Birliği’nde panel düzenlendi.

11 Ocak 2020 tarihinde TYB Mehmet Âkif Divanında gerçekleşen programda TYB Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan, yazar, şair Faruk Uysal, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu Üyesi Hıdır Yıldırım, yazar, şair Mehmet Kurtoğlu; Âkif İnan’ın hayatı, eserleri, şiirleri ve düşünce dünyasına ilişkin önemli bilgiler verdiler.

Âkif İnan’ı anlamak ve iyi anlatmak zorundayız

Panelin ilk konuşmacısı Faruk Uysal, “Âkif İnan bir şair; Hicret ve Tenha Sözler diye iki şiir kitabı bıraktı. Bir düşünce adamı, yazar; sağlığında iki düşünce eseri bırakmasına rağmen, yıllarca sürdürdüğü gazete köşe yazılarının kitaplaştırılması sonucu bugün bu sayı on beş veya on altıya ulaştı. O aynı zamanda bir öğretmen, bir sendikacı, bir sûfî, bir Urfalı…Ama bütün bu vasıflarının üstünde, o bir dava adamıdır.” dedi.

Âkif İnan’ın eserlerinde bazı kavramların öne çıktığını, üstüne basa basa vurgulandığını belirten Uysal sözlerini şöyle sürdürdü:

img_9382-001.jpg

 “Medeniyet”, “Batı”, “Doğu” “yerli düşünce”, “gelenek”, “modernite”… Deyim yerindeyse Âkif İnan bu kavramları, katılaştırır, dondurur. Ama katı olan her şeyin buharlaştığı, yok olduğunu görüyoruz. Modernite Âkif İnan’a göre geleneğe karşıttır. Esasen Türk toplumu için de bu böyledir. Gelenek bize, bizim inanç değerlerimize ait olan şeyleri ifade eder. Oysa modernite İngiltere’ye, Almanya’ya, Amerika’ya, özetle Batı’ya aittir. Fakat, modern tıp, modern hukuk, modern aile, modern devlet deyince kavrama olumlu bir anlam yüklemiş oluyoruz. Esasen ben diyorum ki modernlik gelenek karşıtlığı değil. Gelenek de modernite karşıtlığı değil. Gelenek dediğimiz şey, katı ve değişmez bir kalıp ya da öz değil. Değişimdeki devamlılık. Tıpkı beş yaşındaki fotoğrafımın da, atmış beş yaşındaki fotoğrafımın da, bana ait olması gibi.” diye konuştu.

 “Âkif İnan şiirlerinde hece ve aruz veznini, beyit tarzını kullandığını, şiirlerinin bir kısmının ismine gazel dediği için, onun şiirini gelenekle irtibatlandırıyoruz” diyen Faruk Uysal, “ Peki gelenek dediğimiz şey, şekille, dış görünüşle, kabukla ifade edilecek kadar basit bir zarftan mı ibaret? Özle, tözle, ya da cevherle hiç ilgisi yok mu? Demek istediğim, eğer Âkif İnan’ı yaşatmak istiyorsak, onu gelecek nesillere aktarmak istiyorsak, onun kavramları üzerinde düşünmeliyiz. Bu kavramları yeniden, yeniden yorumlamalıyız. Onları katılaştırarak yok olmaktan kurtarmalıyız.” İfadelerini kullandı.

img_9405.jpg

Her zaman önde yürüdü

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Kurucu Genel Başkanı Mehmet Âkif İnan’ın sendikacılığa girişi ile ilgili konuşan Hıdır Yıldırım da, “Sendika kurulurken fedakâr bir çalışma içine girerek, sendikal mücadeleye soyundu. Bu sendikada iyiye, güzele, doğruya yönelmiş insanları bir araya getirdi, birlikten neşet eden güçle hak ve hukuk mücadelesini ateşledi, Türkiye’nin aydınlık yarınlarının sivil sigortası bir örgütlenmeyi ortaya çıkardı. Bu mücadele için önde yürüdü, rahatından, huzurundan ailesinden fedakârlıkta bulundu. Fikri mücadelesini alanlara taşıdığı Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen, Mehmet Âkif İnan’ın en büyük eseridir.” diye konuştu.

Urfa’dan etkilenerek şiirler yazdı

Şair, yazar Mehmet Kurtoğlu da yaptığı konuşmada, Mehmet Âkif İnan’ın şairliği ve memleketi Şanlıurfa ile olan ilişkilerini anlattı.

img_9425.jpg

 “Gözlerin yıldızlar şehrayinidir / Dindirir evrensel çığlıklarımı / İnan’ın şiiri üzerinden değerlendirmelerde bulunan Kurtoğlu; “ Bu mısralardaki  “Yıldızlar Şehrayini” yani yıldızlar donanması Urfa’daki yıldızların daha bir parlak olmasından ilhamını alır. Zira Âkif İnan, şiirlerinin birçok yerinde geçen ve özellikle kullandığı yıldızlar şairin çocukluğunun geçtiği Urfa semalarının ruhundaki izdüşümlerinden başka bir şey değildir.” dedi.

Âkif İnan’ın şiirlerinde kullandığı sözcüklerin oldukça derin anlamlar taşıdığını ifade eden Kurtoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “ İnan doğup büyüdüğü bu şehirden aldığı çağrışımları düşünce ve ruh dünyasında şekillendirerek yeni bir dil kendine mahsus ifadelerle anlatır. Diğer yandan, çağa karşı “yerli düşünce” taraftarı olarak kendini “hoyrat” ve “deli” sözcükleriyle tanımlar. Çağa, aklı başında bir kişi olarak değil, deli ve hoyrat biri olarak meydan okur. Bu delilik Müslüman olmanın verdiği bir deliliktir.  Peygamber zamanını bu çağda yaşama cehdinin verdiği deliliktir.”   

Çok iyi bir hatip

Panelin son konuşmacısı TYB Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan Âkif İnan ile TYB’nin yakınlığını ve birlikte yapılan toplantı ve yurt içi yurt dışı gezileri anlattı.

Âkif İnan’ı 1970 li yıllarda Komünizmle Mücadele Derneğinde yaptığı konuşma ile tanıdığını, ses tonu ve kullandığı kelimeler itibariyle etkileyici bir hatip olduğunu belirten D. Mehmet Doğan, “ O tarihlerde sivil toplum kuruluşlarında görev almak, içinde bulunmak önemli. Âkif İnan Türk Ocağında da görev yapıyordu.  Hilal dergisi çıkıyordu derginin de yönetimindeydi. Âkif İnan, Urfa’dan Ankara’ya geliyor böylesi kurumların içinde bulunuyor. Bu sonraki hayatını da etkiliyor.” dedi.

img_9432.jpg

Doğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Âkif İnan’ın  şiir ve yazarlık yönü ile tanışmamız ise Mavera dergisi ile olmuştur. Diğer yandan TYB’nin kuruluşu 1978,  bu kuruluş çalışmaları sürerken Mavera Dergisini temsilen kurucular arasına Erdem Beyazıt uygun bulunmuş. Ama Âkif İnan,  TYB için adeta bir kurucu üye gibi çalışmıştır. Bir çok genel kurulumuzun divan başkanı Âkif inan olmuştur.  Âkif İnan, TYB ile ilgilenme konusunda bütün diğer Maveracılardan daha  önde gelir.”

Sendikacılıkta çığır açtı

Âkif İnan’ın sendikacılık yönü ile ilgili de bilgi veren Doğan,  “Biz şair,  yazar olarak, bir edebiyat muhitinin şahsiyeti olarak mutlaka o’nu anacaktık. Ama sendikacılığı ortaya çıktıktan sonra Âkif İnan’ın geleceğe dönük alanda büyük bir genişleme olduğunu görüyoruz. Yazar ve şair olarak öyle uzun uzun yani 50-60 yıl sonra anılmaya bilir. Ama bir sendikacı olarak bir cemiyet adamı olarak sendika var olduğu sürece anılacağı düşüncesindeyim. Memur-Sen olmasa bile anılacaktır çünkü, Âkif İnan’ın başında olduğu sendikanın farklı bir tarafı var o  da şu: Diğer sendikalardakiler toplumun tanıdığı bildiği, fikirleriyle öne çıkmış kişiler değil. Sendikacı bunlar, öğretmen olarak, memur olarak sendikacılık yapıyor, ama Âkif İnan’ın sendikacı olması bu sendikaya bir değer katıyor. Âkif İnan; fikri olan, bilinen, tanınan bir şahsiyet ve o’nun ikna edilmesi önemliydi. Ama Âkif İnan’da da bu temayül olmasaydı kimse ikna edemezdi. İyi ki Âkif İnan bulunmuş, ikna edilmiş, o’ da bunu kabul etmiş, kabul ettikten sonra da her türlü zorluğu, güçlüğü göğüsleyerek bu işi yürütmüştür.” diye konuştu.

Doğan konuşmasının sonunda, Mehmet  Âkif İnan’i şu sözlerle tanımladı: “Tasavvuf ehli, sağlığında da itibarlı ve değer verilen bir insandı. Herkesin ağabeysi, iyi bir teşkilatçı olarak sendikacılıkta çığır açmış bir kişidir”

Panele, Şanlıurfa eski Milletvekili İbrahim Halil Çelik, TYB Genel Başkanı Pof. Dr. Musa Kâzım Arıcan,  TYB Vakfı 2. Başkanı İbrahim Ulvi Yavuz, Genel Mali Sekreter Ahmet Fatih Gökdağ, Genel Sekreter Muhammed Enes Kala, yönetim kurulu üyesi Prof. Dr. Hasan Yücel Başdemir, Ankara Şube Başkanı Mehmet Said Uluçay, öğrenciler ve misafirler katıldı.

img_9389.jpg

img_9420.jpg

Bu haber toplam 576 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim