Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Muhammet Enes Kala’nın, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Türkiye Yazarlar Birliği ve Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen "Dijital Vatan Akademisi"nin açılışında yaptığı önemli konuşmayı yayınlıyoruz.
Vatan kavramı, sınırları haritalarla çizilmiş bir toprak parçasından ibaret görülebilir mi? Kuşkusuz vatan için millet-devlet-toprak birlikteliğinden söz edilebilir. Bu anlamıyla vatan, insanın varlık sahasında kendini bulduğu, anlamlandırdığı ve kök saldığı çok boyutlu bir hayat havzası ve varoluşsal hakikatini kuşatan derin bir tefekkür alanı olarak da görülebilir. Bu mukaddes varlık alanını idrak edebilmek için onun maddi, manevi ve hem maddi hem manevi olan üç temel cephesini bir arada ihata etmek iktiza eder. Maddi varlığımızın harcını karma kaim olan anâsır-ı erbaa; yani hava, toprak, su ve ateş, insan bedeninin zeminini teşkil ettiği gibi vatanın da somut sınırlarını tayin ettiğini düşünebiliriz.
Toprağın bereketiyle filizlenen kara ve yeşil vatan, hayat veren suya ithafla mavi vatan, havaya nispetle gök vatan ve güneşe izafetle uzay vatan ve ateşe nispetle enerji vatanı, bu dört unsurun mekândaki tecellileri olarak okunabilir. İşte bu maddi coğrafya, insan ile kâinat arasındaki ezeli bağı kurarak millet olarak varlığımızın yurt sathında fiziki tecelligâhı ve sarsılmaz siperi haline gelir.
Ne var ki maddeden ibaret bir vatan tasavvuru, ruhtan yoksun bir ceset gibi eksik ve hareketsiz kalmaya mahkûmdur. İnsanın iç dünyasını dokuyan dört ana sütun olan gönül/kalp, akıl, vicdan/irade ve his; görünmeyen fakat vatanı ayakta tutan esas manevi ekseni inşa eder.
Gönlü imar, inşa ve ihya eden yegâne kuvvet sahih inançtır ve Hakk’a teslimiyettir; nitekim dinüdevlet çerçevesinde şekillendiği bu mukaddes zeminde Merhum Alpaslan Türkeş’in ifade ettiği gibi Türklük beden, İslamiyet ise o bedene hayat veren ruh olur ve ruhsuz beden ise ceset haline gelir. Aklı imar ve ihya eden, felsefe, bilim ve tekniktir, bu üç alan medeniyetimizin fikri sıçramalarını gerçekleştiren meşalelere tekabül eder.
Bilinmelidir ki ilimle aydınlatılmayan bir zihin yolunu kaybeder ve ilimsiz ulaşılabilecek hiçbir kutlu menzil bulunamaz. Manevi vatanın bir diğer hayati cüzünü teşkil eden vicdan/irade, ancak ahlak, hukuk ve adaletle kemale ererek toplumun bir arada yaşama kudretini perçinler. Adaletin mülkün, yani devletin ve vatanın yegâne temeli olduğu hakikati, vicdanların diri kaldığı nispette toplumsal huzurun teminatı olur. Hissi imar, inşa ve ihya eden, sanat ile edebiyattır ve bunlar, insan ruhuna derinlik katan, estetik ve bedii duyuşu estiren vazgeçilmez köprülerdir. Sanatın zarafetini ve edebiyatın hikmetini tanımayan, ruhunu bu çeşmeden beslemeyen bir zihniyet, hakikatte yürüyen bir ölüden farksızdır. İşte manevi vatan dediğimiz ulvi ufuk, gönlün, aklın, vicdanın ve hissin her birini imar-inşa-ihya etmek suretiyle ayrı ayrı ama birlikte birer vatan bilip muhafaza etmekle vücut bulur.
Çağımızın getirdiği varoluşsal dönüşümle birlikte, ne sırf maddi ne de sırf manevi olan, fakat her ikisini eşlenik biçimde bünyesinde toplayan yeni bir boyut doğmuştur: Dijital Vatan. Algıların olguların önüne geçtiği, algoritmaların insan iradesine yön vermeye yeltendiği ve bir paylaşımın nefreti yahut muhabbeti anında köpürttüğü bu karmaşık çağda dijital vatanı düşünmek kaçınılmaz bir ödevdir. Sosyal mecralarda orman yangınlarında kendi ülkesini tahfif eden bahtsızların ve bu vatanın imkânlarıyla yetişip ardından milletinin kazanımlarını hafife alan köksüzlerin tahribatına karşı durmak mecburiyetindeyiz.
Dijital âlem, algoritmalar vasıtasıyla dünyada mazluma ah çektiren ve zalimi semirten karar uzayının haydutlarının insafına asla terk edilemez. Bu yeni cephe, sadece sanal bir ağ değil, vatanın istikbalini, istiklalini ve haysiyetini koruma şuurunun en çetin sınav verdiği stratejik bir meydandır da.
Dijital vatanı ihya ve muhafaza etmek; kara, yeşil, mavi, gök, uzay ve enerji vatanlarımızı koruma irademizin en güncel ve kapsayıcı tezahürlerindendir. Bu muhafaza gayretini, rastgele bir karşı duruşla değil, ilimle, irfanla, adaletle ve bedii içeriklerle bezenmiş yüksek bir şuurla gerçekleştirmek icap eder. Kadim medeniyetimizin Ahi ahlakını ve dürüstlük ilkesini siber dünyadaki her bir satır koda ve dijital adıma aktarmak temel ilkelerimizden olmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “dünya beşten büyüktür” çağrısını tüm cephelerde en iyi şekilde temsil etmek ve anlatmak önemli bir vazifedir. Maddi unsurun somutluğu ile manevi unsurun hikmetini dijital vatanda buluşturmak, çağın karanlığına karşı yakılmış adalet, hakikat ve selamet meşalesi olarak görülmelidir. Başlatılan bu hayırlı proje, medeniyetimizin köklü değerlerini dijital çağın şafağına taşıyarak insanlığa ve vatana hizmet yolunda müstesna bir vesile olmasını temenni ediyorum.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.