Bugün Orta Doğu’ya bakarken asıl görülmesi gereken değişim burada.
Hürmüz Boğazı’nda birkaç geminin hareketinin dünya enerji piyasalarını tedirgin edebilmesiyle Mekke’de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ortak savunma anlayışı etrafında buluşması, ilk bakışta birbirinden uzak iki gelişme gibi görünebilir.
Oysa ikisi de aynı gerçeğin farklı yüzlerini gösteriyor:
Gücün tanımı değişiyor.
Artık yalnızca kimin daha fazla füzesi, daha büyük ordusu veya daha yüksek savunma bütçesi olduğu sorulmuyor. Enerji akışının güvenliğini kim sağlayabiliyor? Kriz anında kim konuşabiliyor? Bir ülkeye yönelik tehdidi ortak güvenlik meselesine dönüştürebilecek ilişkileri kim kurabiliyor?
Asıl kırılma burada.
Hürmüz Boğazı bunun en çıplak örneklerinden birini veriyor.
Yazının devamı için:https://www.milatgazetesi.com/silahsiz-fetih































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.