“Ayasofya kilise veya müze değil İslâm mabedidir”

“Ayasofya kilise veya müze değil İslâm mabedidir”
Tarih araştırmacısı, yazar Mehmet Dilbaz, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından gerçekleştirilen “Şehir Okumaları” programına konuşmacı olarak katıldı.

Konya, Malazgirt ve Edirne ve Bursa’nın ardından beşincisi düzenlenen şehir okumasının konuğu Dilbaz; İstanbul’un tarihi, kültürü, coğrafyası ve sosyolojisi hakkında Mehmet Önder Karakaş’ın sorularını cevaplandırdı.

11.06.2020 tarihinde Türkiye Yazarlar Birliği'nin instagram hesabından canlı olarak yayınlanan söyleşide konuşan Mehmet Dilbaz, İstanbul adının 1426’da bir Alman seyyah tarafından kaleme alınan kitapta ilk kez geçtiğini ve  “Türklerin şehri İstanbul” olarak adlandırdığını  söyledi.

İstanbul’u idrak edebilmek için en az dört beş farklı İstanbul’un anlatılması gerektiğini belirten Dilbaz, tarihsel süreç içinde İstanbul’un tek bağımsız İslam devleti başkenti olduğunun altını çizdi. Pek çok medeniyet ve kültüre ev sahipliği yapan İstanbul’un jeopolitik konumunun öneminin, Napolyon’un “Dünya tek bir devlet olsa başkenti İstanbul olurdu” cümlesiyle idrak edilebileceğini söyleyen Dilbaz, şehrin altın çağını Osmanlı İmparatorluğu ile yaşadığını belirtti.

İstanbul medeniyetimizin süzülmüş hali ve kalbimizdir

İslam’ın “Kızılelma”sının İstanbul olduğunun altını çizen Dilbaz, bu sebeple Batı’nın İstanbul emelinden asla vazgeçmediğini belirtti.

Latin işgali ile İstanbul’un tarumar olduğunu ve Osmanlı’nın yıkık bir şehri daha fazla yıkmak yerine yeniden imar ettiğini belirten Mehmet Dilbaz, Fatih Sultan Mehmet’in şehri kültürel bir hüviyete taşıdığını söyledi. 1453 yılındaki fethin fiziksel, 1458 yılında 12 Havari Kilisesi’nin yerine Fatih Cami’nin yapılması ile gerçekleşen fethin ise kültürel fetih olduğunu,12 Havari Kilisesi’nin fetih sonrası yıkılan tek inşa olmasının sebebinin Türk-İslam tasavvurunun İstanbul’a kök salmasının ve şehri bir Türk-İslam şehri yapmasının en önemli adımı olduğunu belirtti. Ayasofya’nın yıkılmak yerine dönüştürülmüş olmasının yıkıcı yerine inşa edici bir fikrin mahsulü olduğunu belirten Dilbaz, Osmanlı’nın kendisi için aynı zamanda Ayasofya da demek olduğunu vurguladı.

Şehir ve kent kavramları açısından İstanbul’un tarihsel anlamdaki değişimini ve bu değişim neticesinde kaybettiği maddi ve manevi değerlerle ilgili de konuşan Dilbaz, “Kaybolan Tarihin Peşinde”  hareketiyle bu ecdadın mirasına sahip çıkmaya gayret ettiklerini belirtti.

Değişen ve gelişen İstanbul’un tehlikede olduğunu ve her yıkılan tarihi yapıda kendi kültürümüze darbe vurduğumu söyleyen Dilbaz, gündemde olan Ayasofya’ya da değindi.

Ayasofya’nın kılıç hakkımız olduğunu ve aynı zamanda kadim kültürümüzün en kıymetli sembolü olduğunu vurgulayan Mehmet Dilbaz, Ayasofya’nın bir İslam mabedi olduğunu, kilise yahut müze olmadığını belirtti.

Bu haber toplam 523 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim