• İstanbul 29 °C
  • Ankara 29 °C

“Çin Zulmüne insanım diyen herkes karşı çıkmalı”

“Çin Zulmüne insanım diyen herkes karşı çıkmalı”
Türkiye Yazarlar Birliği “Doğu Türkistan Çalıştayı” düzenledi.

20 Haziran 2021 Pazar günü saat: 10.30 da başlayan, akademisyenler, yazarlar, tarihçiler, gazeteciler ve Doğu Türkistan üzerine çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticilerinin konuşmacı olarak katıldıkları çalıştay TYB’nin youtube.com/turkiyeyazarlarbirligi ve twitter.com/tyb1978 hesapları üzerinden canlı olarak yayınlandı.

Programı ilk oturumunu yöneten TYB Genel Başkanı ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım ARICAN yaptığı konuşmada;  

dt1-001.jpg

Doğu Türkistan kökümüzün olduğu yer. Anavatanımız. Kadim medeniyet değerlerimiz açısından çok özel bir yeri var. Dünya neden olup bitenlere sessiz kör ve sağır? Müslüman Türk kardeşlerimizin durumu  neden gündeme getirilmiyor? Bu hassasiyeti neden gösteremiyorlar.? BM çok önemli raporlar yazıyor ama artık bir rapordan öteye geçen kınamadan öteye geçen bir adım atılması gerekiyor. Bu çalıştayın sonucunu bir rapor halinde hem kamuoyu ile paylaşacağız hem de farklı dillerde yayınlayacağız.İnşallah hayırlara vesile olur” dedi.

“Uzaktaki Yakın Doğu Türkistan” başlığı altında konuşan TYB Şeref Başkanı D. Mehmet DOĞAN;

dt2-001.jpg

“Bugünün bir meselesini konuşacağız ama asla bugüne ait bir mesele değil çok derinliği olan belki de yüz yıllara sirayet eden bir mesele. Son zamanlarda aldığı seyir, şiddetin dozunun yükselmesi bizi yeniden konu üzerine çalışmaya yöneltti. Malum salgınla karşı karşıyayız belki de bu yüzden elbette geç aldık.  Bu konu hem objektif hem hissi bir konu, hislerimizi de işin içine katmalıyız.  Mesafenin uzaklığına rağmen hissi olarak birlikteyiz Doğu Türkistan’la. Bedenimiz burada ama ruhumuz oralı. Edebiyatımızın temelleri bu coğrafyada atıldı.  Yusuf Has Hacibin kaftanında çıktı bütün yazarlarımız. Doğu Türkistan konusu benim bildiğim çocukluk yıllarından beri gündemimize gelir ve gider. 1950li yıllarda oradan büyük bir göç olduğunu hatırlıyorum. Kültür ihtilali dolayısıyla yine Doğu Türkistan gündemimizdeydi. 1995 yılında bu konuların konuşulmadığı bir zamanda Elazığ’a davetliydim. İsa Yusuf Alptekin nedense benimle çok konuşmak istedi bana aktarmak istediği şeyler vardı.  “Mehmet Bey biliyor musunuz, Çin genelkurmay başkanı bizi ziyaret etti ne dedi biliyor musunuz? Sizinle komşu olacağız.” Çin bir taraftan ekonomisiyle diğer taraftan oralara nüfus kaydırmasıyla bu siyaseti alttan alta yürütüyor ve nüfusunu artıyor öyle tahmin ediyorum.  Mehmet Sılayla 6 yıl önce bir davet aldık Urumçiye gittik, oradan Kaşgara geçtik. Sakin sanılan zamanda orda olup bitenleri müşahede etmeseydim bilmezdim, intibalarımdan konuşuyorum. Bugün olanlar bana daha öncekilere bakarak tahmin edilemez gibi gelmiyor. Bizim kısmen gördüğümüz insanları anlamakta güçlük çekmiyorum. Hiç yalnız bırakılmadık bir Çinli otorite ve Uygur Türkü bulunuyordu gezdiğimiz yerlerde. Türkçe konuşmak istiyor ama Çince konuşması gerektiğine zorlanıyor. Mehmet Sılayla çıkalım bir camiye gidelim dedik, çıktık otelden Birine sorduk “biz camii arıyoruz” dedik. Camiiler orada 2 katlı yüksek minareli, caminin üst mekanı ibadet alt katı sosyal mekan. 10 kişi kadar vardı. Namazdan sonra cemaatle konuşmaya çalıştık bir kelimeyle falan konuşmaya çalıştılar buradan şu çıkıyor camide bile rahat konuşamıyorlar Nasıl bir baskı rejimi içinde olduğumuzu gördük bu sadece Urumçi’de değil Kaşgar’da artarak devam etti. Yine müşahedeler üzerinde konuşacağım: Kaşgar kültürel bir merkez, başkent. Çin hükümeti burayı yeniden ele alıyor çok büyük planlar yapıyor. Klasik Kaşgarı ifade eden dokuyu ortadan kaldırıyor. Ve Kaşgar hemen Kırgızistan, Ermenistan, Gürcistan, Pakistan için bir sınır bölge. Malum 1960lı yılların sonunda 70 li yıllarda Çin’de bir kültür ihlali oldu Uygur Türklerine ait birçok eser kaldırıldı. Yusuf Has Hacib’in kabri de kaldırılmış sonra tekrar ihya edildi. Kaşgarlı Mahmutun kabrini de gördük. Kurgulanmış bir propagandayla kaşı karşıyayız. Mesele artık gizlenemez bir halde birçok ülkede de buradaki zulümleri lanetleyen resmi açıklama yapıyor Çin’in bir soykırıma gittiğine dair. Doğu Türkistan meselesi önümüzdeki yıllarda daha güçlü şekilde dile getirilecek. Bu kadar sessiz kalmamız bile mazur gösterilemez. Türkiye sessiz kalamaz. Çin ağırlığı hissettiriyor bu büyük devlet korkusu birçok hadisenin hasır altı yapılmasına sebep veriyor. Çine karşı ortaya konulacak bir tavrın zorlukları var bu zorlukların aşılması gerekiyor. Bu uzaktaki yakın ülkenin, bu zulümlerden kurtulması gerekiyor. İnşallah bu faaliyet, bir güzel başlangıç olur. Doğu Türkistanda cereyan eden hadiselerin Türkiye’de hakkıyla anlaşılması yönünden bir başlangıç olur diye temenni ediyorum.     diye konuştu.

Daha sonra konuşan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof Dr. Abdurreşit Celil KARLUK’da yaptığı konuşmada şunları söyledi:

dt13-001.jpg

“Çin kültürüyle kültürlendiğiniz anda Çinde yaşayabiliyorsunuz, kendiniz olmaya çalıştığınız anda baskı oluyor. Farklılıkları eritme politikası var. Bunun da en güçlü yanı yazı. Değişmeyen yazı,  değişmeyen hafıza demek. Değişmeyen düşman böylece mümkün oluyor. Değişmeyen yazı, değişmeyen politikaya kaynaklık ediyor. Çin’in Çinlileştirme projesini ve önemini de anlamak lazım. Bunu önce kültürel sonra siyasi olarak yapmanın peşinde.  Komünist Çin, politik Çini kültürel Çin yapmak istiyor. Bizden olmayanın niyeti kötüdüranlayışı hakim. Fark ortadan kaldırılmalı, herkes Çinli olunmalıdır tavrı tüm siyasetini belirliyor.”

Çalıştayın hazırlanmasında büyük emeği olan TYB Genel Sekreteri Doç. Dr. Muhammed Enes KALA da yaptığı değerlendirmede şu görüşlere yer verdi:

dt12.jpg

“Okuduklarım bana neler düşündürdü, Çin tarihini felsefi olarak ele nasıl alabiliriz ve buradan Doğu Türkistan meselesine ilişkin nasıl yol bulabiliriz sorusu önemli. Aristoteles Metafizik eserinde her insan doğal olarak bilmek ister, merak eder.’ İfadesi yer alır. Merak ve hayret daha spekülatif ve teorik iken bir de insanın daha pragmatik ya da pratik yanını gösteren korku ve kaygı duygusu söz konusu. Şang Hanedanlığı ile Çin İmparatorluğu başlıyor.  Ondan sonra Zhou hanedanlığı dönemi var. Doğu Zhou hanedanlığı zamanında  özellikle 3 filozoftan bahsedilebilir. Konfüçyüs, Laozi ve Mozi. Bu filozoflar farklı perspektiflerden farklılıktan zenginlik ve uyum çıkarıp nasıl bir arada yaşamalıyız sorusuna cevap üretip bir yaşam dünyası ve geleceği inşa etmeye çalıştırlar. Ancak bu çaba QinJi ile birlikte inkıtaya uğruyor ve gelenek tahrip ediliyor. Gününüzde Çin bir karar alması lazım. Baskı ve zulüm politikası onlara kısa vadede kazandırır görünebilir ama orta ve uzun vadede kaybettirecektir. İnsanlık şeref ve haysiyetinin yaşatılmadığı hiçbir politika kalıcı olamaz ve kaybetmeye mahkumdur. Çin’in aslında geleneğine düşkün bir devlet intibaı var. Çin bunu muhafaza etmeli kadim olan yaşam pratiğine yeniden dönmeli ve Doğu Türkistan zulmüne son vermeli. Bu belki de en çok Çin’e kazandıracaktır.”

dt6.jpg

Yazar Şebnem ORUÇ: “Jeopolitik oyunda insan hakları olarak ne yapılabilir? Terörizm meselesi 11 Eylül 2001de başlayan bir dönem. Radikal bir hareket var. Radikalizmin riyakarlığını görüyoruz. Terör dediğimiz şey korku demek. Çinin iç meselemiz ifadesi kabul edilebilir bir ifade değil. Soykırıma iç mesele diyemezsiniz. İnsan hakları konusunda Türkiye de sorumlu. Doğu Türkistan’da boy gösteren soykırım için herkes elinden geleni samimiyetle yapmalıdır. Toplama kampları Gaz odalarına dönüşmeden buna dur denmeli.”

dt7.jpg

Doğu Türkistan Vakfı Genel Sekreteri Abdullah OĞUZ: “Doğu Türkistan meselesinin ABD merkezli konuşulması beni rahatsız etmiştir. Biz Türkiyede Doğu Türkistan’la ilgili ne yapıyoruz?  Bu soru önemli. Çin’in borç stratejisine dikkat etmeliyiz. Bu noktada Çin gelişmekte olan ülkelere borç vererek kendisine ve politikasına bağımlı hale getiriyor. Nihayetinde bunun insan haklarına rağmen politikalara dönmesi çok acı bir durum oluyor.”

dt8-001.jpg

Dr. Mehmet SILAY: “Doğu Türkistandan bize çağrı var. Biz dışa açılmak zorundayız. Geçmişi bilmezsek ileriyi bilemeyiz. Bundan 45-50 sene önce siyah beyaz televizyon vardı. Belgesel izliyordum. O belgeselde Kaşgar’ın en büyük camisini gördüm. 45 sene sonra D. Mehmet Doğan hocamla Kagara gitmek nasip oldu. Ve o camii de namaz kıldık. Kaşgarlı Müslümanlar selam verip selam alıyorlar ama birbirleriyle konuşmuyorlar. Belgeselde izlediğim o coşkulu manzarayı göremedik. Zira büyük bir baskı ve zulüm vardı. Buna insanım diyen herkesin karşı çıkması lazım.”

dt9.jpg

Yazar-Siyer Dergisi Editörü Muhammed Ali ALİOĞLU: “İslam’ın Kuran merkezli sünnet merkezli yayılması önemli. Doğu Türkistan bu anlamda merkezi bir yer. İslam kültür medeniyetinde ilk eserler, ilk medreseler olan burada ilk dönem  İslam’ı içselleştirmek ve İslam’a kendi yorumunu katarak kendi nüvelerini atıyor. Bu açıdan Türklerin İslam yorumunda Doğu Türkistan tecrübesi çok önemli ve unutulmamalı. 19 yya geldiğimizde yeni bir İslam düşüncesi etkin olduğu görülüyor. Doğu Türkistanda ne olursa olsun temelinde hassasiyet vardır. Bu hassasiyeti korumak ve radikalleşmenin önüne sahih ve kadim İslam yorumuyla geçmek önemli görünüyor.”

dilyar-001.jpg

Doğu Türkistan Gençler Kurultayı Genel Sekreteri Dilyar MUSABAY: “2017 Çin’in Doğu Türkistan için soykırım dönemdir. İlk dönemler özellikle İslam dünyasını esas alarak yapılmıştır. Doğu Türkistan meselesi Türkiyeden Batı’ya Almanyaya taşınmıştır. 2001de onların değerlerine göre başlamıştır. Batı ülkelerini geçtikten sonra 2001-2017 arası fark siyasi dilin yumuşamadır. Evrensel insan hakları gibi, Batı değerlerine yaklaşmak üzere insan hakları şeklinde davayı sürdürmeye başlamıştır. 11 Eylülden 1 hafta önce Çin in Doğu Türkistan sözcüsü, Doğu Türkistanda hiç bir işgal , terör olmadığını söylemiştir. Ama 11 Eylül olayı yaşandıktan sonra Çin başkanı Çinin terörden çeken, Çinin işgale uğradığını söylemiştir. Burada siyasetin değiştiğini görüyoruz. Doğu Türkistan Batı’da evrensel insan hakları bağlamında ele alınmaya çalışılmıştır. Bir lobicilik hareketi şekillenmiş durumdadır. Batı ülkelerinde de her ülkede olduğu gibi değişik siyasi güçler vardır. Değişik siyasi grupların çıkarları için Doğu Türkistan’ı kullandığı görülmekte. 2017de Çin açıkça soykırıma başladı. Sadece kamplara atılan Doğu Türkistana atılan kişiler hariç 900 bin çocuk asimile ediliyor. Şimdi bütün dünya ipin ucunu kaçırıyor. Bazı Batı ülkeleri Çinin terör endişesi var diye. Aslında Çinin yapıyor olduğu şey Çin zihniyetini anlamak lazım. En önemli nedeni 2300 yıllık Türklerle olan savaşı kazanmak. Burada barbarlar var.  Hunlara barbar diyorlar.  Yanlış siyaset Çini canavar yaptı. Türkiyedeki kardeşlerimiz Çini bilmiyor. Çini bilmek için Bilge Kağan okumamız lazım. Çinin genişleme politikaları var. Doğu Türkistandaki insanların hayattaki kalmasının tek yolu bağımsız devlet olduklarını anlamaları lazım.  Çinin Doğu Türkistanda yaptığı şey 200 sene önce İngilizlerin Avustralya’da  yapmak istediği. Yani sömürgeleştirmek.”

dt10.jpg

Arizona State Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mehmet Volkan KAŞIKÇI: “Bizim Doğu Türkistan ile ilgili üç bilgi kaynağımız var. Neden 3 kaynak var ? Çünkü Doğu Türkistan kapalı bir toplum ve biz dışarı sızan bilgiler sayesinde öğrenmeye çalışıyoruz. İlk olarak uydu görüntüleri üzerinde çeşitli çalışmalar. Bunlar kısıtlıdır. Toplama kamplarının nasıl inşa edildiğini öğreniyoruz. Daha sonra Çin Devletinin belgeleri: Çin rejiminin yapısından dolayı çok az bilgiye ulaşıyoruz. En önemli bilgi kaynağımız insanların kendileri, yani tanıklar. Tanıklık: O toplama kamplarında kalıp insanların vermiş olduğu bilgiler. Tüm bunlar aslında bizim oradan gelen bilgiler karşısında konumumuzu gösteriyor. Oradan gelecek doğru tarafsız bilgilere ihtiyacımız var. Bunun için gerçek anlamda bir adanmışlığa ihtiyacımız var.”

Bu haber toplam 365 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim