Dursun Çiçek: Selçuklular Kayseri’ye Büyük Önem Verdi

Dursun Çiçek: Selçuklular Kayseri’ye Büyük Önem Verdi
Dursun Çiçek; Kayseri’nin tarihi, kültürü, coğrafyası ve sosyolojisi hakkında Mehmet Önder Karakaş’ın sorularını cevaplandırdı.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin çıkardığı Düşünen Şehir ve Şehir Kültür Sanat dergisinin genel yayın yönetmeni, yazar ve fotoğraf sanatçısı Dursun Çiçek, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından gerçekleştirilen “Şehir Okumaları” programına konuşmacı olarak katıldı.

Konya, Malazgirt, Edirne, Bursa, İstanbul, Ankara ve Erzurum’un ardından dokuzuncusu düzenlenen şehir okumalarının konuğu Çiçek; Kayseri’nin tarihi, kültürü, coğrafyası ve sosyolojisi hakkında Mehmet Önder Karakaş’ın sorularını cevaplandırdı.

06.07.2020 tarihinde Türkiye Yazarlar Birliği'nin instagram hesabından canlı olarak yayınlanan söyleşide konuşan Dursun Çiçek, Kayseri tarihinin çok eski çağlara dayandığını ve tarihi İpek Yolu üzerinde bulunduğu için çok kıymetli bir şehir olduğunu belirtti.

Şehrin sürekliliği Selçuklular ile başladı

Kayseri adının nereden geldiğini açıklayarak sözlerine başlayan Çiçek, Asurlar, Hititler, Roma gibi pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Kayseri’nin esasen bir Selçuklu şehir olduğunu ifade etti. Kayseri’nin bir Selçuklu şehri olduğunu, Selçukluların şehri imar ve inşa ettiğini, Osmanlı İmparatorluğu’nun ise mevcut şehri koruyup Selçuklu mirasına sahip çıktığının altını çizdi.

Şehrin kale etrafına kurulduğunu belirten Çiçek, Kayseri’nin ordugâh şehri olduğunu ve iç ile dış kalelerinin hala ayakta olduğunu ifade etti.

Hafızasız mekanlarla karşı karşıya kaldık

Şehir fikri üzerine pek çok çalışması bulunan Dursun Çiçek, şehirlerimizi 200 yıldır İslâm nizamına göre inşa etmediğimizi bu sebeple kopuk ve kesik bir hayat sürdüğümüzü, bu kopukluk ve kesikliğin hafızasız mekanlarla karşı karşıya kalmamızın sebebi olduğunu belirtti.

Kayseri’nin eğitim ile olan ilişkisine değinen Çiçek, Osmanlı medreselerinin kurucu olan Davud-u Kayseri’nin de bu coğrafyadan olduğunu şehrin bir eğitim şehri olduğunu belirtti.

“İçinde bulunduğumuz zaman ve mekana ilgi kaybedilirse şehirler de kaybedilir” diyen Çiçek, aydınlanmanın şehir, insan ve dünya anlayışının tarihte eşi benzeri görülmemiş bir kırılmaya yol açtığını bunun da tek tipleştirmeye sebep olduğunu belirtti. Bu tek tipliliğin de modern şehirlerde gördüğünü ifade etti.

Geçmişin nostaljiden ibaret olduğu taktirde tarihselliğin ortaya çıkacağını belirten Çiçek, mekanın bağlamdan ve anlamdan kopartılması durumunda hafızasını yitireceğini ifade etti. Şehirlerin modernleşmesi fikrini irdeleyen Çiçek, hayat nizamı olmadığı taktirde şehirlerin kurulamayacağını ve korunamayacağını söyledi.

Modernizmin mekanı hafızasızlaştırma sürecinin halen devam ettiğini söyleyen Çiçek, şehir üzerinden hamaset yapma dönemimizin artık geçtiğini ve onlarını okuyabilmemiz için bir dile ihtiyacımız olduğunu, bu dil içinse bir hafızaya ihtiyacımız olduğunu söyledi.

Bu haber toplam 450 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim