Ve dış politikadan bahsetmeye başlıyorsak şimdi söylenmesi gereken bir durum var; Batı tipi diplomaside yıkılmaz öğelerden sayılan “reel politik”, yöntemsel ve temel(li) sayılan sütunlarından birini kaybetmek üzere.
Bunun şu an dünyada iki önderi var; 1. Recep Tayyip Erdoğan, 2. Vladimir Putin. Bu iki ismi yan yana koyduk ya, üzerine “mal bulmuş mağribi gibi” atlayacaklarından emin olabilirsiniz. Hele 1 Kasım sonuçlarından sonra, “diktatör” kelimesini bu ikili üzerinden ovalayıp duranlar, iyice gevşeyecektir. Hiç umursamayın. Zaten söylediğimiz, 'o düzenin sonu'. Tam ondan bahsediyoruz; bu iki isim diplomasiye, “kişisel ilişkiler ve ağı”nı getiren iki liderdir.
Açayım; Rusya, Almanya, Çin, Türkiye, Kazakistan, Türkmenistan, Venezuela, Suudi Arabistan hatta İran gibi ülkeler arasında, “liderlikler üzerinden inşa edilen/onarılan/yönlendirilen” diplomasi biçimidir bu. Bölgenin şekillenmesinde önemli roller oynayabiliyor, ülkelerinin çıkarlarını karşılıklı yükseltebiliyorlar. (Bu “network”, özellikle günümüz yerli basınında dış politika yazarlarının yeniden yapılanması noktasında da bir çağrı olmalı!)
Çünkü yerleşik-siz “köhne” anlayınız-diplomasi yazarları ve dış politika okumaları; Cuma günü Hürriyet'in, “Kemal Kılıçdaroğlu: 'AB ikiyüzlü” manşeti ile yanı başındaki, “Kadın Devrimi: Avrupa'nın en büyük gazetelerinden Alman Bild'in yayın yönetmeni Tanit Koch (38) oldu”yu birleştiremezler…
Devamı: http://www.yenisafak.com/yazarlar/nedretersanel/rus-turk-ittifakinin-gizli-ortagi-abddir-2022868































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.