Türkiye Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen "28 Şubat" panelinde, post-modern darbenin sadece siyasi değil, insani ve ekonomik yıkımı masaya yatırıldı. Panelde konuşan Doç. Dr. Ülkü Nur Zengin’in "15 yıl bekledim" sözleri ve Prof. Dr. Şükrü Karatepe’nin "darbe geleneği" analizi güne damga vurdu.
Türkiye Yazarlar Birliği Genel Merkezi, Türkiye tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan 28 Şubat sürecini, tanıklıklar ve akademik perspektiflerle yeniden gündeme taşıdı.
ASBÜ Rektörü ve TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan’ın da skatılımıyla gerçekleşen panelde; Doç. Dr. Ülkü Nur Zengin, Prof. Dr. Şükrü Karatepe ve Dr. Mehmet Sılay, o dönemin toplumsal hafızada bıraktığı derin izleri anlattı.
"hafıza tazelemesi ibret için şart"
-012.jpeg)
Panelin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, bu tür etkinliklerin bir "hafıza tazelemesi" olduğunu vurgulayarak, "Bu hafıza; o günler bir daha yaşanmasın diye çıkarılacak dersler anlamında önemli. TYB, o zor dönemlerde de doğru duruşu göstermiş bir sivil toplum kuruluşudur," dedi.
Panelin en sarsıcı konuşmalarından birini yapan Doç. Dr. Ülkü Nur Zengin, 1997 yılında Mülkiye’de öğrenciyken başlayan mağduriyetini şu sözlerle aktardı: "Mezun olduktan sonra başımızı açmadan bir devlet kurumuna girmemiz mümkün olmadığı için, eve kapanan 16 bin kişiden biri olarak tam 15 yıl bekledim. Ancak 2013 yılında akademik çalışmalarıma başlayabildim."
Zengin, dönemin sosyolojik mühendisliğine de dikkat çekerek, dindar kesimin "terörist" ilan edildiği süreçte bir grubun diğerine kırdırıldığını ifade etti.
Siyaset bilimi penceresinden bir analiz sunan Prof. Dr. Şükrü Karatepe, Türkiye’deki darbe geleneğinin tarihsel kökenlerine indi. Modern devletin ordu ve para üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Karatepe, "Türkiye orduyla modernleşmeye başladı. Bürokrasiyi ve akademiyi bile ordunun disiplini üzerinden modernize ettik. Bu askeri disiplin, beraberinde darbe geleneğini getirdi," değerlendirmesinde bulundu.
-006.jpeg)
Dönemin trajik boyutunu somut rakamlarla ortaya koyan Dr. Mehmet Sılay ise, binlerce genç kızın üniversite kapılarından döndürüldüğünü hatırlattı. Sılay, "13 bin başörtülü öğrenci evine kapandı. Durumu olanlar yurt dışına kaçabildi, ancak gidemeyenler yıllarca evlerinde beklemek zorunda kaldı," diyerek yaşanan insan hakları ihlallerine dikkat çekti.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.