• İstanbul 15 °C
  • Ankara 12 °C

Şehir, Sis ve İnsan

M. Ali ABAKAY
Tablo 1
 
Ne sis konulu şiirlerden bahsedeceğiz ne de sisin geçtiği hikâyelerle romanlardan. Hatta Edebiyat Dergisi'den okuduğumuz bir sis konulu soruşturma vardı, ondan da bahsimizde yer yok.

Başı duman duman dağları fazlaca gezmedim. Ağrı, Uludağ, Erciyes, Nemrud olmak üzere Kaz Dağları dahil bir çok dağla silsilesini yerinde görmek lazım, sise tanıklık etme, şahid olma adına.

Biz, dağcı değiliz, binleri geçen yüksekliğe tırmanalım. Himalayalar'da, Everest'te, Klimanjoro'da bulunalım.

Şehirleri gezebildiğimiz ve haklarında yazılan kitaplardan okuyabildiğimiz ölçüde biliyoruz.

Palandöken'de bulunmadık, Erzurum'u anlatmak için, Bursa'yı konuşamayız, Uludağ'da bulunmadığınız sebebiyle.

Tablo 2

İnsan, dağa özel bir önem verirdi, eskiden.

Sığınan için mekândı, hem kurda hem kuşa hem insana.

"İkra!.." emrine muhattap oldu, Peygamber.

Onun öncesinde Ashab- ı Kehf..

Ferman padişahınsa dağlar sahiplenirdi, kendini mağdur göreni.

Dağlar aşılmazdı, çoğunlukla; karlıydı, boranda tipide insan için intihardı hareket halinde olma.

Nûh Peygamberin Gemisi, Cudî Dağı'nda durmuştu. Güvercinin gagasında taşıdığı zeytin yaprağı idi.

Dağlar, bazen ayrılığın sebebidir, gönlü yaralı olan için. Bu dağlar, bildiğimiz yükseltiler değildir, engellerdir insanı sevdiğine kavuşturmayan. Bu sebeple dağların aşılmazlığı,  dertlerin büyüğü ile ifade kazanır.

Sisli dağların başı kolay  görülmez, çoğunlukla.

Dağlara çıkıldıkça nefes alamaz olur, alışamayan.

Dağlar soğuktur, insanın bedenini dondurur, tedbir alınmazsa.

Zirveye çıkan mutluluğu yaşar, kuşkusuz.

Hayatta her çıkışın bir inişi vardır, elbette.

İnsanoğlu, yüksekte benliğini ulular da düşüşte başkasını suçlar.

Tablo 3

Şehirlere bakıyoruz, günümüzde.

Dağların eteğinde yapılaşma olmadığı için mi, depremler olur, yumuşak toprak katmanında?

Bazısı malzemeden çalındığı için ölümlerin olduğunu söyler, arada bir.

Ha Fujiyama'da lavlar etrafı cehenneme çevirdi ha dere yatağında meskenleşme...

Tablo 4

Bir sis var, dolaşıyor şehirlerin üstünde.

İnsanlar mutsuzdur, çoğunlukla.

Eskisi gibi alkış çalmıyor, eller.

Gülmüyor, çocukların gözleri.

Genç kızlar tedirgin, kaldıkça evde.

Pişen tencere alışmış, içindekine. Pişeni misafir kabul etmiyor, kuşhana.

Ekmek bildiğiniz gibi, bulgurla, kısırla, makarnayla yenir, akrabalık bağı var, aralarında.

Bir sis dolaşıyor, şehirler üzerinde.

Uğursuz sesler işitiyoruz, baykuşun sesi aslında yaşamın habercisi.

Tablo 5

Bir telaş mı başlayacak, Kızılderililerde?
Onlar ki bir kasabaya ya sığar ya doldurmaz sayıda. Atalarının toprağa gömdükleri baltaların sapları çürüdü, paslı demirleri müzelerde tarihî eserdir.

Tablo 6

Afrika'ya gözünü diken beyazlar, yer altını bitirince yer üstünde bir şey kalmamakla suçlayacak siyah tenli insan kardeşlerimi.

Tablo 7

Onları birbirine kırdırmakta  mahîr olan devranın iblis çırakları, efendilerini mahcup etmeme ve kızdırıp lanetini üzerlerine çekmeme adına her an sinsi plânlar kuruyor. Bazen savaştırmak için barışı şart koşarken ölüm kuşan silahlarını satıyor, utanmaz biçimde.

Şehirler siste boğulmuş, ülkeler ağır bulutlar taşımakta, tanığı yorgunluk emarelerine sahip gökyüzünün.

Dünya sis içinde.

Tablo 8

Su Savaşları başladı, başlayacak.

Ölüm kusan makinelerin tuşlarına basılacak, sadece.

Şehirler yıkılacak önce.
İnsanlar sığındıkları köylerden mağaralara kaçacak.

Aç ve susuz bir yaşam.

Pörsümüş memeden akmayan damla!..
Çukura kaçmış gözleri çocukların.

Tablo 9

Sinema sektöründe palazlanan vahşete ödüller verilecek, en iyi oyuncu ve en iyi bilmem ne adına.

Oturacaklar koltuklarında, otuz sene sonra.

"Bak, biz lanetliyoruz." diyecekler, " yapılanlar demokrasi getirmek içindi, insan hakları içindi. Suçlular cezalandırıldı, ufak tefek hatalar oldu."

Utanmadan söyleyecekler, Mîrim!..
Hiroşima ve Nagazaki, Hama ve Halepçe, Venezuella ve Bosna, Bangladeş ve Afganistan!..

Tablo 10

Bayım, karanlık sisler içinden mi geldiniz?

Üstünüzde şovalye elbiseleri ve paslı kılıncınız var!..

Yoksa az insan öldürdüğünüz için afaroz mu edildiniz, kutsal meclisce?

Tablo 11

Ellerim havada ve yorgun.

Kirpikler, nemden nasibini almıştır, gecenin uzayan deminde:
'Ya Rabbi kuru ekmeğe hasret kalanın hakkını bırakma, devranda!..

Tablo 12

Sabah oluyor, sis biraz ortadan kalkar gibi.

İnsanlar, farkında değil.

Ellerinde kelepçeleri yok, şimdi.

Her yeri sis içinde biliyorlar.

Zihinlerine kelepçe vurulmuş, çünkü.

Tablo 13

Yüreğim, kan içinde!...
Bu yazı toplam 150 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim