Türkiye Yazarlar Birliği’nden Yeni Anayasaya Kültürel Dokunuş

Türkiye Yazarlar Birliği’nden Yeni Anayasaya Kültürel Dokunuş
Türkiye eski Türkiye değil. Sürekli büyüyen ve gelişen ülkemize yakışır sivil, demokrat, kapsayıcı bir Anayasaya olan ihtiyaç kaçınılmaz şekilde ortadadır.

Siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve hukuk insanları dahil herkes yeni bir anayasa konusunda hem fikir. Öyleyse uzlaşarak, anlaşarak yeni bir anayasayı milletimizin önüne getirme zamanı gelmiştir.

Yeni anayasa konusunda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanımız sayın Prof. Dr. Mustafa Şentop’un çağrısına uyarak yeni anayasa çalışmalarına katkı sağlamak amacıyla; akademisyenler, hukukçular ve sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticilerinin katılımı ile 30 Eylül 2021 tarihinde çalıştay düzenlemiştik.

Şimdi, “Yeni Anayasanın Usûlü ve Üslûbu” başlıklı çalıştayın sonuç bildirgesini kamuoyu ile paylaşmak istiyorum:

Usûl Yönünden;

  1. Bir anayasanın meşruiyeti, toplumsal mutabakata dayanması yanında temel hak ve özgürlükleri en geniş bakımdan teminat altına almasına bağlıdır. Türkiye’de mevcut anayasa, defalarca tadil edilmeye çalışılmış olsa da bir darbe anayasasıdır ve demokratik anayasacılık anlayışına uygun değildir. Demokratik bir anayasanın halkın teamülleri, geleneği, örfleri ve kültürüyle uyumlu olması beklenir. Darbe anayasasında millet kendisini bulamamakta, mevcut anayasa Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap verememekte; siyasal barışa ve kültüre katkı sağlayamamaktadır.
  2. Türkiye’nin huzur ve refahının başka milletler tarafından bir tehdit olarak algılanması, terör örgütlerini ve darbecileri cesaretlendirmektedir. Bu durumun farkında olarak her türlü iç huzursuzluğu, terör faaliyetlerini bertaraf eden ve darbeleri püskürten bir bünyeye sahip olmak gerekmektedir. Anayasa bu bünyenin nizamına işaret etmelidir. İç nizama işaret edebilecek demokratik yeni anayasayı hegemon güçler değil, bizzat Türk Milleti yapabilir.
  3. Anayasaların kaynağı milletin iradesidir. Millet iradesini Türkiye Büyük Millet Meclisi üzerinden kullanır. Halkın yapmadığı bir anayasanın meşruiyet sorunu vardır. Türkiye Cumhuriyeti, siyasete temel olacak, siyasal sistemle uyumlu, devleti ve milleti birleştiren, demokratik anayasacılık çerçevesinde hazırlanan, millet iradesine dayanan sivil bir anayasaya muhtaçtır.
  4. Cumhuriyetimizin kuruluşunun yüzüncü yılına yaklaşırken gücünü egemenliğin sahibi milletten alan, kamu hukukunun örflerine, temel esas ve teamüllere, evrensel insan hakları değerlerine; toplumdaki dinî, siyasî, etnik ve kültürel çeşitliliğe riayet eden bir anayasaya sahip olmak siyasal sistemimizi taçlandıracaktır.
  5. İlkelerini insanın dokunulmaz şeref ve haysiyetiyle milletin yaşama pratiklerinden; gücünü ise yaslandığı temel ilkelerden alan; dünyadaki gelişmelere duyarlı, geleceği tahakküm altına almayan, esnek, dinamik, toplumu geleceğe taşıyacak bir anayasayla geleceğe daha umutlu bakılabilir.
  6. Devlet ve birey ilişkilerinin hak ve hürriyetlere göre tanzim edildiği, din ve vicdan hürriyetine saygılı, devletin tarafsızlığını garanti eden, hukukun hâkim olduğu, herhangi bir ideolojiye dayanmayan bir anayasa fikrini tecessüm ettirebilmeliyiz.
  7. Koruyucu ve kollayıcı refleksler anayasa hazırlığı sürecinde paranteze alınmalıdır. Milli uzlaşı en büyük belirleyici olmalıdır.
  8. Anayasa hazırlık safahatı sürece, çok sesliliği ve fikirliliği davet edebilmeli, masada farklılıklar paydaş olarak kendilerine yer bulabilmelidir.
  9. Yeni anayasa, araçsallaştırılmaya ve manipüle edilmeye dirençli olmalı, millet gerçeğine karşı körleştirilip sağırlaştırılmış ideolojilerin taşıyıcılığını yapmamalıdır.
  10. Yeni Anayasa, modern anayasacılık perspektifiyle, güçler ayrılığı ilkesinden taviz vermeyen, evrensel insan hakları paradigmasıyla uygunluk arz eden ve kendi kültürel değerlerimizi dikkate alan bir anlayış çerçevesinde geliştirilmelidir. Bununla birlikte anayasal güvence altına alınacak hak ve özgürlükler kataloğunun “dijital anayasacılık” perspektifi üzerinden yapılandırılmasına özen gösterilmelidir.
  11. Anayasanın muhtevası düşünülürken “halkı ilgilendirme” ölçütü son derece önemli görünmektedir. Halkı doğrudan ilgilendirmeyen konular anayasada asgari düzeyde tutulmalı ve halkın benimseyip içselleştirebileceği bir anayasa üzerinde durulmalıdır.
  12. Anayasanın ayrıntılara boğulmaması, kısa, öz, sade ve anlaşılır olması gerekmektedir. Bu itibarla devlet teşkilatının işleyişine ilişkin ayrıntılı hususların doğrudan anayasa içinde değil, diğer yasalarla anayasa arasındaki tutarlı bütüncüllüğü verebilecek bir üst ara kademe mevzuatında düzenlenebileceği düşünülmelidir.
  13. Anayasanın tarzı, devletin manifestosu ve halka talimatları şeklinde dikey olmamalı, bilakis yatay düzlemde bütün halk kesimlerinin bir araya gelerek devleti tanzim edebilecekleri bir ortak toplumsal mutabakat zemininde olmalıdır.
  14. Anayasa metninin inşasında adalet, samimiyet, diğerkâmlık, makuliyet, muhabbet, hürmet ve tahammülkârlık tarafların kuşanması gereken erdemler olarak gözetilmelidir.
  15. Anayasadaki hak ve özgürlüklerin, ödev ve sınırlamalar tarafından gölgelenmesine izin verilmemelidir.
  16. Yeni anayasanın, geleneksel ulus-devletçiliğin ötesine geçmesi, sanal sınırların ülkelerin sınırlarını aştığı ve milletler arası rekabetin dijital dünyaya taşındığı bilinciyle hazırlanması beklenir.
  17. Yeni bir anayasayı vücuda getirmek son derece önemlidir. Ancak onun kadar önemli olan bir husus da bu anayasayı içselleştirebilmeyi mümkün kılacak demokratik bir iklimin toplumda eğitim ve kültür maharetiyle var kılınmasıdır.
  18. Modern anayasacılıkta laiklik önemli bir ilke olarak kendisine yer bulur. Ancak Türkiye’nin geçmiş tecrübelerinin aksine laiklik ilkesi din ve vicdan özgürlüğüne aykırı şekilde anlaşılamaz ve yorumlanamaz; dinin anayasa için epistemik kaynaklardan biri olduğu gerçeğiyle çelişemez.

Üslûp Yönünden;

  1. Anayasa, Türkçe bakımından örnek bir metin olmalı, kanunlara ve diğer mevzuata örnek teşkil edebilmelidir. Anayasadan edebi bir metin olması beklenmese de anayasa edebî bir zevk verecek nitelikte olmalıdır.
  2. Dili kâmil olmayan bir anayasadan içerik yönünden de kemâlât beklenemez. Anayasanın ruhu, dillendirildiği kelimelere bağlıdır. Ruhu güçlü olması istenen anayasa metninin güçlü kelimelerle örülmesi gerekmektedir.
  3. Anayasa yazımında yaşayan Türkçe esas alınmalı, Türkçenin belagâtına azamî dikkat gösterilmelidir. İfade bakımından zorunlu olmadıkça uzun cümlelerden kaçınılmalı, ifadeler kısa, öz ve anlaşılır olmalıdır. Meramı en iyi şekilde ifade edecek kelimeler, ıstılahlar seçilmeli, kelimeler eşdeğerleri arasından seçilirken, nüanslara dikkate edilmelidir.
  4. Kelimelerimiz üzerinde ciddi bir ameliye yapıldığı unutulmamalıdır. Bu ameliye sonrası kelimelerimiz ile manalar arasında uçurumlar meydana gelmiştir. Teşkilât-ı Esasiye’den sonra var kılınan anayasaların en büyük sorunlarından birisi olarak dil ve üslûp kendisini hissettirmiştir. Toplumun anlamadığı, tarihi birikim ve tecrübesinden tecrit edilmiş, keyfi yorumları uygulamaya davet eden, mantıkî tutarlılıktan mahrum, sürekliliği olmayan, çağrışım gücü kısırlaştırılmış kelimelerle örülmüş, anlaşılmaz bir anayasa, topluma mal edilemez ve toplum tarafından samimi şekilde içselleştirilemez.
  5. Hukuk bağlayıcıdır. Bağlayıcı olan bir alanın dili ise son derece önemlidir. Dilin yasalardan ziyade yasaları yazanların şuurlarıyla korunabileceği gerçeği göz önünde tutulup, kurucu üst hukuk metni olarak düşünüldüğünde mevcut anayasadaki dil ve mantık sorunlarının giderilmesi gerekir. Nitekim anayasanın dil ve mantık hatalarından muhafaza edilmesi, onun altındaki mevzuatın da bu hatalardan mümkün mertebe korunmasını teminat altına alacaktır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur. 16.10.2021

 

https://www.insaniyet.net/turkiye-yazarlar-birliginden-yeni-anayasaya-kulturel-dokunus/

Bu haber toplam 81 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim