“Şiir Benim Hayatım, Müzik ise İç Dünyamın Yansıması”

“Şiir Benim Hayatım, Müzik ise İç Dünyamın Yansıması”
Türkiye Yazarlar Birliği’nin Kazakistan’ın Türkistan şehrinde yapmış olduğu ‘Türkçe'nin Uluslararası Şiir Şöleni’nde Bâkî ödülü alan Kırgızistanlı Şair Atantay Akbarov ile yaptığımız söyleşi.

Atantay Akbarov Kimdir?

1960 yılında Kırgızistan’ın Çatkal ilçesine bağlı Canı-Bazar köyünde dünyaya geldi. 1983’te Oş Devlet Pedegöji Üniversitesin’den mezun oldu. 1984-2000 yıllar arası çesitli gazetelerde muharrir ve yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2001’den bu yana kadar Kırgız Milli Meclisin’de tercümanlık yapmaktadır. Bazı şiirleri kendisi tarafından bestelenmiştir ve şaire söhret kazandırmıştır. Ulusal Moldo Niyaz ve Alıkul Osmonov edebiyat ödüllerine, Uluslarası Celaladdin Rumi ödülün kazanmıştır. Kırgız Milli Yazarlar Birliği Üyesidir.

Yayınlanmış eserleri

  1. Argımak (At), Şiir, 1990.
  2. Kudaydın ırı (Allah’ın Şiiri), Şiir, 1999.
  3. Tirüü Meken (Diri Vatan), Şiir, 2008.

-Şiir yanında edebiyatın diğer alanlarında eserleriniz bulunmaktadır. Uzun yıllar kültür hayatının içinde olan biri olarak kendinizi bu sanat dalları içinde kendinizi nerede konumlandırıyorsunuz?

-“Bu dünyaya tekrar gelemem ben,

Gelsem de hemen şair olamam” denildiği gibi şairlik bana baba kanı, anne sütünden gelmiştir. Servet, yönetim vb.  bunun gibi farklı  günlük yanıltıcılar ve insani engelleri geriye bırakıp, günümüzdeki şiiri öne çıkarmayı hedefleyerek bütün hayatım boyunca çabaladığımın benim için en doğru bir yol olduğuna hiç şüphem yok. Ve zamanında kağanlık kuran ve dünya gelişmesine kendinin doğru etkisini sağlayan, ancak birçok yüzyıl boyu kendi devletliğini kaybederek sonunda  Rus sömürgeliği, onun yarım kolonisi olarak yaşam sürdüren Kırgızların tarihi ve şu anki küreselleşme devrinde halk arasında yer alan sorunları, küreselleşmeye yenilmemek için Türk halkları arasındaki kardeşlik bağların çok önemli olduğunu anlayıp, o akrabalık bağı daha da arttırarak değerini eksitmeden bir sonraki nesillere vermek atalarımızın bize bıraktığı büyük görevdir. Ben ise anılan o önemli ve çok karmaşık konuları ilk tarihi romanlarımda ve dram ile sinemada yansıtmayı amaçlamaktayım.

- Şiire nasıl başladınız, şiir serüveniniz anlatır mısınız?

- Çocukluğumdan beri köyde kafiyeli söyleme yeteneği var biri olarak kendim kabül ettiğim dünya ile hayatı uyak tutarak yazıyordum. Yazdığım o şiirler üniversitedeki duvar gazeteleri ve basınlarda, almanaklarda yayımlanmıştı. Ancak profesyonel şiire birinci sınıfta yazdığım “Argımak” adlı şiirle başladım diyebilirim. İlk başta okuyucular beni aşk şiirlerini güzel yazan Mecnun şair olarak gördüler. Sonra ise şiirlerinde farklı mecaz anlamlar, düşünceler katan, psikoloji ve dramatizm alanında büyük deneyimlere sahip olan profesyonel bir şair olarak kabul ettiler. Benim şiirlerimi destekleyen birçok makale, yazılar yayımlandı. Fakat kırgız nazımının babaları - halk şairi, halk kahramanları sayılan Süyünbay Eraliyev, Sooronbay Cusuyev gibi şairlerin duasını almama benim felsefeye sulanan “Kudayga cazgan kattar” adlı şiir kitabım ve “Kuday ırı” adlı şiirim sebep oldu.

O büyük insanların böylece överek beni dünya şiirinin zirvesine doğru yol alan hem karmaşık, hem de riskli bir yola yönelttiklerini kendilerini bile fark etmediler. Büyük yazar Cengiz Aytmatov’un sadece kırgız edebiyatı değil bütün Sovyet edebiyatı, dünya edebiyatının zirvesinde yer alması bir sonraki nesillere tek gurur duymak duygusunu değil, büyük sorumluluk yüklediğini kimse gizleyemez.

-Her şairin kendine has anlayışı vardır. Bu bağlamda şiirinizi ve poetikanızı öğrenebilir miyiz?

-Üslup – (yunanca: yazı çubuğu) sanatçının anlatımındaki bütün ideolojik-temalık yapısından (görüş, konu, görüntü, öykü, dil) açık görünen güzel birikim, yöntemlerin somut gözükümü veya onu başkalarından farklı gösteren dünya görüşü, bakış acısı, dili, yazı kuralları, tarzı ve düşünce katma yöntemidir. Ona sanatçının özelliği veya özerkliliği de diyebiliriz. Kendi üslubu olmayan sanatçı edebi dünyada çok kalamaz ve yazar için en önemlisi-kendi üslubunu bulmaktır.

-Benim üslubum – insan doğası ve iç dünyasının çok karmaşık sırlarını ince anlamakla, ne kadar zor olmasına rağmen onu kimsede olmayan güzel boyalarla çok basit bir yönde çözümlemek, aynı anda hangi konuda olursa olsun felsefi acıdan düşünerek güzel keşifleri bulmayı görev olarak gördüğümü söyleyebilirim. Sanatçı olarak beni başkalarından farklı gösteren üslubumu geliştirmekle beraber kendi kendimi de tekrarlamam için çalışırım.

Şanat’ın ise iki anlamı vardır. İlk yandan bakarsak, bu sanatsal yaratıcılıkla ilgili bilim dalı, diğer anlamı ise bu: bir şair, akım ve devre ait olan sanatsal yöntemlerin toplamıdır. Benim sanatımı kısaca anlatırsak, açık ve sanatsal yaratıcılık diyebiliriz.

- Hangi dergilerde yazdınız? Bağlı olduğunuz bir sanat/ şiir ekolü var mıdır?

-Eğer eserlerim başka dillere aktarılmamış olsa, Kırgızistan’daki edebi sanatların yayımlandığı gazete-dergilere yayımlarım. Ancak, son zamanlarda çoğul eserlerim ve önceki eserlerimin yeni versiyonları “Facebook” sosyal ağında da yayımlanmaktadır.

- Kazakistan’da yapılan şiir şölenin kapanışında o güzelim sesinizden parçalar dinledik. Bildiğimiz kadarıyla müzik ile de ilgileniyorsunuz. Şiir ile müzik ilişkisi bağlamında neler söylersiniz?

-“Şiir benim hayatım, müzik ise iç dünyamın yansıması” diye bir zamanlar söylediğim gibi yirmiden fazla bestelerim var. Zamanında müzik okulu ve Filoloji bölümünü kazanarak, Filolojiyi tercih etmiştim. Ünlü şarkıcılar başta olmak üzere genç şarkıcılara kadar şiirlerimi sordukları için bestelerimi de beğenenlerin çok olduğunu öğrendim.

- Başta Türkiye olmak üzere dünya edebiyatından takip ettiğiniz ve etkilendiğiniz şairler var mıdır? En çok sevdiğiniz şair kimdir?

-Ben hem beyaz, hem de serbest şiir yazmış olmama rağmen milli boyutta şiir yazan şair olarak gelişmemin sebebi, gençliğimden itibaren sadece büyük “Manas” destanından başlayıp C.Aytmatov’un eserlerini kadar okudum. Demek ki “Manas” ile C.Aytmatov-benim temel öğretmenlerimdir. Türk edebiyatında ise Celaleddin Rumi’den çok etkilenmiştim. Nazım Hikmet’i ise okuldan itibaren iyi tanımaktayız. Şimdi ise geçende bana ödülü verilmiş olan Bâkı’nın bazı eserlerini aktarmaktayım.

Evet, bizim nesil ilkokuldan başlayıp sadece Rus edebiyatını değil bütün dünya edebiyatı büyüklerini, Avrupa, Amerika edebiyatını da Rusça ile tanıdık. Doğu edebiyatı, sanat dünyası ile daha sonraları tanışmamıza karşın o bizim dünya görüşümüze doğal bir yakınlığı ile hem yakın hem de iyi gelmiş gibi. En sevdiğim ve eserleri dünyaca manevi değer olarak bilinen yazarlar çok var. O yüzden onların hepsini saymama gerek yoktur. Belki fırsat olursa daha sonrakisinde konuşalım bunlar hakkında.

- Ülkenizde yayınlanan dergiler arasında ekol olmuş, bir edebiyatçı şair kuşağı yetirtirmiş dergiler var mıdır? Bu dergiler içinde yer aldığınız oldu mu? Daha açık ifadeyle bir şair olarak kendinizi bağlı hissettiğiniz bir şiir ekolü var mıdır?

-Nüshası önceki gibi çok olmasa da “Canı Ala-Too” dergisinde sanat eserlerinin yayımlanması iyi bir görünümdür. Ben ise Kırgızistan Milli Yazarlar Birliği üyesiyim.

-Yazarlar Birliğinin Kazakistan’nın Türkistan şehrinde yapmış olduğu ‘Türkçe'nin Uluslararası Şiir Şöleni’nde Bâkî ödülünü aldınız. Bu konuda neler söylersiniz?

-Türk şairi Bakı (Mahmud Adbulbaakı) ile ilgili önceden biraz bilgim vardı. Şimdi ise o şair adında verilen ödülü aldıktan sonra onun bazı eserlerini aktarmaya başladım.

-Bu ödülü almadan önce Hüseyin Baykara  hakkında bir bilginiz var mıydı? Onun şiiriyle kendi şiiriniz arasında bir değerlendirme yapar mısınız?

-Doğu bilgeliği ile sadeliği boyuna sinmiş Bakıyı kısa ve açıklığa yönelmesiyle öğretmenim olarak düşünüyorum.

-Türkiye Yazarlar Birliği’nin iki yılda bir yapmış olduğu ‘Türkçe'nin Uluslararası Şiir Şöleni’ hakkında neler söylersiniz?

-Daha önce de belirttiğim gibi Türk halklarının dili, canı, dini de birdir. O yüzden biz o genel özeliklerimiz, akrabalığımızı koruyarak edebi iletişim, ilişkilerle nesillerimizi doğru bir yola yönelterek küreselleşme sorununu birlik yoluyla çözebiliriz. Bu en doğru bir yoldur. Onu zamanında hissederek doğru bir adım atan Türkiye Yazarlar Birliği ve onun yöneticilerine teşekkürlerimi sunuyorum.

-“Dünyadan önce kalem yaratılmıştır” bunu hemşehrimiz büyük Cusup Balasağın boşuna dememiştir. Bu düşünceyi devam ederek avar yazarı Rasul Gamzatov: “Günümüzde insanoğlu en uzaktaki yıldızlara bile ulaşabiliyor. Fakat benim için ondan daha yüksek yıldızlar var. O – insanların iç dünyasıdır” der. “İnsan, kitap olmazsa yüzünü kaybeder” der büyük yazarımız Cengiz Aytmatov. Gerçekten de eğer insanın ruhu parçalanırsa o insan olmaktan kalır ve hayvana dönüşür. O yüzden “Eğer edebiyat olmazsa o zaman ahlakın olmamasından dünyada suç işleyenler çoğalır ve suç çokluğundan alem dönerdi” demiş Amerikalı ünlü yazar, Oscar ödülü kazananı ve günümüzde en çok okunan, bir çok dile aktarılan eserlerin sahibi Sidni Şeldon. Demek ki insanın iyi taraflarını geliştirerek, ruhunu temizleyip, ilerletmek ve bir sonraki nesillere vermede edebiyatın yerini hiç bir şey değiştiremez.

 

- Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bundan 3500-1500 yıl önceki mumyaların DNAsı ve genini araştırma yoluyla eski Mısır Firavunları da soy acısından çoğu Afrikalı değil, Türkler olduğu alman araştırmacıları tarafından kanıtlandı. Türkler ve Türk halklarının dünya gelişimine sağladığı katkısı çok büyüktür. Onun içinde Osmanlı Devletinin Avrupa’yı yönettiği 6.yözyıldaki tarih ne kadar da mertebelidir. Şimdi ise onun gibi imparatorluk kurma zamanı geçti. Ünlü yazarımız Cengiz Aytmatov günümüzde manevi imparatorluğun zamanı geldiğini tanımlamış oldu. Bizim Türk halklarının yazarı olarak bu duyguyu hissetmemiz ve ona doğru hedef koymamız sadece zamanın değil geleceğin de büyük görevidir.

Söyleşi: Mehmet Kurtoğlu

img_2734-001.jpg

Bu haber toplam 804 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim