• İstanbul 15 °C
  • Ankara 13 °C

10. yıl manzaraları: Açık, yoksulluk, sefalet…

D. Mehmet DOĞAN

Cumhuriyetin 10. yıl zihnimize “Onuncu yıl marşı” ile kazınmıştır. Her şey güllük gülistanlıktır, gerilik kovulmuş, 10 yılda her savaştan galibiyetle çıkılmıştır.

Başta bütün dünyanın saydığı kumandan olduktan sonra başka türlü de olamaz. Bu marşı hakikat sanan nesiller gelip geçti. Bir hayır sahibinin de “gerçekten öyle mi idi?” diye sorduğu duyulmadı. 10 yılda hangi savaşlara girmiş ve kazanmıştık? Mesela Musul’u ve Kerküğü 1926’da İngilize vermiştik. Savaşı kazandığımız halde neden düşmana bu ikramı yapmıştık?

10 Yıl “kurtarcılık” efsanesi ile geçti, 1933’e gelindiğinde milli gelirin 1923’le aynı olduğu görüldü. Ekonomi berbattı, hâlâ en büyük iktisadi işletmeler Osmanlıdan devralınan Feshane ve Hereke gibi fabrikalardı. Sovyetlere borç dilenmeğe gidildiğinde para değil, iki bez fabrikası yaparak kredi vereceklerini beyan etmişlerdi. O fabrikalar gelecek yıllarda yapılacaktı.

Şehirlerdeki, en büyük şehir olan İstanbul’daki, durumu aşağıdaki yazıdan okuyabilirsiniz. 200 kişilik okulda, 60 çocuk evlerinde yiyecek bulamıyor. Bazı öğretmenler çırpınıyor ama çaresi yok. Kızılay, Çocuk Esirgeme yetersiz kalıyor veya iyi yönetilmiyor. Bunların en iyi yaptıkları iş balo tertiplemek. Çocukların açlığına çare bulmak için Osmanlı’nın imaretleri hatırlanıyor. Heyhat onları da Cumhuriyetimiz kapatmıştır, bunlar gerilik devrinin süfli kurumlarıdır!

 

 

Sohbetler/Acı şeyler, fakat gerçek

Selami İzzet (Sedes)

*

Pazartesi günü Cümhuriyet Halk Fırkası (Partisi) Eminönü nahiyesinde semt ocağımızın senelik kongresi vardı. Yüzlerce fırkacı arkadaşın, bir araya toplandığı bu güzel gün, kalbim sızlıyarak ve gözlerim yaşlı, içtima salonuna girdik.

içtimadan evvel ocağın, zannederim yegane kadın azası, 48 inci ilk mektep muallimi, dudakları titriyerek, ağlıyarak, bize mektebinin acıklı halini ve gönül sızlatan bir manzarayı anlattı:

- Geçen gün mektepte talebeye aşı yapılıyordu. Çocuklardan biri odaya girdi ve üzerine fenalık geldi, düşüp bayıldı. Baygınlığının sebebini anladık: Bu yavrucak 24 saattir ağzına bir lokma yiyecek koyamamıştı. Açtı .. Mektepte 200 talebe var. Binanın, bu talebeleri istiaba kafi gelmediği, sınıfları ısıtmamız, o perişan hal de ayrı bir mesele. 60 talebemiz var, ki evlerinde katre yiyecek bulamıyorlar. Haftada iki gün Himayei Etfal (Çocuk Esirgeme) 13 kişilik sıcak yemek dağıtıyor, haftada dört gün de Hilaliahmer (Kızılay) peynir ekmek veriyor. Yemek dağıldığı günlerin açıklı manzarasına dayanacak bir insan kalbi tasavvur edemiyorum. Lokantadan gelen 13 kişilik yemeği, açların içinden en aç 20 kişi ayırıyor ve taksim ediyoruz..."'

Muallim hanım, yaşlı gözlerle, titriye titriye bunları anlatırken, beyinlerimizin uğuldadığını duydum ve gözlerimin karardığını farkettim. Tutulan nefesler, bir an, derin bir "Ah!,, halinde çıktı.

Fakat bizim "Ah!,, etmemiz ile ne netice elde edilir? Hiç. Bizce, 48 inci ilk mektepteki aç çocukların açıklı halinden Hilâliahmer mesuldür. Bu yüksek hayır müessesemizin, peynir ekmek yardımı kafi değildir ve Hilaliahmer, bir mektebin 60 aç yavrusunu pek âlâ her gün doyurabilir.

Eminönü nahiyesi (bucağ), Hilaliahmere 12.000 lira varidat temin etmektedir. Bir hayır müessesesi, kendini, 12.000 lira topladığı bir mıntakanın tek mektebindeki açları tamamiyle doyurmak vazifesiyle mükellef addetmelidir. Peynir ekmek, çalışan dimağlar, körpe vücutlar için gıda sayılmaz. Peynir ekmek yemekten sonra çerez nevniden yenir. Bu itibarla Hilaliahmer, 48 inci mektep talebelerine yardım ediyor sayamayız. Bu yüksek ve hayırlı müesesesemizden, aç çocukları doyurmak hususunda esaslı yardımlar bekleriz. Hilaliahmer, aç çocuklarımızı doyuracak vaziyettedir. Ancak yardım şekilleri nizamnamesine uymamaktadır, ki bu maddelerin de kongrede tadil edilmesini memleket çocukları ve yavrucukların yoksul ebeveyni namına temenni ederiz.

Vakit 21.12.1923

adsiz-069.png

Bu yazı toplam 119 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim