• İstanbul 12 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 9 °C
  • Konya 10 °C
  • Sakarya 13 °C
  • Şanlıurfa 21 °C
  • Trabzon 11 °C
  • Gaziantep 17 °C
  • Bolu 8 °C
  • Bursa 10 °C

ABD/İsrail-İran Savaşı Çalıştayının sonuç bildirgesi açıklandı

ABD/İsrail-İran Savaşı Çalıştayının sonuç bildirgesi açıklandı
TYB Başkanı Prof. Dr. Kala ABD/İsrail-İran Savaşı Çalıştayının sonuç bildirgesini açıkladı

Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Muhammet Enes Kala, TYB Şeref Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan ve  Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Nuri Salıkla birlikte ABD/İsrail–İran Savaşı Çalıştayı" nın sonuç bildirgesini basın duyurusu ile açıkladı.

TYB Genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, “Bugün burada sadece bir çalıştayın sonuçlarını paylaşmak üzere toplanmış değiliz. Aynı zamanda insanlığın vicdanını ilgilendiren bir meselenin karşısında, nerede durduğumuzu ilan etmek üzere bir aradayız. Çünkü bugün konuştuğumuz mesele; sadece bir savaş değildir. Bugün konuştuğumuz mesele, insanın insanla imtihanıdır. ABD/İsrail ile İran arasında yaşanan gerilim, artık klasik bir bölgesel kriz olmanın ötesine geçmiş; küresel dengeleri sarsan bir kırılma noktasına ulaşmıştır. Enerji hatları, ticaret yolları, ekonomik dengeler… Bunların hepsi önemlidir. Ama şunu açıkça ifade etmek gerekir ki: asıl sarsılan şey, insanlığın ahlaki zemini olmuştur. Bugün bir şehir bombalanıyorsa, yarın bir medeniyet çöker. Bugün bir çocuk ölüyorsa, yarın insanlık susar. İran’ın Minab kentinde bir kız okulunun hedef alınması, sadece bir saldırı değildir. Bu, insanlığın kalbine yöneltilmiş bir darbedir. Ve biz biliyoruz ki: çocukların öldüğü bir dünyada hiçbir güç meşru değildir.” dedi.

Savaşın dili serttir. Ama hakikatin dili açıktır. Bu nedenle diyoruz ki: Barış, ancak adaletle mümkündür. Adalet ise ancak eşitlikle mümkündür. Uluslararası sistem bugün bir kriz içindedir. Çünkü hukuk, güçlüye göre uygulanmakta; zayıf için ise çoğu zaman askıya alınmaktadır. Bu durum, sadece siyasetin değil; insanlığın geleceğinin krizidir.” Diye konuşan Arıcan sözlerini şöyle sürdürdü:

Burada özellikle vurgulamak isterim: Yıllardır ifade ettiğimiz bir husus vardır: Kültürel derinliği olmayan bir dünya düzeni, adalet üretemez.” Bugün yaşadığımız kriz tam da budur.Teknik güç artmış, ama ahlaki derinlik zayıflamıştır. Gazzede yaşananlar, bu çağın en açık imtihanıdır. Gazze artık bir coğrafya değildir. Gazze, bir ölçüdür. Kim nerede duruyor? Kim neyi savunuyor? Kim neye sessiz kalıyor? Bütün bunların cevabı Gazzede yazılmaktadır. Türkiyenin bu süreçteki rolü son derece kritiktir. Türkiye, sadece bir devlet değildir. Aynı zamanda bir medeniyet iddiasıdır. Bu nedenle Türkiye; Sadece güvenliğini koruyan değil, Aynı zamanda adaleti savunan, Hakkı gözeten, Mazlumun yanında duran bir duruş sergilemelidir. Bugün bize düşen görev açıktır: Diplomasiyi güçlendirmek, Bölgesel iş birliklerini artırmak, Kültürel bağları yeniden canlandırmak, Ve en önemlisi, insanlığın vicdanını diri tutmaktır. Çünkü değerli dostlar, Savaşlar tanklarla başlar ama sessizlikle büyür. Eğer biz konuşmazsak, hakikat konuşmaz. Eğer biz susarsak, adalet susar. Bu nedenle bugün burada ortaya koyduğumuz bildirge, sadece bir metin değildir. Bu, bir çağrıdır.  Vicdana çağrı,  Adalete çağrı,  İnsanlığa çağrı… Sözlerimi şu cümleyle tamamlamak isterim: Savaşın kazananı yoktur. Ama susanların kaybı büyüktür…”

TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Kala da yaptığı konuşmada; Türkiye Yazarlar Birliği ülkemizin fikir, kültür, sanat ve edebiyat birikimini koruyan, zenginleştiren, medeniyetimizin kurucu unsurlarını muhafaza eden ve geliştiren gönüllü bir kuruluş.  Bununla beraber insanımızın, milletimizin, ümmetin, tüm insanlığın karşılaştığı, vicdanları sarsan adaletsizliklere ve trajedilere karşı sesini çıkaran ve sözünü söyleyen de bir kuruluş. Yaşadığımız Çağ’da küresel adalete, küresel merhamete, küresel selamete her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Bu ihtiyacımızı inşa edecek Sözümüzü aklıselim zevkiselim kalbiselim ile ortaya koymak lazım. Ancak selim olanla adalete, merhamete ve selamete ulaşmak mümkün. Yazarlar Birliği olarak aklıselimin sözünü keşfetmek üzere 23 Nisanda yaptığımız çalıştayda da işinin erbabı uzmanlarımızla bir araya geldik, istişareler yaptık, meseleleri  müzakere ettik ve buradan bir metin ortaya çıktı. Bu bildiriyi sizinle paylaşıyorum.” diye konuştu.

  • İRAN SAVAŞÇALIŞTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ

Türkiyenin edebiyat, fikir, sanat ve kültür birikimini temsil eden entelektüel bir zeminden hareket eden Türkiye Yazarlar Birliği, insanlığın vicdanını ilgilendiren meselelerin takipçisi olagelmiştir. Bu bağlamda Türkiye Yazarlar Birliği, gerçekleştirdiği çalıştay neticesinde ortaya çıkan değerlendirmeler, ahlâkî, kültürel ve medeniyet tasavvuruna dayalı bir duruşun ifadesi olarak görülmelidir. Bu çerçevede Doğu Türkistan ve Gazze çalıştayları tertip edilmiş ve çalıştay bildirileri kamuoyuyla paylaşılmıştı. 23 Nisan 2026 tarihinde ABD/İsrail ve İran savaşına ilişkin gerçekleştirdiğimiz çalıştaydan neşet eden değerlendirmeleri ihtiva eden bildi metnini kamuoyuyla paylaşıyoruz.

  1. ABD/İsrail ile İran arasında tırmanan savaş, uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden kritik bir kırılma noktasına ulaşmıştır. Bu çatışma, yalnızca bölgesel istikrarsızlığı derinleştirmekle kalmamakta; küresel tedarik zincirlerini, enerji arz güvenliğini ve uluslararası ekonomik dengeleri de ciddi biçimde sarsmaktadır. Sürecin kontrolsüz şekilde geniş ölçekli bir krize dönüşmemesi ve küresel istikrarsızlığa yol açmaması için tüm aktörlerin azami sorumlulukla hareket etmesi zorunludur.
  2. ABD ve İsrailin İrana karşı yürüttüğü askeri operasyonlar neticesinde derin insani trajediler yaşanmaktadır. Savaşın ilk günlerinde İran’ın Minab kentinde bir kız okulunun hedef alınması ve çok sayıda çocuğun hayatını kaybetmesi, insanlık vicdanında silinmeyecek bir yara açmıştır. Sivil kayıpların yanı sıra, tarihî ve kadim şehirlerin hedef alınması sonucu ortaya çıkan yıkım da kabul edilemez boyutlardadır. Bu çerçevede, sivilleri hedef alan tüm saldırıları ve komşumuz İrana yönelik her türlü emperyalist ve Siyonist ablukayı en güçlü şekilde kınıyoruz.
  3. Bölge ülkelerinin egemenlik, toprak bütünlüğü ve iyi komşuluk ilkelerine bağlılık göstermesi hayati önemdedir. Bölgesel ihtilafların çözümünde askerî yöntemler değil, ortak maslahat, diyalog, çok taraflı diplomasi ve barışçıl çözüm mekanizmaları esas alınmalıdır. Bu bağlamda, İran, Körfez ülkelerine yönelik saldırıları sonlandırmalı ve Hürmüz Boğazı’nda uluslararası hukuku ihlal ederek uyguladığı blokajı kaldırmalıdır.
  4. ABD/İsrail ile İran arasındaki savaş, uluslararası sistemde güven, öngörülebilirlik ve meşruiyetin ciddi biçimde aşındığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. İsrailin uluslararası hukuku ve meşru savaş ilkelerini her fırsatta ihlal etmesi, uluslararası sistem krizini derinleştirmektedir. Bu kapsamda, İsrailin durdurulmasının hem bölge hem de dünya barışının başlangıcını oluşturacağı düşünülmelidir. Uluslararası hukuk ilkelerinin eşit, tutarlı ve ayrım gözetmeyen bir şekilde uygulanmasının adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir küresel düzenin yeniden inşası için vazgeçilmez olduğu unutulamamalıdır.
  5. Nükleer teknolojinin barışçıl kullanımı, uluslararası hukuk ve etkin denetim mekanizmaları çerçevesinde ele alınmalıdır. Dünya ülkelerinden bir kısmının bu teknolojiye sahip olması, diğerlerinin bundan itinayla uzak tutulması adaletsiz durumları meydana getirmektedir. Bununla birlikte, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve nihai olarak ortadan kaldırılması yönündeki küresel çabalar kararlılıkla güçlendirilmelidir. Bu alanda adil, dengeli ve çifte standartlardan arındırılmış bir yaklaşım esas alınmalıdır.
  6. Başta Filistin ve Gazze olmak üzere farklı coğrafyalarda derinleşen insani krizler insanlık vicdanını yaralamaktadır. Sivillerin korunması, temel insan haklarına riayet edilmesi ve uluslararası insancıl hukukun eksiksiz uygulanması tüm taraflar için bağlayıcı bir yükümlülüktür. Uluslararası toplum bu sorumluluğu gecikmeksizin ve etkin biçimde yerine getirmelidir.
  7. Tarihî ve kültürel mirasın korunması insanlığın ortak yükümlülüğüdür. Silahlı çatışmalar sırasında bu mirasın zarar görmemesi için uluslararası normlar çerçevesinde azami hassasiyet gösterilmelidir. Okullar, üniversiteler ve tüm sivil yerleşim alanları dokunulmazdır. Sivillerin yaşam hakkı ve sivil kurumların güvenliği, her türlü askerî ve siyasî hesapların üzerinde tutulmalı ve korunmalıdır.
  8. Tarafların müzakere başlıklarında esneklik göstermemesi, diplomatik çözüm ihtimalini zayıflatmaktadır. Bu durum, mevcut askeri hazırlıklarla birlikte okunduğunda karşılıklı çatışmanın yeniden ve daha geniş ölçekte tırmanma riskini doğurmaktadır. Türkiye, bölgesel istikrarsızlığın derinleşme ihtimaline karşı göç dalgaları, insani krizler ve asimetrik güvenlik tehditlerine karşı hazırlıklı olmalıdır.
  9. Türkiye, ABD/İsrail-İran Savaşı bağlamında ortaya çıkan gelişmeler nedeniyle önemli meydan okumalarla karşı karşıyadır. Bu süreçte Türkiye, uluslararası sistemdeki ve yakın havzasındaki dönüşümü çok boyutlu bir perspektifle analiz etmeli ve ortaya çıkabilecek fırsatları ve riskleri bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmelidir.
  10. Türkiyenin ulusal güvenliğini ve istikrarını tahkim etmek amacıyla kritik altyapının korunması, kurumsal kapasitenin artırılması ve bölgesel iş birliklerinin derinleştirilmesi önceliklendirilmelidir. Bu çerçevede ve süreçte, Türkiye-Pakistan-Mısır-Suudi Arabistan arasında kurumsallaşmış ve süreklilik arz eden bir diyalog mekanizmasının tesis edilmesi, krizlerin yayılmasının önlenmesi açısından stratejik önem taşımaktadır.
  11. Ortak kültür havzasını paylaştığımız ülkelerle tarihî ve kültürel bağların güçlendirilmesi, kriz dönemlerinde gerilimleri azaltıcı bir rol oynayacaktır. Bu doğrultuda, Türkiyenin son yıllarda ortaya koyduğu bölgesel sahiplenme” perspektifinin daha geniş kesimlere ulaştırılması için akademi, düşünce kuruluşları ve entelektüel çevreler daha etkin bir rol üstlenmelidir.
  12. Türkiyenin olası kriz senaryolarında enerji, ulaşım, iletişim ve finans altyapısının kesintisiz işlemesini sağlamak için alternatiflerin geliştirilmesi ve teknolojik kapasitenin güçlendirilmesi zorunludur. Bu çerçevede, mevcut küresel finansal sisteme (swift vb.) bağımlılığı azaltacak yenilikçi ve sürdürülebilir araçlar geliştirilmelidir.
  13. Gazzede yaşanan ağır insani yıkım, çok uluslu savaş karşıtı sivil toplum hareketlerinin küresel kamuoyu oluşturma ve karar alıcılar üzerinde baskı kurma kapasitesini açıkça göstermiştir. Bu bağlamda, uluslararası sivil toplum ağları arasındaki koordinasyon ve iş birliği güçlendirilerek daha etkili ve sürdürülebilir bir anti-emperyalist ve anti-Siyonist küresel barış savunuculuğu inşa edilmelidir.

Çalıştay sonunda ortaya çıkan bildirinin dünya barışına ve bölgesel huzura vesile olmasını diliyoruz.

 

Bu haber toplam 556 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim