Biden devam eden savaşın riskleri bağlamında böyle bir ihtimale dikkat çekmiş. Amerikalı bazı analizciler Biden’ın sözlerinin Putin’in eline koz verdiği kanısındalar. Rus karşıtı şahinlerse Biden yönetiminin Rusya’nın ‘nükleer tehdidi’ne boyun eğmemesini tavsiye ediyorlar. Tabii ki şahinlerin bu yaklaşımının 1962’deki “Küba Füze Krizi”nde olduğu gibi ABD ve Rusya arasında çok ciddi bir tırmanmaya yol açma ihtimali var.
ABD ve Rusya’nın elinde bütün dünyayı havaya uçuracak nitelikte ve sayıda nükleer silah bulunuyor. “Soğuk Savaş” döneminde iki süper gücün nükleer silahlarının yüzlerce şehri vurmak için konuşlandırıldığını hatırlatmak gerekiyor. Tarafların karşılıklı yıkımına yol açacağı gerekçesiyle nükleer silahların hiç kullanılmayacağına ilişkin bir teori var. “Karşılıklı garantili yıkım teorisi”ne rağmen nükleer tehdit hâlâ geçerli. Nükleer silahların yıkıcılığıysa eskisinden çok daha ileride. O kadar ki bazı stratejistlere göre yıkıcılığın ölçüsü akıl sınırlarını bile aşıyor.
Diğer yandan nükleer silahları çatışmanın nihaî hakemi olarak kabul etmek insan uygarlığının “teknik” olarak ilerlemesine rağmen “ahlakî” olarak yerinde saydığının bir göstergesi. Sözde dünyanın en uygar ülkeleri bu silahlara daha da yıkıcı nitelik kazandırmak için yarışıyorlar. Daha yıkıcı nitelikte ve rakibinden daha fazla sayıda nükleer silaha sahip olmak istiyorlar.
1987’de ABD ile Sovyetler Birliği arasında “Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması(INF)” imzalanmıştı. Anlaşma 30 yıldan fazla bir süredir nükleer başlıklı füzeleri Avrupa’dan uzak tutmuştu. Trump’ın Başkanlığı döneminde ABD anlaşmadan çekildi. Trump’ın iddiasına göre Rusya anlaşmanın koşullarını ihlâl etti. Daha sonra Rusya da misilleme olarak anlaşmadan çekildi. Anlaşmanın yıkılması Avrupa’da yeni bir nükleer füze yarışını tetiklediği gibi tehdit riskini de bir hayli artırdı. Anlaşma, tarafların birbirlerinin nükleer silah gelişimini kontrol etmesine imkan sağlıyordu. Anlaşma ortadan kalktığı için iki tarafın da elleri serbest kaldı.
Biden Yönetimi’yse anlaşmayı kurtarmak için ciddi bir adım atmadı. ABD’nin anlaşmaya dönmesine veya yeni bir anlaşma yapmasına ‘ulusal güvenliğe zarar vereceği’ iddiasıyla, daha çok Cumhuriyetçi şahinlerin başı çektiği iki partili bir muhalefet olduğunu belirtmek gerekir.
Devamı: https://www.yenisafak.com/yazarlar/abdullah-muradoglu/nukleer-silahlarla-oyun-oynanmaz-2064260































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.