İstanbul İmam Hatip Okulu’nda her sınıfın bir gazetesi vardı. Yazarları o sınıfın öğrencileri idi. Çerçevelenmiş bire bir basit bir sunta parçası. Bir kişi yönetimini üstlenir, ayda bir yazılar değişir. Resim, karikatür de dahil, renkli kalemlerle süslenmiş bir mevkûte. Uzun müddet sınıf gazetesini ben yönettim. Akif ile ilgili ilk yazım da orada bir Aralık ayında kamuoyu ile paylaşıldı. Bizim nesil Akif’i bizzat göremedi ama onu görenleri görme ve hatıralarını bizzat onlardan dinleme fırsatı buldu. Bu şahsiyetlerin en meşhurları Hasan Basri Çantay (ö. 1964) Eşref Edip (ö. 1971) ve Mahir İz’dir. (ö. 1974)
Mehmet Akif ile ilgili aşkımın birinci sebebi şüphesiz Okulumuzda her yıl yapılan anma proğramları idi, sonra babama hemşehrimiz müteahhit Ömer Durmuş’un[1] altmışlı yıllarda hediye olarak Ankara’dan gönderdiği Safahat, üçüncüsü de Nurettin Topçu’nun Mehmet Akif isimli eseridir.
Sınıftan sonra vaktimizin en çok geçtiği yer okulun kütüphanesi idi. Kütüphane memuru da Niyazi Karateke idi. Soyadı sonra Güvenoğlu oldu. Onunla dostluğumuz ilerleyince artık Kütüphanenin o maaş bordrolarının hazırlandığı büyük klavyeli daktilosunu kullanma şanşımız da oldu. İşte o daktiloda yazdığım ilk yazılardan biri de konumuzla ilgili idi. O nüshayı saklıyorum.
Yıllar yılları kovaladı. Kayseri’den sonra Şebinkarahisar, Babaeski, İspir derken Bursa. Hemen her yıl Aralık ayında bu güzel insanı bir yazı, bir konuşma, bir bildiri ile anmak, anlamak ve anlatmak yürüyüşleri devam etti. Akif ile ilgili yazılar zamanla bir kitap oluşturacak kadar birikti. Yaklaşık yirmi yıl önce yazılar, grafiker Mehmet Temelli dostumun himmetiyle kisve-i tab’a büründü:
İstiklâlimizin Bülbülü Mehmet Akif Ersoy.
Bastırmak isteyen arkadaşlar bir ara telif ücretini sordular. Duymazdan geldim. İsrar ettiklerinde ise “Akif gibi bir şahsiyeti tanıtan bir kitaptan telif ücreti alınabilir mi?” dedim. İstiklâl Marşı yarışmasına ödül var diye katılmak istemeyen bir zât-ı şerif ile ilgili bir kitaptan nasıl ücret alınır? O paraya karşı bu müstağni tavrı takınırken TBMM’ye giderken giyebileceği kışlık bir paltosu dahi yoktur.
Köyümün adını taşıyan Güneyce Vakfı adına olan baskının ise masrafını da ben verdim ve şu ithaf cümlesiyle neşredip hemşehrilerime hediye ettim:
Güneyce İlkokulunda gür sesle İstiklâl Marşı okuyan ve okutanlara…
Kitap o gün bugün ondan fazla kurum tarafından basıldı, dağıtıldı. Ana metin aynı. Bazan yazılar, fotoğraflar, bazı baskılarda belgeler, görseller ilave ettim. Basıp dağıtan bu kurumlar arasında Vakıf, dernek, belediye, sendika, yayınevleri de var. En son baskı Bursa Keles Belediye başkanı Ali Doğru dostumun isteği üzerine 2026 da yapıldı:
İstiklâl Marşımızın Bülbülü Mehmet Akif Ersoy
12 Mart 2026 da Keles’te Akif sevenlere takdim edilecek.
İthaf cümlesi şöyle: İlçemizin iki güzel insanına; Yasin Doğru ve Ali Kaya’ya rahmet dileyerek[2]…
Buradan ilan ediyorum: Bastırmak isteyen Akif aşıklarına PDF’sini gönderirim, istedikleri kadar bastırıp istedikleri kimselere dağıtabilirler.
İşte bu kitabın basımına şimdiye kadar omuz verenler:
Bursa İlahiyat Vakfı
MÜSİAD Bursa Şubesi
Yıldırım Belediyesi
Ferruh Ersayın
İznik Belediyesi
TYB Bursa Şubesi
YTB
Cihannüma Derneği
Maltepe İHVİA VAKFI
İnegöl Halil İnalcık Lisesi
Ay Yayınları
Keles Belediyesi.
Bu gurupta yer alan başka kitaplarım da vardır. Yani bir kurum tarafından basılan ve dostlara ikram edilen kitaplar. Bunlardan biri de Nurettin Topçu ile ilgili kitaplarımdır:
1.Bir Ahlak Kahramanı Nurettin Topçu,[3]
2.Bir Dostluk Hareketi Nurettin Topçu ve Çevresi.[4]
Çünkü o da Hareket Yayınları’ndan çıkan hiçbir kitabından tek kuruş telif ücreti almadı.
Büyüklerin “büyük” davranışlarını taklit etmek ne güzel!































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.