Afganistan’da 1978’de Davud Han’a karşı gerçekleştirilen ve Sovyetler Birliği’nin desteklediği komünist darbenin arkasından başlayan çatışmalar ve güvenlik sorunları 43 yıl sürdü. Bu süre içinde 2001 yılında da ABD işgali başladı.
ABD işgalinin başlamasından sonra çatışmalar ağırlıklı olarak, ABD işgal güçleri ve onların himaye ettiği işbirlikçi yönetime bağlı askeri güçlerle Taliban milisleri arasında vuku buldu. Bu süreç de yirmi yıl sürdü ve Afganistan’da istediği gibi bir siyasi hakimiyet sağlayamayacağını anlayan ABD en sonunda Taliban’la anlaşarak işgal güçlerini bu ülkeden çekmeyi kabul etti.
ABD işgal güçlerinin çekilmesinin ardından Kabil’de hakimiyeti ele geçiren Taliban, bu ülkede yeniden Afganistan İslam Emirliği’nin kuruluşunu ilan etti. Yeniden diyorum çünkü Taliban 1996’da da Kabil’i ele geçirince böyle bir yönetim ilan etmiş ama kurduğu hükümet, başkentte ve ülke genelinde siyasi egemenliği sürdüremeyince devre dışı olmuştu. 15 Ağustos 2021 de Afganistan İslam Emirliği’nin kuruluş tarihi olarak kabul ediliyor.
Bu olayın üzerinden üç yıl geçti. Uluslararası ve bölgesel güçler, özellikle de Afganistan’dan çıkmak zorunda bırakılan ABD, bu ülkede yeni yönetimin oturmasını ve siyasi bir istikrar oluşmasını engellemek için çeşitli fitne oyunlarına başvurdu. Bütün ihtimalleri değerlendirmeye çalıştılar. Bu arada ABD işgal güçlerinin çekilmesinin hemen ardından bazılarının yönetimi ele geçirme iddialarından dolayı Afganistan’ın yeni bir iç savaşa sürükleneceği yönünde yorumlar yapıldı. Bu yorumlar vakıayı okumaktan ziyade arzu ve beklentileri dile getirme niteliğindeydi.
Taliban’ın siyasi iktidarı ele geçirmesi aynı zamanda bu hareketin de yeni bir aşamaya girmesi sonucu doğurdu. Bu aşamadaki önceliği bir yandan ülkede siyasi otorite ve istikrarı sağlarken bir yandan da uluslararası alanda kendini kabul ettirmeye ve ilişkiler kurmaya çalışmaktı.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.