ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattıkları saldırılarla başlayan savaşta ateşkes kendine özgü şartlarda devam ediyor. Ateşkesin ilan edildiği andan itibaren İsrail’in Lübnan’a karşı başlattığı benzersiz saldırılar bu ateşkesin de bir geçerliliğinin olmayacağını gösteriyordu. İşin doğrusu İsrail bu ateşkesi, Gazze’de olduğu gibi saldırgan tahakkümü için bir fırsata dönüştürüyordu. Ateşkesten hedeflenen karşı tarafın ateşi kesmesi idi, uluslararası toplumun da yardımı ve tavassutuyla bu sağlandıktan sonra İsrail daha rahat saldırıyor. İran’ın buna karşı Hürmüz kozunu çok başarılı biçimde kullanması büyük zarara uğrayan ABD’nin de İsrail’e baskı uygulamasını ve dolayısıyla Lübnan üzerindeki saldırılarını durdurmasını sağladı. Böylece ateşkes şartları bir anlaşmayla değil bir mecburiyetle sağlanmış oldu.
Hürmüz’ün kapatılmış olmasının ABD’ye doğrudan zarar vermediğini söyleyen Trump tabii ki bu noktada doğru söylemiyor. Gerçekten belki doğrudan zarar vermiyordur ama Hürmüz’ün kapalı olmasının ABD’nin müttefikleri üzerindeki olumsuz etkisi ABD’nin liderliğinin ağır bir şekilde sorgulanmasına yol açıyor. Güvenliklerini sağlama bahanesiyle tonlarca paralarını aldığı Körfez ülkeleri de ABD’nin her şeye rağmen hâlâ resmi müttefiki olan Avrupa ülkeleri ve başka birçok ülkenin İsrail’in bu sorumsuz tutumu dolayısıyla maruz kaldıkları büyük zararların baskısı doğrudan ABD üzerine binmektedir.
Yazının devamı için































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.