Kelimelerin kök yapılarının taşıdığı anlamlarla ilgilenen “etimoloji” bilgileri epey ilgi görmeye başladı. Tabii tüm kelimeler zaman içinde yerleşik bir geleneksel veya bilimsel anlam kazanmış. Esas olan da kök bilgileri değil güncel anlamlarıdır. Ama kök yapılarına indiğinizde de hammaddesi ve mayası hakkında bilgi ve fikir ediniyorsunuz.
Siyaset Arapça bir kelimedir. Bunun Batı dillerinden ithal edilen eş anlamlısı ise politikadır. Fakat kök anlamları birbirinden çok farklıdır. Siyasetin sulasi yani üç harfli kökü sin ya sin harflerinden oluşur ve “at yetiştirmek, eğitmek” anlamına gelir. Ondan dolayı at bakıcısına seyis denir. Politika ise Yunancada şehir anlamına gelen polis kelimesinden üretilmiştir. Dolayısıyla politika şehirle, şehir yönetimiyle ilgili anlamındadır. Şehir yönetimi bilimi denebiliriz. Yani bu kelime işin mantığına belki daha yakın. Ama siyaset de toplumun eğitimi ve düzene sokulması anlamında kullanılarak yerleşmiş. Zaman içinde izlenen, tercih edilen ideoloji ve görüş çizgisi anlamında da kullanılır olmuş.
Her şeyde olduğu gibi yerine göre kullanılan, tercih edilen isimlerde de bir siyaset var.
Mavi Marmara katliamının ardından siyonist katiller bizi Usdud limanında kurdukları çadır sorgulama merkezine götürdüklerinde yedi saat gemide sorgulama sırası bekledikten sonra gece 02.00’de kolları kelepçeli halde bir çadıra götürüldüm. Sandalyeye oturduğumda bir şahıs yanıma gelip Türkçe konuşarak; “Ben Türkiye Konsolosluğu’ndan geliyorum ve sana Tercüme için yardımcı olacağım” dedi. Yalan söylediği ve Türkiye Konsolosluğu’ndan olmadığı ilk bakışta anlaşılıyordu. Ayrıca oraya gelinceye kadar duyduğumuz yalanları artık bizi bütün sözlerine yalan şüphesiyle yaklaşmaya yöneltti. Ben yine de teklifini reddetmedim. İlk sorusu “İsrail’e ilk kez mi geliyorsun?” oldu. Ben “İsrail’e hiç gelmedim; şu anda da İsrail’e gelmiş değilim” cevabını verince adam bozuldu. Ben ilaveten “geldiğim yer İsrail değil ve ben buraya kendi isteğimle değil şiddet kullanılarak getirildim” sözünü söyleyince adam daha sözümü bitirmeme izin vermeden, sinirlenip kalktı gitti. Bu hareketi aynı zamanda yalanını yani Türkiye Konsolosluğu’ndan olmadığı gerçeğini açığa çıkardı. Çünkü o sözüm siyonist işgali meşru kabul etmediğimi, Filistin topraklarını 1948’de işgal edilmiş bölgeleriyle birlikte bir bütün olarak gördüğümü ortaya koyuyordu. Bu yaklaşım ve tercih ise ancak bir siyonist işgalciyi veya onun hesabına çalışan işbirlikçiyi rahatsız eder, sinirlendirir.
Biz Filistin davasına işgalcilerin veya uluslararası emperyalizmin penceresinden bakmıyoruz. Bize göre Filistin bir bütündür ve siyonistlerin bu bütün üzerindeki hâkimiyetleri tamamen işgaldir. Dolayısıyla “İsrail” dediğimizde kesinlikle Filistin topraklarının herhangi bir bölümünü değil bu topraklar üzerindeki gayrimeşru siyonist işgali kastederiz. Bu bizim Filistin davasıyla ilgili ilkesel bir duruşumuzdur ve siyonist işgali her zaman reddetmeye Filistin’i de bir bütün halinde İslâm toprağı olarak tanımaya devam edeceğiz.
Siyonist işgal Filistin’in tarihi kimliğini değiştirmek amacıyla görünümüne müdahale ettiği kadar isimlerine de müdahale ediyor. Küçük büyük çok sayıda yerleşim yerinin adını İbranice isimlerle değiştirdi. Biz buraların orijinal adlarını korumaya özen göstermeliyiz. Örneğin Aşdot değil Usdud, Aşkelon değil Askalan, Ber Şeva değil Bi’ru’s-Seba, Hebron değil el-Halil. İşgalcilerin Tel Aviv olarak adlandırdıkları şehrin orijinal adının da Tellu’r-Rebi’ olduğunu sadece hatırlatalım. Yaygın bir şekilde kullanıldığı için belki işgal son buluncaya kadar aslına döndürülmesi zor görünse de.
İşgalciler yer isimlerinin Arapça yazılışını da İbranice isimlerle değiştirmeye başlamışlar. Mavi Marmara katliamından sonra bizi götürdükleri Bi’ru’s-Seba zindanından dönüşte etrafta gördüğüm tabelalarda da buna şahit oldum. Örneğin Bi’ru’s-Seba adını Arapça harflerle Ber Şeva yazmışlar.
Bazı isimler de tercihle değil öyle yerleştiği için yaygın şekilde kullanılıyor. Türkiye’de yaygın olarak kullanılan Batı Şeria buna örnektir. Filistinlilerin kullandığı isim Batı Yaka’dır ve buradaki Şeria’nın şeriatla bir ilgisi yok. Her iki isimlendirme de Ürdün Nehriyle ilgilidir.
Bazı adlar da hatalı tercüme edildi. Mağribliler kapısının Faslılar kapısı olarak tercüme edilmesi gibi. Oysa burada Mağriblilerle kastedilen Kuzey Afrikalılardır, sadece Faslılar değil. Türkçedeki galatı meşhurla Fas denirken bugünkü Mağrib Krallığı kastedildiğinden mütercimler de Mescidi Aksa’nın batı cephesinde yer alan Mağribliler kapısının adını Faslılar kapısı diye tercüme ettiler.
Ahmet Varol yazdı : "İsimlerdeki Siyaset"

Kelimelerin kök yapılarının taşıdığı anlamlarla ilgilenen “etimoloji” bilgileri epey ilgi görmeye başladı. Tabii tüm kelimeler zaman içinde yerleşik bir geleneksel veya bilimsel anlam kazanmış.
Bu haber toplam 943 defa okunmuştur
- Yorumlar 0
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SON EKLENEN GALERİLER
Diğer Haberler
TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Kala’ya tebrik ziyaretleri sürüyorTürkiye Yazarlar Birliği’nin 23. Olağan Genel Kurulu’nda Genel Başkanlık görevine seçilen Prof. Dr. Muhammet Enes Kala, tebrikleri kabul etmeye devam ediyor.
Irak Türklerinin Milli Yazarı Ata Terzibaşı TYB’de AnılacakIrak Türkmen edebiyatının ve kültür tarihinin en önemli isimlerinden biri olan, "Kerkük’ün Temel Taşı" olarak nitelendirilen yazar Ata Terzibaşı, vefatının 10. yıl dönümünde düzenlenecek bir programla anılacak.
İstanbul'da "4 Şehir, 4 Mekan, 4 Akif" programı düzenlendiTürkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) himayesinde düzenlenen "4 Şehir, 4 Mekan, 4 Akif" programı kapsamında, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) ev sahipliğinde "Payitahtta Esaret Günleri ve Mehmet Akif" başlıklı panel gerçekleştirildi.- 16:03 - 12 (On iki) ye 1 (Bir) var
- 10:49 - Fahri Tuna: Birey ve Toplum; Düşman Kardeşler
- 10:46 - Ankara ASBÜ'de Ali Şir Nevai'nin Mirası Paneli ve Ziyaretlerin Önemi
- 15:21 - Hürmüz Düğümü Üzerinden ABD'nin ÇİN Stratejisinin Kodları
- 14:01 - 4 Üniversite, 4 Mekân, Tek Ruh
- 13:57 - İstanbul'da ''4 Şehir, 4 Mekan, 4 Akif'' Programı Düzenlendi
- 11:19 - Anadolu’dan Yazanlar Programına yazar Ahmet Sezgin konuk oldu
- 11:17 - TYB İstanbul’da Şahin Uçar’ın Prestij Eseri Üzerine Özel Program
- 10:54 - Akademi Dünyası Akif İçin Buluştu
- 10:52 - Tarihin Tozlu Raflarından Çıkan Dehşet: Erzincan’ı Yutan 7 Dakika
- 10:50 - Bursa Eski Eserleri Sevenler Kurumu Seksen Yaşında
- 17:52 - TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Kala’ya tebrik ziyaretleri sürüyor
- 13:46 - Bir derviş, bir şair, bir çınar!
- 12:04 - Mesnevî Okumaları Prof. Dr. Yakup Şafak ile devam ediyor (Çevrim içi)
- 11:43 - Mesnevî Okumaları -260- Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim



























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.