• İstanbul 14 °C
  • Ankara 10 °C

“Âkif Millî Mücadelede Manevi Cephenin Önderiydi”

“Âkif Millî Mücadelede Manevi Cephenin Önderiydi”
TYB Ankara Şubesi tarafından “İstiklâl Marşı’nın 100. Yılı” münasebetiyle gerçekleştirilen programın bu haftaki konuğu Prof. Dr. Caner Arabacı oldu.

TYB Ankara Şubesi’nin çevrimiçi gerçekleştirdiği “Zor Zamanda Âkif Duruşu” başlıklı söyleşide Mehmet Âkif Ersoy’un millî mücadeleye katılımı ve katkısını anlatan Arabacı, “Mehmet Âkif Ersoy millî mücadeleyi vatan ve iman mücadelesi ve savaşı olarak görüyordu. Bu zor zamanda kendisi de millî mücadelenin manevi cephesinin önderliğini üstlenmiş, bu görevi hakkıyla yerine getirmiştir” dedi.

Zor Zamanlarda Savrulmayan Adam

1 Ocak 2021 tarihinde saat 20.00de instagram üzerinden canlı yayınlanan ve program yöneticiliğini TYB Ankara Şubesi Mali Sekreteri Mehmet Sıddık Yıldırım’ın yaptığı programda Prof.  Dr. Caner Arabacı, Mehmet Âkif Ersoy’un zor zamanların adamı olduğunu, en zor dönemlerde ülkesi ve milleti için kritik sorumluluklar  üstlendiğini belirterek şunları söyledi: “Âkif’in  hayatı kışta geçti. Yıkım dönemi aydını idi. Ancak yıkım döneminde hiç savrulmadı.  Fikri kavmiyet seline katılan aydınlara katılmadı. İslâm medeniyetinin yanında yer aldı. Mandacılığa şiddetle karşı çıktı. Bir ülkenin uydusu olmayı kabul etmedi. Kuvayi Milliyeye destek verdi. Mehmet Âkif Ersoy zor zamanlarda hep müthiş bir duruş sergilemiştir.”

Millî Mücadeleye Halkın Katılımı Arttı

Darülhikme’de görevliyken Anadolu’da başlayan millî mücadeleye destek vermek üzere İstanbul’dan ayrıldığını ifade eden Prof. Dr. Arabacı, “Eşini ve çocuklarını bırakarak oğlu Emin’le birlikte Anadolu’ya geçti. İlk olarak Balıkesir’de kan ter içinde bir konuşma yaptı ve buralarda 10 gün yoğun bir çalışma yaptı. Mehmet Âkif Ersoy’u millî mücadelenin manevi yönünü güçlendirmek, halkın katılımını çoğaltmak için çağırmışlar, davet etmişlerdi. Hiç tereddüt etmeden katıldı ve millî mücadeleye omuz verdi. Mehmet Âkif Ersoy Ankara’ya gelerek Meclis’in açılışına da büyük katkı yaptı. Nitekim Mehmet Âkif’in Ankara’ya gelişi ve millî mücadeleye destek vermesi Hakimiyeti Milliye Gazetesi’nde geniş haber oldu. Âkif’in konuşmalarıyla millî mücadeleye halkın desteği her geçen gün arttı.” şeklinde konuştu.

Âkif’in Dışlanması, Yalman’ın El Üstünde Tutulması..

Mehmet Âkif’in millî mücadeleye katıldığı dönemin en ümitsiz dönem olduğunun altını çizen Arabacı, “Âkif’in millî mücadeleye katıldığı dönem en ümitsiz dönemdir. Kuvayi millî oluşumları yeni oluşmaktadır. İsmet İnönü Anadolu’ya gelip geri dönmüştür. Sonra ikna edilerek getirilmiştir.  Öyle ki kurtuluş savaşı sona ererken bile millî mücadeleyi katılmayı reddeden yazarlar vardır. Bunlardan biri Ahmet Emin Yalman’dır. Mustafa Kemal, 1922 yılında Ahmet Emin Yalman’ı ‘Zaferi Sen Yaz’ diye çağırır. Yalman,  yeni nişanlandığını gerekçe göstererek, ‘gelemem’ demiştir. Mehmet Âkif Ersoy ise  iki yıl öncesinde eşini ve çocuklarını bırakarak millî mücadeleye çok güçlü bir destek vermiştir. Maalesef zaferden sonra  basit gerekçelerle millî mücadeleye destek vermeyenler el üstünde tutulmuş, Mehmet Âkif Ersoy dışlanmıştır. Birinci Meclis’te Burdur milletvekili yapılan Âkif, ikinci Meclis’te listelere konmamıştır.” dedi.

Sevr Antlaşmasını Deşifre Eden Aydın

Mehmet Âkif Ersoy’un halk tarafından çok sevildiğini, hem aday olduğu Burdur’dan hem de aday olmadığı Biga’dan milletvekili seçildiğini dikkat çeken Arabacı “Burdurlulara söz verdiği için Burdur milletvekili olarak devam etmiştir. Mehmet Âkif Ersoy, Anadolu’yu karış karış gezmiş, halkı millî mücadeleye davet etmiştir. Kastamonu’daki vaazı çok etkili olmuştur. Bu vaaz Sevr anlaşmasını en iyi deşifre eden konuşmadır. Sebilürreşad Dergisi’nde defalarca yayınlanan konuşma Sevr’in vatanın ölümü olduğunu en iyi anlatan vaazdır. Mehmet Âkif vaazında özetle ‘Sevr Antlaşmasıyla istenen elbiseniz değil, cüzdanınız değil; başınızdır, vatanınızdır’ demiştir.” şeklinde konuştu.

Görev ve Sorumluluk Adamı

Hem Osmanlı’nın son döneminde hem Kurtuluş Savaşı’nda  Mehmet Âkif Ersoy’un hiçbir sorumluluktan kaçmadığını söyleyen Arabacı, “Ortadoğu’ya git diyorlar, gidiyor. Avrupa’da görev veriyorlar, gidiyor, Anadolu’ya çık diyorlar, çıkıyor. Yazar-şair olarak halkı uyandırıyor, veteriner olarak orduya at seçiyor, atların hastalıklarıyla ilgileniyor. Elçi olarak ülkelerle temas kuruyor. Milletvekili olarak millî mücadelenin manevi yönünü güçlendiriyor.  Hülasa; devletin ve milletin verdiği hiçbir görevi ve sorumluluğu geri çevirmemiştir. Tüm imkanlarıyla  millî mücadeleye destek vermiştir” dedi.

 

İman Cephesinin Kahramanı…

Bazı basın tarihçilerinin Mehmet Âkif Ersoy’un millî mücadeleye katılmadığını yazdığını hatırlatan Arabacı, “Bu yazılar cehaletten kaynaklanan ya da kasıtlı yazılardır. Sebilürreşad o dönemde Meclis matbaasında basılmaktadır. Tamamen Kuvayi Millîyeyi canlandırmak için yayınlar yapmaktadır.  Hasan Basri Cantay hatıratında anlatır. Hasan Basri Cantay,  Taceddin Dergahına gelir. Herkes  meyustur. Orada, Balıkesir milletvekilleri vardır, ancak işgal altındadır. Bursa, Batum milletvekilleri vardır, oraları da işgal altındadır, esirdir. Bolca ümitsizlik malzemesi bulunabilecek bir zamandır. Milletvekilleri. Balkan Savaşlarında olduğu gibi kaybedebiliriz, ümitsizliği ve çaresizliği içerisindedir. Millî Mücadelenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağından endişelidirler. Âkif, ‘Bu harp diğer harplere benzemez. Bu bir iman harbidir. Siz bilmez misiniz ki iman yenilmez. İman harbini başarmamız lazım. Bu sadece vatan müdafaası değil iman savunmasıdır’ diyerek umutsuzluğu dağıtır.” ifadelerini kullandı.

İslâm ve Millî Mücadele Kahramanlarını Yazmak İstiyordu..

İçimizdeki Batıcıların Mehmet Âkif Ersoy’u ‘Tanrı Dağının önünde diz çöküp vaaz eden biri’ olarak tasvir ettiğini hatırlatan Prof.  Dr. Arabacı, “Âkif  hem Doğuyu hem Batıyı bilen münevverdi. Hem Doğu hem Batı dillerini bilirdi. Batılıların İslâm medeniyeti düşmanlığını biliyordu. Onun için Batının değerlerine karşı mesafeli, tekniğine ise karşı değildi. Özlemi Asım’ın neslidir. Bir Asım kitabı yazmıştır. İkinci Asım’ın kitabını yazmaya niyet etmiş tamamlayamamıştır. Yine İslâm Kahramanlarını, Millî Mücadele Kahramanlarını yazmayı arzu ediyordu.” diye konuştu.

Bu haber toplam 236 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim