Yüksek duygularla üretilmiş ve insanı yücelere ürperten eserlerin bizi çevrelemesini ve üretilip durulan ince bir hayatın hepimizi içinde yaşatıyor olmasını ne çok isteriz…
Baudrilliard Sanat Komplosu adlı eserinde, “Bizler de artık sanata değil, sanat fikrine inanıyoruz” der.
Galiba akıl özerkliğini ilan etti edeli, insanın diğer donanım ve imkanları ile birlikte var olmayı reddettiğinden beridir sezgisel ve aşkın olmayı büyük oranda yitirdik. Bunun basamaklardan aşağı bir yansıması olarak sanat eserinin değeri fiyatlandırmaya indirgendi. Hatta bazen öyle değerliydi ki, kolay kolay hiçbir paha biçilemediğinden değersizliğe terkedildi. Maddi bir getirisi olmadığı, insanı sadece olmadık duyuş ve düşünüşlere ürperttiği için ceza ile ödüllendirildi.
Bu ağır bir ceza.
Ve hayatı en üst düzeyde var etmeye adanmış olanın, yok sayılması şeklinde gerçekleşiyor. Dışlanmaması için bir de yol gösteriyor. Niteliksiz, maddi getirisi çok olma ve dolayısıyla pop olma şartını dayatıyor. Yani kitleyi yüksek düşünüş ve duyuşa, estetiğe ayaklandırmayan, hatta onu düzeyinden daha aşağı çekme şartında ısrar ediyor.
Hep bunlar aklımızın başımıza getirdikleri…
Devamı: https://milatgazetesi.com/yazarlar/hayat-yeniden-sanat-olsa-5319/































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.