• İstanbul 14 °C
  • Ankara 10 °C

Batı 100 yıllık rövanşın peşinde

Fatma Gülşen KOÇAK

Yalçın Topçu, “Ümmet için, istikrar için ‘evet’ demeliyiz. ‘Hayır’ diyerek Türkiye düşmanı Kandil’in, FETÖ’nün ve Batı ülkelerinin safında yer almayın. Emperyalist Batı, Çanakkale’nin rövanşının peşinde” diyor.

FATMA GÜLŞEN KOÇAK / PAZARTESİ SOHBETLERİ - Siyaset dünyasında vatansever duruşuyla önce vatan, önce millet idealine sahip isimlerden birisi olan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı eski Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Yalçın Topçu ile ülke gündemindeki kritik meseleleri konuştuk. Topçu, Ülkücü geleneğin içinden gelen bir isim olduğu için ‘hayır’ kampanyasının içindeki milliyetçilere yönelik mesajları da önemli. Ayrıca Muhsin Yazıcıoğlu ile uzun bir dönem yol arkadaşlığı yapmış olan Topçu’ya gönüllerde kanayan bir yara olmaya devam eden Yazıcıoğlu suikastini de sorduk...

ANKARA MEDİNE’DİR

¥ Referanduma sayılı günler kaldı. Hâlâ karar verememiş vatandaşlarımız için soruyorum, niçin ‘evet’ demeliyiz?

Milletin egemenliği için, siyasi istikrar için, ikbalimiz ve istikbalimiz için ama bütün bunların yanında asıl mesele medeniyet coğrafyamızın Medine’si olan Ankara’nın çok daha güçlenmesi için ‘evet’ demeliyiz. Ankara’yı  bizim medeniyet coğrafyamızın Medine’si olarak görüyorum. Siyasi istikrarını sağlamış bir Ankara’nın bu coğrafya ile ilgili yapabileceği daha çok şeyler olabileceğine inanıyorum. Bunun için de şart olarak günümüzde siyasi istikrarı görüyorum. Bu 16 Nisan bizi bir Frenk mukallitliğinden kurtaracak. Bu İskilipli Atıf Hoca’nın dediğinin değişik bir şekli, evet biz aldatıldık. Biz her seçim birilerini seçtik, Meclise gönderdik. Mecliste birinci olan partilerinin yerine locaların, hocaların, yargıçların, paşaların, Atlantik ötesinin, AB ülkelerinin ilgili mahfilleri bize iktidar belirlediler. Onlar indirdiler, onlar çıkarttılar. Sandıkla gelip sandıkla kimse gitmedi. 15 yılda da Tayyip Erdoğan’ın yüksek siyasi kalitesinden bu işler düzgün gidiyor. Mesela Özal bunu kendinden sonra bıraktıklarıyla beceremedi. Ecevit, kırmızı ışıkta duran zatı getirdi cumhurbaşkanı yaptı. Adam yüzüne bir kitapçık fırlattı, gecelik enflasyon 7500 oldu. O yüzden istikrarımız ve istikbalimiz için ‘evet’ diyoruz. 

ÜLKÜCÜLER BATI’YA BAKSIN

¥ Ülkücü gelenekten gelen bazı muhalif isimler “Evet demek bölünmek ve parçalanmaktır” diye propaganda yürütüyor. Bu gibi eleştirilere ne dersiniz? 

Öncelikle ‘evet’ demek milletin kahir ekseriyetiyle uzlaşacak güçlü bir lider çıkartacağı için bölünmenin ve parçalanmanın önüne geçebilecek en sihirli formüldür. Bundan sonra harplerle, darplerle, paşalarla, localarla, yargıçlarla iktidar olma şansı ortadan kalkacak. Sandıkta doğrudan% 50+1‘i yani milletin yarısından bir fazlasını nitelikli çoğunluğu alan iktidar olacak. Bu sistem bize mecburen birliği, beraberliği ve uzlaşmayı getirecek. Güçlü liderler çıkacak, güçlü muhalefet oluşacak. Onun için bu sistem parçalanmayı bölünmeyi getirmez. Ülkücü kardeşlerimiz Avrupa Birliği ülkelerinin feryadına baksınlar Hollanda’nın atını, itini niye bu kadar nalladığına baksınlar, diğer ülkelerin o anlı şanlı gazetelerine bir baksınlar bu bize parçalanmayı mı getiriyor yoksa birliği beraberliği ve güçlü bir iktidarı mı getiriyor iyi düşünsünler. 

BAHÇELİ TEHLİKEYİ ERKEN SEZDİ

¥ Devlet Bahçeli partisi üzerindeki baskılara aldırmadan ‘evet’ dedi. Bu tavrı nasıl yorumluyorsunuz?

Devlet Bey, ülkücü gelenek içerisinde de beyefendiliği ile ismi gibi devletçi tavrıyla bilinen birisidir, onu bilenler bilir. Gelinen bu noktada gerçekten Devlet Bey o tecrübesiyle ve siyasi fikir okulunun tarzına uygun hareket etti. Bunu bir beka meselesi olarak gördü ki öyledir. Neticede Devlet Beyin siyasi duruşunu AB ülkelerinin tepkileri haklı çıkarttı. Mesela FETÖ terör örgütüne karşı Sayın Devlet Bahçeli’nin kararlı ve net duruşunu birçoğumuz gösteremedik. Örgütün niyetinin kötü olduğunu ilk görenlerden. Bu bir öngörü meselesi. Bence partisine mensup olanların bu öngörüsüne itibar etmeleri gerekir.  

MİLLİYETÇİLER UYANIK OLMALI

¥ Bazı milliyetçiler bu gerçekleri neden görmüyor?

 Biz o kardeşlerimize diyoruz ki; Kandil bu kadar feryat ediyor, Pensilvanya bu kadar çıldırıyor, AB ülkelerinin organizasyonu artık üzerimize atom bombası atacak hale geldiler. Devlet adamları siyasetçileri basın-yayın organları adeta savaş açtılar. Allah aşkına bu ‘evet-hayır’ niye bunları ilgilendiriyor. Hiç mi bakmazsınız. Hayır diyen kardeşlerimiz hemen beraber yanlarında koşan Kandilcilerle ve Pensilvanyacılara baksınlar, AB ülkelerine baksınlar. Kandil’deki itler ne diyor, tıpkı Hollanda’nın itleri gibi, “Bu Tayyip Erdoğan’ın kafasını (bizim illerimizin adını sayarak) Şırnak’ta, Cizre’de, Hakkâri’de % 100 hayır çıkartarak duvara vuracağız” diyor. Duvara vurdukları kafa Tayyip Erdoğan üzerinden Ankara’dır.  

BATI 100 yıllık RÖVANŞ PEŞİNDE

¥ Batı’nın çirkefliklerine ne diyorsunuz. Sizce neyin sancısını yaşıyorlar?

Ben bunu çok söylemişimdir, rahmetli Cemil Meriç diyor ya, “Bu kavga Olympos Dağının çocukları ile Hira Dağının çocukları arasındadır.” Bu Hira Dağının çocukları her biri bahadır evlatları tabi. Bu bahadır evlatlarında bir tane Tanrı Dağından inen çocuklar var. Bu halat diğer bahadır evlatları Malazgirt’te tutmuş, Kudüs’e Nureddin Mahmud Zengi, Selahaddin Eyyübi ikilisi aynı şekilde bunlara çok büyük bir şok geçirtmiş. İstanbul’da Molla Gürani, Fatih Sultan Mehmed Han netice itibari ile orada bir şok yaşanmış. Çanakkale’de gene aynı, Sakarya’da ve Dumlupınar’da gene aynıdır. En son 15 Temmuzda… Bütün bunları niye yapıyorlar, bu ülkeler niye feryat ediyorlar? Olympos Dağı çocuklarıyla Hira Dağı çocukları arasındaki kavganın 100 yıl sonraki rövanşını yapmak istiyorlar.

Devletin itibarı Keş Dağı’nın altında kaldı

¥ Yazıcıoğlu desem ne dersiniz?

 Muhsin Başkan, bizim için sadece parti lideri vesaire değil, o bizim aynı zamanda da ağabeyimizdi. Bizim şahsi tanışıklığımız lisenin başlarında yaralanmam vesilesi ile SSK hastanesinde olmuştur. Ondan sonra üniversite yıllarımızda birlikteliğimiz olmuştur. 18 yıla yakın benim onunla siyasi mesaim var. Allah biliyor ben kendisini çok severdim. O da beni farklı severdi.  

YAZICIOĞLU’NUN ÖLÜMÜ

¥ Muhsin Başkanın suikastı niçin hâlâ aydınlatılamadı? Bu suikastın arkasında kimler vardı?

O gün sokak kahir ekseriyetle suikast derken, entelektüel akıl bu bir kaza derken ben dedim ki bu işte hata var, ihmal var, kusur var. Bu sokağın dediği gibi bir kastı mahsusadan mı, yoksa devletin çürümüş kurumları, ilgililerin ehliyeti ve liyakati yok vesaire bütün bundan mı? O ise de, bu ise de devletin imanı adalettir. Bu bir an evvel vuzuha kavuşmalıdır. Çünkü bu bir algı ise, sokakta bu algıyı yükselterek birileri bir yerlere varmak ve istismar etmek istiyor. Bunu gördüğümü söyledim. Dediğim gibi ilgili yerle devleti, milleti sokakta karşı karşıya getirmeden ki o zaman çok kaşıdılar. Ergenekon’a ve Genelkurmay’a yüklendirdiler. Ama hamdolsun bizim tecrübelerimiz bunların hepsini aştı. Sonradan baktık ki iş çok farklı noktalara taşındı. Bu FETÖ terör örgütü “devletin zirvesi Muhsin Beyin katli için emir vermiş, Hayrettin Karaman’dan da fetva almış” diyecek kadar ileri gittiler. 

DEVLET, İTİBARINI KURTARMALI

Devletin itibarı İsmail’in feryatlarıyla Keş Dağlarında kar altında kaldı. İsmail’in feryatlarını duymuyoruz ama itibar yine Keş Dağlarında kar altında… Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının davası üzerinden 8 yıl geçti. Bu katledildi mi yoksa bir kazada şehit midir? Devlet itibarını kar altından 8 sene sonunda da olsa kurtarsa memnun olurum. 15 Temmuz’dan sonra FETÖ izleri var. Davaya bakan savcı FETÖ’den tutuklandı. Dosya tekrar açıldı. Benim ricam hukuk ve yargı artık gereğini yapsın. 

 

Kaynak: http://www.yeniakit.com.tr/haber/bati-100-yillik-rovansin-pesinde-295683.html

Bu yazı toplam 1269 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim