• İstanbul 12 °C
  • Ankara 17 °C

Bir Akıl Dünyayı Yeniden Dizayn Ediyor!

Fatma Gülşen KOÇAK

Koranavirüs dünyayı tehdit etmeye devam ediyor. Ülkeler karantinaya alınırken sosyal hayat yeniden biçimleniyor. Virüsle ilgili farklı görüşler var. Herkes meseleye farklı yaklaşıyor.

Bu hususta sıradan bir salgının ötesinde  konuyla ilgili farklı yorumlar getiren isimlerden birisi de Stratejist Abdullah Çiftçi. Kendisinin Virüsle ilgili ciddi iddiaları var. Çiftçiyle bu iddiaları merkezinde bir konuşma gerçekleştirdik.

Fatma Gülşen Koçak

2016 yılında yaptığınız bir sosyal medya paylaşımında eğer dijital topluma geçilecekse bu ancak salgınla olur yazmıştınız. Şimdi küresel bir salgınla karşı karşıyayız. Koronavirüs sizi haklı çıkardı. Neler oluyor. Ne planlanıyor?

Evet. Benim bu konuda 2016 yılında hatta 2015 yılında paylaştığım bazı bilgiler vardı. Eğer dijital topluma geçilecekse, bu ancak salgınla olur demiştim o dönemde.  Şuan dünya, Blockchain tabanlı dijital topluma geçme evresinde. Bugünkü 21. Yüzyıl toplumu, yani 4. Sanayi Devrimi toplumu, tarihten bugüne kadar gelen alışkanlıkları, kültürü, dini, dili, alfabeyi, yaşam şeklini ve insan fıtratını değiştirebilecek nitelikte. Yani, bir akıl dünyayı yeniden dizayn ediyor diyebiliriz.

 Hangi devlet bu virüsü ortaya çıkarmış olabilir? Bu salgın kimin işine yarıyor?

Dünya çapında bir olayı bir ulus devletin yapma şansız zayıf. Koronavirüs'ün "Dijital Dünyaya Entegre" için "sosyal öncü bir deney" olduğunu düşünüyorum.   Ayrıca sonuçlar ve Dünya Sağlık Örgütü'nün aldığı/alacağı kararlar bu düşüncemi destekler nitelikte. Küreselciler, dünyaya; Uzaylı geldi (sahtesi) dünya hükümetleri birleşin. Dünyaya meteor çarpıyor birleşin. İklim felaket, dünya elden gidiyor birleşin. Cinsiyet Eşitliği/Nötr insan için çalışın. Biyolojik tehdit var birleşin mesajları veriyor. Neden? Ulus Devletler çözemediği problemlerin Birleşmiş Milletlere taşıyor. BM çözüm bulamıyor. Ama "Dünya Hükümeti" statüsünü elde etmek içinde tüm ulus devletlere ayar verici, yetersiz kalıcı projeler yine BM'nin arka sokaklarında üretiliyor.

Bu kadar fıtrata aykırı proje korkunç değil mi?

Okuyucularımızın korkmasına gerek yok. Bunların istediklerini yapmaları istedikleri sonucu alacakları anlamına gelmez. İllaki başarılı olacaklar diye bir kaide yok. Allah’ın da bir hesabı vardır. Bu dünyanın sahibi Cebab-ı Allah’tır. Nasıl ki bir sinek Nemrudu mağlup ettiyse bu Nemrudun torunları da gümleyecektir.  Dolayısıyla bu ifsada yeryüzünün bir cevabı olacaktır. Bu ayrı bir şey. Ama bizim dünyayı dizayn etmeye çalışan aklı görmemiz bilmemiz gerekir.

Bir televizyon kanalında yaptığınız açıklamada İnanç meselesinin de dijital toplum için önemli bir mesele olduğunu ifade ettiniz. Bu  noktada nasıl bir tasarım düşünülüyor sizce?

Bakınız. İran’ın Kum kenti neden önemlidir? Şia’nın merkezidir. Peki Vatikan neresi? İtalya, Katolikliğin merkezi. Mekke neresi? İslam’ın merkezi. Buralara baktığınızda hayatın durduğunu görebiliyorsunuz. Mekke’de insan seli yok, Kum’da in cin top oynuyor, İtalya’da herkes eve kapandı. Sanki tüm dünyada önüne gelen her elli kişiden kırk dokuzunu öldüren bir salgın varmış gibi. Bu algı tuhaf değil mi sizce de? Papa ayinleri online yapıyor, İran’da Cuma namazları kılınmıyor, bu durum birçok ülkede de bu vaziyette. ABD’de çıkan son haberlerde bir papazın kilisede 500 kişiyle el sıkıştığı söylendi. Yani kiliseler boşaltılacak. Bu dalgayı Budistlerde ve Hindularda da göreceğiz. Yani teknoloji aracılığıyla tüm sosyoloji değiştiriliyor. Birileri bize diyor ki; 20. Yüzyıldaki inanç, kültür, değer ve alışkanlıklarınızı değiştireceğim.

Bütün bu operasyonların arkasında küreselciler mi var?

Dünya çapında bir eylem/olay var ise arkasında küreselciler vardır. Küreselciler, tüm dünya devletlerine ve insanına yönelik operasyon yapıyor. İnsan fıtratını değiştirme, devletlerin yönetim şeklini değiştirme, insanın yaşam şeklini değiştirme, sosyoloji ve psikolojiyi yönetme işini yapmaya çalışıyorlar. Peki nasıl yaparlar? Bir şirket, 50’den fazla ülkede faaliyet gösteriyorsa küreselcidir. Global büyük markalar bulundukları ülkelerde sadece ticaret için değil küreselcilerin hedefleri doğrultusunda sosyolojik ve psikolojik dönüşümü sağlamaya uygun "reklamları" ile projeye katkı verir. Türkiye'deki yabancı büyük markaların, kritik anlarda verdiklerini reklamlara bu gözle bakılırsa daha iyi anlaşılır. Ticaret için gelenler aynı zamanda istihbarat aparatı ve algı yönetimine hizmet te veriyorlar.

Virüsün önce Çin’de çıkması ardında İran’da etkili olması bu işin ardında ABD var algısını güçlendirdi. Şimdi ise bambaşka bir yöne evrildi. Bu durumu nasıl okuyorsunuz?

Türkiye'de ilk anda Koronavirüs olayı ABD 10 dolar ile Çin'e diz çöktürdü şeklinde algılattırıldı. Virüs ABD'yi de vurmaya başlayınca bu tez çöktü.  Öyle ki virüs Trump'u seçimlerde götürebilir. Evet dediğiniz gibi virüsün önce Çin'de çıkması, arkasından İtalya ve sonra da İran'da çıkması bu işi ABD yaptı algısını oluşturdu. Belki de virüsü ortaya çıkartanlar insanların mantığı ile oynadı. Düşünceyi yönlendirdi. Sonra Çin fena intikam alacak yazıları çıktı ki saçma sapan bir yaklaşım.

Çin virüsün kontrol altına alındığını duyurdu. Bunu nasıl başardı? Avrupa Çin gibi Virüsle etkin bir mücadele yürütebilir mi?

Koronavirüs’le en iyi mücadeleyi Çin yaptı.  Avrupa ve ABD bu konuda Çin kadar başarılı olmaz. Neden derseniz Avrupa ve ABD'de kendi içlerinde bir demokrasi, hukuk vs. var. Çin'de totaliter bir rejim var ve kuralsız hareket edebilir.

Virüsün kağıt paralarla yaygınlaşacağına dair görüşler var. İnsanları kağıt para kullanmamak noktasında bir yönlendirme söz konusu olabilir mi? Bununla hedeflenen nedir?

Çin'de kağıt paralarla virüs bulaşacağı açıklaması yapıldı. Dünya Sağlık Örgütü "Temassız ödeme sistemleri" kullanılmasını tavsiye etti." Yani önce Elektronik para arkasından Kripto para sürecine insanları yönlendiriyor. Dijital dünyada nakit para geçmez. Nakitsiz bir dünya. Dijital dünyada en önemli şey para. Bu para da kripto para. Bu niye bu kadar önemli. Çünkü şuanda paramızın hacmini biliyorlar ama nereye harcadığımızı bilemiyorlar. Kripto para ile de elektronik para ile de insanın tüm harcama kayıtları bilinecek. Bu Çin’den başlayan bir süreç.

Evden çıkmayın telkinini nasıl yorumluyorsunuz?

Eve kapanan insanlar ne yapar. Artırılmış gerçeklikle uğraşır. Ya da dijital platformlara takılır. Şimdi topraktan bağını kesmiş bir insan düşünün dışarı çıkamıyor metroya binemiyor sinemaya gidemiyor AVM’ye gidemiyor. Ne diyecekler artırılmış gerçeklikle gidemediğiniz yerlere gidin diyecekler. Takın artırılmış gerçeklik cihazını istediğiniz yere gidin diyecekler. Dijital toplumda insanlar fiziken değil beynen gidecekler. Dijital toplumda klasik mesai yok. Servis hizmetleri robotlarla olacağı için mesai yok. Evde de istediğin zaman çalış. Böylece İnsanlığın alışageldiği düzen değişiyor. Çin’de iki aydan beri uygulanıyor.  Yani dijital iş hayatına alıştırıyorlar şimdi. Evde duran insanlarda dijital iş arayacak kendine. Bize bunu şu an gösteriyorlar. Bu düzene insanları alıştırmaya çalışıyorlar.

Alışveriş için bile dışarı çıkma durumu olmuyor mu bu dünyada?

Alışveriş şeklimiz değiştiriliyor zaten. Online alışveriş de revaçta. Türkiye’de de yaygınlaştı.  Çin’de İtaly’ada marketler kapalı Almanya ve Fransa’da raflarda bir şey kalmamış. Amerika’da birçok eyalet aynı şekilde. Ancak online satış yapan depolarda mallar var. Bu malları şimdilik insan teslim ediyor gelecekte robotlar teslim edecek.  Çin'de robotların çalıştığı lokantalar açık. Robotlar teslimat yapıyor. Robotlar hastaneleri temizliyor. 4.Sanayi Devrimi otonom üretimledir. Yani Robotlarla. Yani Koronavirüsle bize robotların ne kadar önemli/yararlı olduğunu da gösteriyorlar.

Virüsün 60 yaş üstünü daha çok etkilediği vurgulanıyor. Burada bir algı operasyonu görüyor musunuz?

Koronavirüs yüzde 81 oranında 60 yaş üstünü öldürüyor. 60 yaş üstü ne demek  tarih demek, kültür demek, gelenek demek. Aşağıdan gelen dijital nesil ile dede/ninelerin bağını kesecek bir test bu. Genelde babalar çok meşguldür, emekli olmuş dedeler/nineler torunlarla ilgilenir. Bilgi görgü aktarımında bulunurlar torunlarına. Bu bağ koparılmak isteniyor. Mesela Fransa Cumhurbaşkanı Macron, yaşlılara dokunmayın diyor. Huzurevleri ziyaretleri yasaklandı. Şimdi Ramazan bayramı geliyor. Bayram ziyareti yapmayacak mıyız.

Okulların tatil edilmesinde bir stratejik bir plan var mıdır?

 Dijital Dünyada eğitim onlinedir. Fiziki eğitim olmayacak. Online Eğitimin önemini bize virüsle anlatıyorlar. Eğitimciler online eğitime önem verecekler.

Bu bir anlamda Hayatın her alanının dijital dünyaya entegre edilmesi demek. Pekiyi bunlardan sonraki yeni adımlar ne olur?

 Adım adım "Dijital araçlara" yönlendirme görüyoruz/göreceğiz. Yakında DSÖ başkanlığında Dünya Hükümetlerinin yetkilileri toplanacak ve onlara ödevleri not ettirilecek. Virüs tüm kıtalarda 150 civarında ülkeye yayılacak. Dünyada şu anda derialtına "Biyometri Çip" taktıran yaklaşık 150 bin kişi olduğu varsayılıyor. Normalde insan "Hacklanebilir insan" korkusu ile biyometrik çip taktırmaz. Ama virüsten ölüm korkusu olur ve biyometrik çip bunu engelliyor denilerek taktırmaya ikna edilecek? Yani ölümü gösterip sıtmaya razı edecekler. Koronavirüs sürecinin sonunda Dünya Sağlık Örgütü, tüm dünyaya her türlü mikro organizmalardan vücudu koruyan, uyaran bir "Biyometrik Çip" geliştirildi açıklaması yapabilir/yapacak. Gidişat  Dijital dünyanın hacklenebilir insanıyla karşılaşmaya yakın olduğumuzu gösteriyor.

 

Bu yazı toplam 435 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim