• İstanbul 27 °C
  • Ankara 26 °C

Bir silahlı grubu ne ılımlı yapar?

Bir silahlı grubu ne ılımlı yapar?
Geçtiğimiz son on yılda radikal-ılımlı ayrımının Ortadoğu bağlamında sıkça kullanıldığına şahit olduk. Radikal-ılımlı mücadelesinde radikal kötüyü, ılımlı iyiyi temsil edegeldi.
Teoride bu durumda bir yanlışlık yok. Fakat gördük ki radikal ve ılımlı kategorilerine kimlerin hangi sebepten sokulacağı oldukça keyfi bir şekilde belirlenmekte. Çoğu zaman umumun ittifak edebileceği özellikler kriter olarak alınmamakta, kategoriler siyasileştirilmekte ve karşı tarafın sindirilmesi ya da ortadan kaldırılması için araç olarak kullanılmakta.
 
Son olarak Libya’daki darbeyi, savaş suçlarını ve gayrimeşruluğu aklamak için Arap dünyası ve Batı’da bazı kesimlerin bu kategorilere başvurduklarını gördük. Libya’da kim radikal, kim ılımlı? İdeolojiden gidelim. Diyelim ki Libya’da en radikal grup DEAŞ. DEAŞ’la savaşmak suretiyle Libya’daki varlığına son veren güç, Ulusal Mutabakat Hükümeti yani meşru hükümetti; Hafter değil. Genel kabul gören yaklaşıma göre ikinci sırada gelen radikaller, Selefiler (Medhaliler) olarak kabul edilebilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin mahluku olan bu radikal yapı Libya’da Hafter’in yanında meşru hükümete karşı mücadele ediyor. Eğer radikallik ayırt etmeden şiddet kullanmak ise Libya’daki hiçbir güç Hafter’in radikalliğine yaklaşamaz. Hal böyleyken meşru hükümetle mücadeleyi radikallerle hatta teröristlerle mücadele olarak paketleyip pazarlamaya çalışan Hafter ve destekçilerine ideal bir dünyada radikal-ılımlı ayrımından ekmek çıkmaması lazım. Zira bölgedeki radikalizmin kaynağı BAE gibi ülkelerin Libya’daki yansıması olan Hafter, Libya’daki radikalizmin baş kaynağıdır.
Bu haber toplam 91 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Abdulkadir Selvi: Danıştay Ayasofya kararını verdi mi?09 Temmuz 2020 Perşembe 10:20
  • D. Mehmet Doğan: Ayasofya ve patrikler!09 Temmuz 2020 Perşembe 09:54
  • Rahim Er: Ayasofya Câmidir!..09 Temmuz 2020 Perşembe 09:44
  • İsrafil Kuralay: Sosyal medya, sanal eğitim09 Temmuz 2020 Perşembe 09:39
  • Hüseyin Öztürk: Mahir İz09 Temmuz 2020 Perşembe 09:35
  • Rasim Özdenören: "Erdem Bayazıt: Şiir avcısı"09 Temmuz 2020 Perşembe 09:33
  • Ahmet Doğan İlbey: “Aman” diye kimi çağırmalı?09 Temmuz 2020 Perşembe 09:26
  • Mehmet Aycı; Muzip Bir Sus İşareti08 Temmuz 2020 Çarşamba 16:14
  • Hüseyin Yağmur: İnsan Derisiyle Kaplı Saltanatlar08 Temmuz 2020 Çarşamba 14:04
  • İbrahim Veli: Lügat08 Temmuz 2020 Çarşamba 14:03
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim