Baskı dönemlerinin yaraları kabuk bağlasa da tamamen iyileşmiyor. Başörtülü kadınlar olarak hiçbirimiz son otuz yılı kolay geçirmedik. Kaldı ki daha evveli de var bunun. Ancak kamusal alanda başörtüsünün "engelli" varlığı özellikle "türban"ın icadıyla birlikte başladı. Başındaki örtü "türban" olarak isimlendirilen kadınlar bu otuz yıl içinde sürekli masumiyetlerini kanıtlamaya zorlandılar. Bir yerlerden, özellikle dış mihraklardan dolarla maaş alarak başlarını "kapattıkları" öne sürüldü. Bir erkeğin iradesiyle, yönlendirmesiyle örtünmeyi benimsedikleri savunuldu. Bu iddialar gazete manşetlerini sorgusuz sualsiz gerçek sanan tuzu kuru orta sınıf tarafından benimsendi üstelik. Her şekilde "türbanlı" diye isimlendirilerek geleneksel başörtülü kadınlardan ayrıştırılan genç kızların omuzlarına bir şaibe yükü bindirildi. Bu şaibe bazen darp sebebi oldu, bazen sürgün.
Güzeyya Bingöl, 28 Şubat'ın ardından gurbette bir eşik arayan başörtülü öğrencilerden. Almanya'da doğum sırasında vefat ettiği haberi, onu yurt dışına çeken soğuk dönemin üzüntülerini canlandırdı başörtüsü yasağının engellediği kadınlar arasında.
Yazının devamı için: http://www.dunyabulteni.net/?aType=yazarHaber&ArticleID=19276































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.