• İstanbul 25 °C
  • Ankara 23 °C

D. Mehmet Doğan: “Nureddin Topçu, bu toprakların tarihinden kaynaklanan bir düşünce ve ahlâk rönesansını hedefledi.”

D. Mehmet Doğan: “Nureddin Topçu, bu toprakların tarihinden kaynaklanan bir düşünce ve ahlâk rönesansını hedefledi.”
Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan, TYB Ankara Şubesinin düzenlediği çevrimiçi söyleşiye katılarak fikir adamı, felsefeci ve “muallim” Nureddin Topçu’yu anlattı.

10 Temmuz 2020 Cuma günü saat 21.30’da instagram.com/tybankarasubesi hesabından canlı olarak yayınlanan programda ülkemizin zor zamanlarında yetişen, asrın muallim ve hareket adamı Nureddin Topçu’nun hayatı, eserleri, şahsiyeti, fikirleri ve mücadelesi ele alındı. Konuşmacı D. Mehmet Doğan: “Nureddin Topçu, bu toprakların tarihinden kaynaklanan bir düşünce ve ahlâk rönesansını hedefledi.” Dedi.

Fikirleriyle lise yıllarımda tanıştım

Programda, TYB Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan, TYB Ankara Şubesi Mali Sekreteri Mehmet Yıldırım Sıddık’ın sorularını cevaplandırdı. Nureddin Topçu ve Hareket Dergisi fikir çevresini lise yıllarında tanımaya başladığını anlatan D. Mehmet Doğan, “Nureddin Topçu’nun fikirlerini lise yıllarında tanımaya başladım.  1966’dan itibaren de Hareket Dergisi’ni okumaya başladım. İlk şiirim de 1967’de bu dergide yayınlandı. Nureddin Topçu ile tanışmadan önce Hareket Dergisi çevresinden olan Ezel Elverdi ve Ali Birinci ile tanıştım. Sonra 1971 yılında kurban bayramının ikinci günü İstanbul’a gittim. Cuma günü idi, Sultan Ahmet’te namazı kıldık. Nureddin Topçu’yu Çemberlitaş’taki evinde ziyaret ettik. Bayramlaştık. İlk görüşme böyle oldu.” dedi.

Nutuk atan biri değildi

Topçu’nun sohbetlerinde hitabet havası olmadığını vurgulayan D. Mehmet Doğan, sohbet üslubuyla ilgili şunları söyledi: “Esasen Nureddin Topçu çok konuşan ve çoşkulu nutuklar atan birisi değil. Söyleyeceklerini abartmadan söyleyen, önderlik,üstadlık iddia etmeyen bir fikir adamıydı. Yüksekten konuşan bir üstat değildi. Doğru bildiği şeyleri paylaşan biriydi.

Dini motifli Anadolu milliyetçiliği

Topçu’nun felsefi anlayışı, milliyetçiliği ve İslâm toplumlarının birliği ile ilgili görüşleri hakkında bilgi veren Doğan, şunları anlattı:

 “1930’lu yıllarda açıkça fikirlerini ortaya koyan bir münevverdi. O dönemde çeşitli milliyetçilik anlayışları vardı: Resmi ideolojinin milliyetçiliği, Atatürk milliyetçiliği, Turancılığa kayan milliyetçilik, Batıcı karakterli milliyetçilik. Topçu, Anadolu milliyetçiliğini savunuyor. Anadolu’yu merkeze alan bir milliyetçilik bu.  ‘Burada büyük bir medeniyet birikimiz var,  önce bu ülkeyi güçlendirmeliyiz’ fikrine dayanıyor. Topçu diğer Anadoluculardan güçlü dini ve felsefi muhtevasıyla ayrılır. Zaman zaman Anadolu’nun ruhçu milliyetçiliği der.  Toprak, din, dil kavramlarından beslenir. İnsanın aileden başlayan ve sonsuza uzanan gelişiminde tilliyetçilik de dinlenilen duraklardan biridir. Temel hedef sonsuz varlığa ulaşmaktır. Topçu’nun milliyetçiliği güçlü bir devleti öngörür, ‘Devletsiz toplum olmaz’ anlayışı hakimdir.  Güçlü bir İslami üslup vardır. Gönül birliği, inanç birliği vardır. Siyaseten bütün ümmeti tek bir siyasi otorite altında toplamak mümkün değildir. Herkes kendi bulunduğu coğrafyada güçlensin, hayali siyasi bir ümmet üzerinden güçlü bir birlik kurulamaz.”

Sömürü ve kapitalizme karşıydı

Nureddin Topçu’nun sosyalizm anlayışı ile ilgili de bilgi veren D. Mehmet Doğan, 1960’larda  Türkiye’de  güçlü bir sosyalizm akımı var. Bu sosyalizm akımının ana besleyicisi Sovyetler Birliği’dir. Doğu -Batı çatışmasında Türkiye kapitalizm bloğundadır. Dindarlar da bu sistem içinde kapitalizmi zorunluluk olarak görürlür. İslam kapitalist bir sistem mi öngörür, sosyalist bir sistemi mi tartışmaları vardır. Bu süreçte Topçu vahşi kapitalizme karşıdır. Antikominist bir bir konumdadır, fakat sosyalizm kavramı üzerinden konuşur. Topçu’ya göre, İslam’ın temel prensipleri ve peygamberimizin hayatı kapitalist nizama değil, sosyalizm nizamına yakındır. Topçu’nun savunduğu materyalist değil, ruhçudur. Müslüman Anadolunun ruhçu sosyalizminden söz eder. Ezilenlerin hakkını savunan bir sosyalizmdir bu. Topçu’nun “sosyalizm” kavramını kullanmasının arızi bir durum olduğunu düşünüyorum. Topçu’nun bütün fikirleri incelenirse İslam’ın temel değerlerini savunduğu görülecektir.” şeklinde konuştu.

Talebe yetiştirmeye odaklanmış bir muallim

Topçu’nun öğretmenlere “sınıflara mabede girer gibi girin” tavsiyesini hatırlatan D. Mehmet Doğan, Topçunun muallimliği hakkında şunları ifade etti “Topçu’nun ‘Sınıfa mabede girer gibi girin’ sözü eğitime verdiği önemi gösteriyor. Kendisi de abdestsiz derse girmezmiş. Bir dakika geç gelmez, bir dakika da öğrencilerin zamanından çalmazmış. Talebe yetiştirmeyi tek hedef haline getirmiştir. Topçu’da öğretmen-öğrenci ilişkisi değil, muallim -talebe ilişkisi vardır.”

Ahlâk anlayışı bilmeye değil yapmaya dayanıyordu

Topçu’nun ahlâk anlayışını ‘Bilmek aklın, yapmak ahlâkın işidir’ sözünün çok güzel özetlediğini anlatan D. Mehmet Doğan, “ Topçu ahlâk kavramına büyük önem vermiştir. İsyan ahlakı, isyanın ahlakiliğini ele almıştır. İnsan önce kendi beniyle çatışır.  Önce kendi yanlışlarına, nefsine isyan eder, sonra çevresinde olup bitenlere. Bu onu ilahi yola doğru götürür. Ahlâk, düşüncesinde en temel konulardandır” dedi.

Fikirleri siyasi ortama göre evrilmezdi

Topçu’nun orijinal bir düşünce adamı olduğunu söyleyen D. Mehmet Doğan, “Çok orijinal fikirler ileri sürmüştür. Siyasete göre fikirleri değişmemiştir. Onun kendi ifadesi ile ruh cephesinin maden işçisi olarak niteleyebiliriz. Gösterişsizdir ve nümayişsizdir.  Mükafat ve ödül beklemeyen adamdır. Onu başkalarından ayıran da buydu.” dedi.

Fikirlerinden dolayı sürgün edildi

Topçu’nun ahlaki tavrı ve düşüncelerinden dolayı yalnızlaştırılmak istendiğini ve bedeller ödediğini söyleyen D. Mehmet Doğan, “İzmir’e, oradan da  Denizli’ye sürülmüştür.  İstanbul’dan İzmir’e, İzmir’den Denizli’ye sürgün gibi gelmeyebilir ancak o yıllarda belli illerde lise vardı. Hareket dergisindeki yazıları sürgüne sebep olmuştur. Öğretmenlikten atılması düşünülmüştür. Maarif Vekili Hasan Ali Yücel ile görüşmesi, bu ihtimali ortadan kaldırmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

Yunus emre ve Mevlânâ’yı önemseyen bir düşünür

Yunus Emre ve Mevlana’ya çok önem verdiğini D. Mehmet Doğan, şunları söyledi “Yunus Emre’yi Anadolu’da Türkçenin ilk büyük şairi olarak önemsiyor.  Yunus’un attığı temel üzere Türk edebiyatı yükselmiştir. Yunus Emre tasavvufi bir sima. Tekkeler halkın mekanı. Bu halk Türkçeden başka bir dil bilmiyor. Onların irşad edilmesi Türkçe şiirin yolunu açıyor. Yunus Emre, büyük bir edebi miras bırakmıştır.  Onun yolundan gidenler olarak övünmeliyiz. Mevlana’nın eserleri de Anadolu’da ortaya çıkmış miri malıdır. Özellikle Mesnevi edebiyatımızın temel kaynaklarındandır. Tasavvuf özlüdür. Tasavvuf Anadolu’da güçlü bir kaynaktır.  Mesnevi kendisinden sonraki Türkçe edebiyatın en önemli kaynaklarındandır.

Topçu’nun Mevlana ve tasavvuf kitabı vardır. Fuzuli’de sevdiği şairler arasındadır. Modern dönemden en çok  sevdiği Mehmet Âkif Ersoy’dur.  İsyan ahlâkına en uygun şair Mehmet Âkif Ersoy’dur. Topçu’nun fikir dünyası geniş. Bu dünyada Yunus da var, Mevlana da. Mehmet Âkif Ersoy’da var. Batı felsefesini de çok iyi biliyor. Ancak ayakları hep bu topraklarda.”

Felsefe konusunda din adamlarını ikna ediyor

Topçu’nun doğruları söylemekten hiçbir zaman çekinmediğini dile getiren D. Mehmet Doğan, “Topçu’yu Diyanet İşleri Bakanlığı vaızlar seminerine çağırıyor.   Topçu’nun tek ses kaydı da bu seminerdeki konuşması. Bu konuşmaya internetten ulaşmak mümkün. Vaizlere konuşuyor. Dini anlatacaklar vaazlardır. Hocalar, imamlar değil. Din adamlarının felsefenin aleyhinde olmasını eleştiriyor. ‘Büyük filozofların çoğunluğu dindardır, felsefenin başı hikmet sevgisidir’ diyor ve örnekler veriyor. Anlamadan Kuran Kerim okumanın dinin özüyle bağdaşmadığını söylüyor. ‘Mevlüd güzeldir, mevlüdçülük güzel değil’ diyor. Yani din adamlarına aslansınız kaplansınız demiyor. Eleştiriler getiriyor. Eleştiriler karşısında önce itirazlar oluyor, sonra hocaya ilgi artıyor.

Hareket Dergisi’nin politikleşmesine izin vermedi

Talebelerinin 1970’lerde Hareket Dergisi’nin yayın şeklini kendi üslubuna uygun bulmadığını belirten D. Mehmet Doğan, Topçu, siyasete meyledilmesini kendi anlayışıyla bağdaşmaz görüyor. Benim adımla birleşmiş bu ismi kullanmayın’ diyor. Hareket Dergisi, Topçu’nun talebi üzerine kapatılıyor.” dedi.

Topçu’nun tüm eserlerinin külliyat halinde yayınlandığını, eserlerinin tamamına yakınının Hareket Yayınları’ndan çıktığını anlatan D. Mehmet Doğan, daha sonra kitaplara girmeyen yazılarının derlenerek Dergah yayınları tarafından kitaplaştırıldığını belirtti.

Programın tamamı: https://www.instagram.com/p/CCeSFKMJ-nv/

 

Bu haber toplam 856 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim